06 May 2010

La Ritournelle

















'İnsan' gibi hissetmiyorum bu aralar kendimi.. Bedenim yokmuş gibi geliyor.. 'Evrim'den değil, daha ziyade bir 'devrim'den bahsediyorum.. Onlarca anı yakıldı son bir ayda, külleri hala kavanozda duruyor, yatağımın ucunda.. Çok çizik atıldı isimlerin üstüne ve hiçbiri gerçeği bilmiyor.. Elde avuçta kalanlarla avunuyorum şimdi.. Zor mu? Zor.. Ağır mı? Hiç sorma..

Ağustos sıcağında dizime kadar karda yürüyorum sanki.. Öyle kimliksiz, öyle hissiz.. Bir 'sabit' arayacak olsam, her seferinde kendime dönüyorum.. O da yetmiyor; sıfırlıyorum ne varsa.. En derin acıları siliyor, kör noktalarımı temizleyip öyle dalıyorum uykuya..

Ama sabahlar hep aynı, değişmiyor.. "Bir anlamı olmalı!" diye mırıldandığım zamanlar tarih oldu, sözlerim artık kayıtlara geçmiyor.. Hükmedemiyorum kendime, zihnim bedenimden gayrı hareket ediyor.. Zamanı durdurup, dolaşmak istiyorum insanların arasında.. O donuk yüzler bana, gerçekte olduklarından daha samimi geliyor..

Mevzu basit aslında; sakinleşemiyorum.. Derin bir nefes, sıcak bir kahve, uzun bir uyku dahi kar etmiyor.. Her rüyam kabusa, tutunduğum her dal toza dönüyor..

Vardığım noktada, bugüne ait değilim artık.. Dün geçti gitti, yarın çok uzak.. Ve o boşlukta, elle tutulamayan-gözle görülemeyen bir ben; yanmaktan ziyade, ağır ağır sönüyor..


Oh nothing’s gonna change my love for you
I wanna spend my life with you
So we make love on the grass under the moon
No one can tell, damned if I do
Forever journeys on golden avenues
I drift in your eyes since I love you
I got that beat in my veins for only rule
Love is to share, mine is for you..



No comments: