05 November 2012

Siyah 'An'lar


“(...) Otoyolda canlı canlı yanan şu çocukların ailelerinin ölümsüzlüğü: Hayır kurumlarının paraya boğduğu bu aileler, toplumun hayırlı saydığı insanları tiksindiren tüketim malları gibi harcıyorlar parayı; o hayırsever insanlar ki, kendilerine araba almak için çocuklarının ölmesi gerekmiyordu ve bu yüzden de onları, sanki rastlantıymış gibi ölümcül kazalar yapıp duran şu şehirlerarası otobüslerle ucuz tatillere göndermek durumunda kalmıyorlardı hiç. Kendi çocuklarını bozuk para gibi yutanların ölümsüzlüğü, ölümü ödüllendiren toplum kurumlarının ölümsüzlüğüne cevap veriyor sadece. Bu erdemsiz çemberin içinde bulunan her şey iğrenç: En yoksul çocukları öldüren rastlantı, bu ölümü bir gelir kaynağına dönüştüren hayır kurumları, geçici bolluk için bu durumdan yararlanan ana-babalar ve onları kınayan toplum; çünkü söylentiler, onları bu münasebetsiz davranışları için mahkum etmiyor da; bu parayı akılcı bir biçimde kullanmadıkları için; örneğin bankaya yatırmak yerine, tecelli eden ilahi adaleti doğrularcasına saçıp savurdukları için mahkum ediyor. İşte toplumsal olarak adlandırılan da bu; toplumsal denenin kendi mantıksal iğrençliği de. Yoksullar ölür; ölüme layık olanlar onlardır zaten. Toplumsal olarak adlandırılan şey de işte bu vasat gerçek, bu vasat kaderdir...” / Syf. 113

“(...) Çocukların maruz bırakıldıkları işkenceden çok daha fazlasına maruz kalan bir tür varsa, o da hiç kuşkusuz, çocukların son derece saygısızca davrandıkları oyuncaklar. (Dayak yemiş, işkence görmüş nesneleri koruyacak bir vakıf ne zaman kurulacak?) Zalim tanrılardan onların günah keçisi olan kurbanlara, efendilerden kölelere, yetişkinlerden çocuklara ve çocuklardan oyuncaklara; bir türden öbürüne bağlanan bu uzun zincirin son halkası, oyuncaklar. Varlıkları birbirine eklemleyen bu zincirde, despotça keyfiliğin bütün koşulları geçerli. Hatta o, güçlü sayılabilecek tek simgesel zincir. Üst türün keyfiliğinin kurbanı olmuş bir tür, bu zincirle aynı keyfiliği alt türe yansıtıyor...” / Syf. 117

“(...) 'Michael Jackson yapayalnız bir mutant, evrenselliğiyle mükemmel melezliğin habercisi, bir bakıma ırkların ürünü olan yeni bir ırk. Günümüzde çocuklar, melez toplum düşüncesine kapalı değiller. Tam tersine, onların evreni böyle bir toplum ve Michael Jackson da onların ideal geleceğe dair hayallerinin habercisi.' (Alain Soral) Bütün bunlara, Michael'ın yüzünü yaptırdığını, saçlarını düzelttirdiğini, teninin rengini açtırdığını, kısacası titizlikle kendini inşa ettirdiğini eklemek lazım. Masum ve saf çocuk böyle çıktı ortaya -o, masallarda geçen yapay androjin ve İsa'dan çok daha iyi hakim olabilir dünyaya ve onu çok daha iyi uzlaştırabilir; çünkü o, bir tanrı-çocuktan çok daha mükemmel: Bir protez çocuk o; bizi ırklardan, cinsellikten kurtaracak ve mutasyonun hayal edilen bütün biçimlerini alabilecek bir embriyon...” / Syf. 147

No comments: