11 January 2011

ve lanet olsun, bu kadar ısrarcı olmasaydım..



"(...) evden çıkıp yürümeye başladım ama ne yöne gideceğimi bilmiyordum. Zihnim, gitmeyi düşündüğüm çeşitli yönlere dönüp duruyordu ama vücudum Columbus boyunca dosdoğru yürümeye devam ediyordu. Yine de zihnimde ve duygularımda döndüğüm her yönü duyumsuyordum, farklı güdülere dönebileceğim tüm o yönlerin olasılığıyla afallamıştım, yani tüm bunlar beni başka biri yapabilirdi sanki. Çocukluğumdan beri bunu sık sık düşünürüm: Mesela her zamanki gibi Columbus'a gitmek yerine Filbert'a dönseydim, bir şey olur muydu? O zamanlar önemsiz gelen ama sonunda bütün hayatımı etkilemeye yetecek bir şey? Dönmediğim o yönde beni neler bekliyor? Böyle şeyler işte. Ve bu, yalnızlığımda bana eşlik eden bunca sabit meşgale olmasaydı, onunla mümkün olan en fazla şekilde oynamasaydım, şu anda da dert etmezdim. Ama bu saf farz ediş halinin beni korkulara götüren berbat yollarını görüyorum ve lanet olsun, bu kadar ısrarcı olmasaydım..."


Günün geç saatlerine dek böyle sürüp gidiyordu, yalnızca parçalarını, onları da bölük pörçük anımsadığım, upuzun bir öykü, bağlaç ve virgüllerle bağladığım bir perişanlık kütlesi yalnızca.

No comments: