21 May 2010

13 Adam - 13 Hikaye














Bursaspor-Beşiktaş ve Fenerbahçe-Trabzonspor maçlarının ardından şampiyonluğu ya da bu iki maçın içindeki hikayeleri konuşmaktan imtina eden medya ve kamuoyu, kimin kime yattığını, hangi kalecinin şike yaptığını ve daha nice abes mevzuyu tartışmaktan, Bursaspor’un şampiyonluğunu kutlamaya ya da kesişim kümesindeki hikayeleri ön plana çıkarmaya fırsat bulamadı.

Oysa, küçük detaylarla mutlu olabilenler için sadece bu iki maça bakmak bile yeterliydi. Zira, saha içinde yaşananlar bir yana, dikkatleri asıl cezbeden insan hikayeleriydi. Burak Yılmaz bugün, ‘orta açmak isterken attığı golle Fenerbahçe’yi şampiyonluktan eden futbolcu’ olarak anılıyor. Mustafa Keçeli’nin karşısında ‘Bursaspor sol beki’ yazıyor. Ertuğrul Sağlam, beşinci şampiyonun teknik direktörü, Onur Kıvrak Kadıköy’de devleşen genç kaleci, Ali Tandoğan da şampiyon takımın sağ beki. Hepsi bu kadar değil mi? En azından bizlere sunulan hikayelerde ötesine rastlayamadığımız aşikar.

Halbuki, bu isimleri 16 Mayıs’ta iki ayrı yerde buluşturan nedenlere baktığımızda basit bir tesadüfün ötesinde, ilgi çekici detaylara ve kadere işaret eden insan hikayelerine rastlıyoruz.

İşte o 13 isim ve 13 ayrı hikaye...

Burak Yılmaz: Fenerbahçe tarafından, ara transfer döneminde üstüne para verilip Gökhan Ünal karşılığında Trabzonspor’a gönderildi. Ligin son haftasında attığı golle, Fenerbahçe’yi şampiyonluktan etti.

Gökhan Ünal: Devre arasında Trabzonspor’dan Fenerbahçe’ye transfer oldu. Türkiye Kupası finalinde eski takımına karşı 87. dakikada oyuna girdi, ama skoru değiştiremedi. Kader maçında ise -uzatmalarla birlikte- son 10 dakika sahadaydı. Yakaladığı tek pozisyonda ise Onur’u geçemedi.

Serkan Balcı: Fenerbahçe’den gönderilen bir diğer isim. Şampiyonun belirlendiği maçta Kadıköy’e Trabzonspor formasıyla çıkan isimler arasındaydı.

Onur Kıvrak: Karşıyaka’da oynarken, Rıdvan Dilmen’in tavsiyesi üzerine Fenerbahçe’nin radarına girdi. Sarı-Lacivertliler, Onur için Karşıyaka’ya 900 bin TL önerdi, Karşıyaka 1 milyon TL’de ısrar etti. Bu noktada devreye Trabzonspor girdi ve 500 bin euro karşılığında Onur’u kadrosuna kattı. Milli kaleci, Türkiye Kupası finalindeki performansıyla Bordo Mavilileri zafere taşırken, ligin son haftasında Kadıköy’de adeta devleşerek şampiyonluk yarışının kaderini çizdi.

Egemen Korkmaz: Geçen sezonun başında, kaptanlık görevini yürüttüğü Bursaspor’dan ayrılıp Trabzonspor’a transfer oldu. Bursa taraftarıyla arası açık olan Egemen, ligin son haftasında Kadıköy’e çıktı ve kusursuz performansıyla Fenerbahçe’nin hücumcularına geçit vermedi. Egemen böylece, eski takımına şampiyonluk yolunu açarken, bir yandan da Bursa taraftarıyla arasındaki buzları eritmeyi başardı.

Şenol Güneş: 1996’da, Avni Aker’de Fenerbahçe’ye 2-1 mağlup olup şampiyonluğu kaybeden takımın başındaydı. 2005’te, 29. haftada Kadıköy’de yine 2-1 kaybediyor ve tartışmalı pozisyonlarıyla hatırlanan bu maçın ardından, sezon sonunda üç puan farkla şampiyon Fenerbahçe’nin arkasında ikinci sırada kalıyordu. Aynı Şenol Güneş, Güney Kore macerası sonrası bir kez daha Trabzonspor’un başına geçti. Yönetimi ele aldığında Onur Kıvrak takımın üçüncü kalecisiydi. Güneş’in ilk işi eldivenleri Onur’a vermek oldu. Bu kararının ilk meyvesini Türkiye Kupası ile aldı. Devamında da ligin son haftasında Fenerbahçe’yi şampiyonluktan ederek 14 yıllık hesabı kapattı.

Ertuğrul Sağlam: Metalist Kharkiv deplasmanındaki 4-1’lik mağlubiyet, Beşiktaş kariyerine nokta koydu. Sağlam ile yollarını ayıran Beşiktaş, sezon sonunda Mustafa Denizli yönetiminde şampiyonluğa ulaştı. Ertuğrul Sağlam ise Bursaspor ile tarih yazmak için bir sonraki yılı bekliyordu. 2009-2010 sezonunun son maçında Bursaspor’un başında, şampiyonluk için sahaya çıktığında rakip Beşiktaş’tı. Sağlam’ın öğrencileri sahadan 2-1 galibiyetle ayrılırken, Kadıköy’den gelen haber ile birlikte şampiyonluğun 26 yıl sonra İstanbul dışına çıktığı resmiyet kazanıyordu.

Hüseyin Çimşir: Hikayesi Egemen’le benzerlik gösteriyor, ancak bir farkla; Hüseyin kazanan tarafta, Egemen ise kazandıran. Sezon başında kaptanlık yaptığı Trabzonspor’dan ayrılan Hüseyin’in yeni adresi Bursaspor’du. Ligin son haftasında eski takımı Kadıköy’den bir puan çıkarınca, kariyerinin ilk şampiyonluk sevincini yaşadı.

Ali Tandoğan: Beşiktaş’tan gönderilişi kovulmaktan beterdi. 16 Mayıs 2010’da Bursa Atatürk Stadı’nın çimlerine Bursaspor formasıyla çıktı, rakip ise Beşiktaş’tı. Eh, hikayenin sonunu biliyorsunuz zaten.

Tomas Zapotocny: Bursa’daki şampiyonluk maçında forma giymediğini bir kenara koyarsak, Ali Tandoğan için yazdıklarımızın aynısı Zapotocony için de geçerli. Hoş; o da ilk yarıda İnönü Stadı’nda attığı galibiyet golüyle beraberliği bozup, takımına ekstra iki puan kazandırmıştı. Şampiyonluk yarışının bir puan farkla sonuçlandığını düşünürsek, Zapo’nun payını da teslim etmek gerekiyor. Unutmadan; Zapotocny geçen yıl da Beşiktaş formasıyla şampiyonluk yaşamıştı.

Christoph Daum: 2006’da, Denizli’de son hafta şampiyonluğu Galatasaray’a kaptırdıktan sonra kovuldu. Üç sezon sonra, ‘üst üste üç şampiyonluk’ sloganıyla yeniden göreve getirildi. Son haftaya yine lider girdi ancak bu kez Kadıköy’de Trabzonspor’a takılıp şampiyonluğu Bursaspor’a kaptırdı. Ve bu, muhtemelen Fenerbahçe’nin başındaki son maçı oldu.

Mustafa Keçeli: 2006’da, Denizli formasıyla son haftada attığı golle Fenerbahçe’yi şampiyonluktan etti. 2010’da, Bursaspor formasıyla son haftada şampiyonluğu Fenerbahçe’nin elinden alan isimler arasındaydı.

Rüştü Reçber: 2006’da Denizli’de şampiyonluğu kaptıran Fenerbahçe’nin kalesini koruyordu. 2010’da, Bursaspor deplasmanında bu kez Beşiktaş’ın kalesindeydi. Takımının 2-1’lik mağlubiyeti ve eski takımının sahasındaki Trabzonspor beraberliği sonrası şampiyonluk el değiştirirken, bu kez üzüntüye değil, sevince tanıklık ediyordu.

No comments: