29 January 2011

athena - uyanınca

ah havada bulut yok ki daha
ah havada bulut yok ki yok
kendimizi kaybettik
o gece
sokak aralarında bakakaldık birbirimize
ah birbirimize
ah birbirimize
bakakaldık
bulutlar yok olur bir anda
o bulutlar yok
artık bahar
delik deşik olduk yine
delik deşik olduk yine
ballı ballı sütler içinde yüzerken
tenin tenime değse
elim elinde olsa
bedenimiz sevişirken
beynimiz ner'de
o bulutlu gecenin ardındayım
o bulutlar yaptı
her yer karanlık oldu..

25 January 2011

Deerhunter - Agoraphobia

 
come for me
you cover me
cover me
comfortably
comfort me..

new album: blue songs by hercules & love affair

 

19 January 2011

Dancing Nancies



Dave Matthews Band - Dancing Nancies

Could I have been
A parking lot attendant
Could I have been
A millionaire in Bel Air
Could I have been
Lost Somewhere in Paris
Could I have been
You're little brother
Could I have been
Anyone other than me
Could I have been
Anyone other than me
Could I have been
Anyone

He stands touch his hair his shoes untied
Tongue gaping stare
Could I have been a magnet for money?
Could have been anyone other than me?
Twenty three and so tired of life
Such a shame to throw it all away
The images grow darker still
Could I have been anyone other than me?

Then I look up at the sky
My mouth is open wide lick and taste
What's the use in worrying, what's the use in hurrying
Turn turn we almost become dizzy

I am who I am who I am well who am I
Requesting some enlightenment
Could I have been anyone other than me
And then I'll

Sing and dance
I'll play for you tonight
The thrill of it all
Dark clouds may hang on me sometimes
But I'll work it out
And then I
Look up at the sky
My mouth is open wide lick and taste
What's the use in worrying, what's the use in hurrying
Turn turn we almost become dizzy

Falling out of a world of lies
Could I have been a dancing Nancy a dancing Nancy
Could I have been anyone other than me? 


18 January 2011

Benim bir oğlum var..

















Banu Yelkovan bu ülkeye fazladır..


***


Benim bir oğlum var..
(Radikal Gazetesi - 19/01/2011)


Üç yaşına basmak üzere olan bir oğlum var. İyi bir insan olsun istiyorum. Dürüst olsun. Çalışkan olsun. Büyüklerini saysın. Küçüklerini sevsin. Sevildiğini ve ona her zaman güvenen bir ailesi olduğunu bilsin. Ama o, ailesine değil, en çok kendine güvensin. Her zaman elinden gelenin en iyisini yapan bir insan olsun. Elinden gelenin daha azıyla yetinmesin. Değerleri olsun. Gerekirse uğruna her şeyini feda edebileceği değerleri. Eğilmesin, bükülmesin. Kimseden fayda ummasın, kol kanat dilenmesin... Fikri, vicdanı, irfanı hür olsun...


Paylaşmayı bilsin. Ödünç aldığını geri vermeyi unutmasın. Doğru bildiğini yapmaktan çekinmesin. Konuşmak kadar, dinlemeyi de önemsesin. Dünyanın en iyi hatibi de olsa, dinlemenin konuşmaktan daha değerli olduğunu öğrensin. Kibar bir insan olsun. Başkalarına değer versin. Dedikodu yapmasın. Zor da olsa her zaman doğruyu söylesin. Oyun oynayacaksa, adil oynasın. Kuralına göre, centilmence oynasın. İşler zora girince mızıkmasın. Ne hak yesin, ne hakkını yedirsin...


Olur olmaz şikâyet etmesin. Zırt pırt ağlamasın. Affedici olsun. Sahip olduklarına şükretmeyi bilsin. Sabırlı olsun. Tabii mümkünse akıllı, yetenekli ve şanslı da... Etrafta küçük padişahlar gibi dolaşan çocuklardan olmasın... Hani her istediği alınan, her dediği yapılan... Hastalanmasın diye misafirlere galoş ikram edilen, sadece çizgi film seyredilen evlerde yaşayan... O uyanmasın diye alçak sesle konuşulan ama kendisi bar bar bağıran... Yok valla, o evlerden olmadı, olmasın bu ev. Benim oğlum, saltanatın bittiğini, bu ev sınırları içinde ya da dışında padişah olamayacağını anlasın.


Ha buna karşılık birey olduğunu da bilsin. Bu ailenin bir ferdi olduğunu, sözünün dinlenmesi için 18 yaşına gelmesi gerekmediğini, mantıklı bir şey söylüyorsa kabul edeceğimizi, tehlikeli bir şey yapıyorsa pek tabii engelleyeceğimizi, tehlike arzetmeyen her şeyin başkalarını rahatsız etmiyorsa serbest olduğunu, ona ‘koşma düşersin’ bile demeyeceğimizi, aksine koşmasını ve düşerse bir şey olmayacağını görmesini istediğimizi bilsin... Bu ev sınırları içerisinde ne anne-baba olmanın abartıldığını, ne çocuk olmanın azımsandığını düşünmesin...


Şımarık olmasın benim oğlum. Arsız olmasın. Dağıtırsa, toplamak zorunda olduğunu bilsin. Kadın-erkek işi diye bir ayrım olmadığını, ‘su getir’ derse o suyun başından aşağı döküleceğini, başka çocuğun elindeki oyuncağı çekip almasına izin vermeyeceğimizi, insan gibi almayı bilmiyorsa, o oyuncaktan kusur kalacağını tahmin etsin. Hak ve sorumluluğun kol kola yaşadığını, sorumluluklarını üstlenmeden haklarının olamayacağını anlasın. Ne 8, ne 18 yaşında silahla oynamasın benim oğlum. İçki içecekse kendi bilir ama ağzıyla, adabıyla içsin.


Yapması gereken bir işi yaptığı için övünmesin. Gerim gerim gerinmesin. Bizim ailede dürüstlüğün ve çalışkanlığın meziyet sayılmadığını, herkesin zaten öyle olması gerektiğini beklediğimizi bilsin. Düşene bir tekme de o vurmasın. Köşeyi dönmeyi beceri saymasın. Başarının eşiğinden atlayınca kavuşulacak bir kapı değil, basamak basamak çıkılacak bir merdiven olduğunu ama her çıkışın bir de inişi olabileceğini unutmasın. Haksızsa özür dilemeyi bilsin ama abartmasın. Varsın biraz naif olsun ama yalaka olmasın.


Gündem ne, sen ne yazmışsın demeyin. Duydum ki; “TT Arena’dakilerin babaları belli değildir” diyenler olmuş, en azından anneleri kim bilsinler istedim.

Ayarsız..





Flamengo'lu Rafael 'Bábby' Araújo (ex-Raptor), Mavort'u 81-80 mağlup ettikleri Amerika Ligi maçında, rakip potaya hunharca yüklenmiş..


Sonuç ortada..


*** Tıkla, videoyu da izle..

14 January 2011

11 January 2011

ve lanet olsun, bu kadar ısrarcı olmasaydım..



"(...) evden çıkıp yürümeye başladım ama ne yöne gideceğimi bilmiyordum. Zihnim, gitmeyi düşündüğüm çeşitli yönlere dönüp duruyordu ama vücudum Columbus boyunca dosdoğru yürümeye devam ediyordu. Yine de zihnimde ve duygularımda döndüğüm her yönü duyumsuyordum, farklı güdülere dönebileceğim tüm o yönlerin olasılığıyla afallamıştım, yani tüm bunlar beni başka biri yapabilirdi sanki. Çocukluğumdan beri bunu sık sık düşünürüm: Mesela her zamanki gibi Columbus'a gitmek yerine Filbert'a dönseydim, bir şey olur muydu? O zamanlar önemsiz gelen ama sonunda bütün hayatımı etkilemeye yetecek bir şey? Dönmediğim o yönde beni neler bekliyor? Böyle şeyler işte. Ve bu, yalnızlığımda bana eşlik eden bunca sabit meşgale olmasaydı, onunla mümkün olan en fazla şekilde oynamasaydım, şu anda da dert etmezdim. Ama bu saf farz ediş halinin beni korkulara götüren berbat yollarını görüyorum ve lanet olsun, bu kadar ısrarcı olmasaydım..."


Günün geç saatlerine dek böyle sürüp gidiyordu, yalnızca parçalarını, onları da bölük pörçük anımsadığım, upuzun bir öykü, bağlaç ve virgüllerle bağladığım bir perişanlık kütlesi yalnızca.

just waiting..



































kaynak: thisisnthappiness

Baby, it's cold outside!



























kaynak: thisisnthappiness

the instrument and its work



































kaynak: thisisnthappiness

Who's watching you?























kaynak: thisisnthappiness

10 January 2011