23 July 2009

Tutulmadan manzaralar..



Kaynak: TheBigPicture








21. yüzyılın en büyük güneş tutulması gerçekleşti.. Hindistan'ın doğusundaki Taregna köyünde başlayan 6 dakika 39 saniyelik tutulma, Nepal, Myanmar, Bangladeş, Butan ve Çin'den de takip edilebildi..

Kaynak: Radikal

22 July 2009

Arada kaaaldım!



Koptum..
Susam Sokağı'ndan ötesi geldi mi peki? Sanmıyorum..

21 July 2009

Pete 'Pistol' Maravich & William Mapother a.k.a. 'Ethan Rom'






*** Biraz zorlama oldu ama neyse..

Bayern Münih'ten neden nefret ediyorlar?


-Bayern Münih, ‘Almanya’nın en nefret edilen kulübü’ unvanını uzak ara elinde bulunduruyor..

-Bunun en büyük nedeni, Bayern’in diğer kulüplere yaşama şansı vermeyen ve onları her daim baskı altında tutan politikaları.. Almanya’da parlayan her oyuncu, kariyerinin bir döneminde mutlaka Bayern Münih’e transfer oluyor.. Bayern, rakiplerinin güçlenmesine asla izin vermiyor.. Şampiyonlar Ligi’nde final oynayan Bayer Leverkusen’den Michael Ballack ve Ze Roberto’yu, şampiyonluk görmüş Werder Bremen’den Miroslav Klose’yi, Stuttgart’tan Alman Milli Takımı oyuncusu Mario Gomez’i, Borussia Mönchengladbach'ın genç yıldızı Alexander Baumjohann'ı transfer etmeleri, son dönemdeki en bariz örnekler.. Schalke, Borussia Dortmund, Werder Bremen, Hamburg, Stuttgart ve diğerleri.. Hepsi de yükselişe geçtikleri anda, yıldızlarını Bayern Münih’e kaptıracaklarını biliyorlar.. Bu dominant yapı, doğal olarak büyük bir nefreti de beraberinde getiriyor..


-Nefretin bir diğer yönü de kulübün sembol isimleri.. Franz Beckenbauer, Alman futbolunun gelmiş geçmiş en büyük ismi olabilir ancak kendisi bir Bayern Münih’li.. Hem de başkan olacak kadar kulübüne bağlı.. Beckenbauer’in Alman futbolundaki etkisi, yıllar içinde terazinin dengesini birçok kez Bayern lehine değiştirdi.. 'Zieht den Bayern die Lederhosen aus' isminde bir kitap bile yazılmış bu konu hakkında.. Kitapta yer verilen konular arasında, Bayern adının karıştığı skandallar, anti-etik hareketler, baskılar, lobi hareketleri, illegal dayatmalar bulunuyor.. Beckenbauer’den sonra dominasyonunu en çok hissetiren isim ise Uli Hoeness.. Gerekirse, Alman Milli Takımı’nın başına geçecek ismi belirleyecek kadar cüretkar olabiliyorlar.. Zamanında Christoph Daum’un milli takım görevine taş koyanlar Beckenbauer ve Hoeness’di.. Almanya’da kimse, bu ikiliden daha büyük bir kamuoyu baskısı yaratamıyor.. Gerektiğinde medyayı, kurumları kendileri için kullanmaktan kaçınmıyorlar.. Christoph Daum da zamanında bu baskıyı en çok yaşayan isimlerden biriydi.. Kokain skandalının Alman kamuoyunda bu kadar uzun süre tartışılmasında bu ikilinin rolü azımsanamayacak kadar büyüktü..



-
Bayern’in Almanya’daki lakaplarından biri de ‘FC Hollywood’ ve kendilerine karşı kurulmuş ‘antibayern.de’ isimli bir internet sitesi bulunuyor..

-Endüstriyel futbolun Almanya’daki kalesi olarak görülüyorlar.. Yani; “Büyük balık küçük balığı yer”, “Sadece güçlü olan yaşayabilir” ve “Başarıya giden her yol mübahtır” mottoları, en çok Bayern Münih’le özdeşleştiriliyor..

-Bayern’in korkutucu gücü, beraberinde tepki ve nefret getiriyor.. Saygı konusunda bir sorunları hiç olmadı, ancak sevilmiyorlar.. 80 milyon Alman vatandaşı içinde 10 milyon taraftara sahip Münih ekibi, nüfusun geri kalanı tarafından nefretle anılıyor.. 70 milyon kişi, açık bir şekilde Bayern’den nefret ediyor.. Almanlar bu durumu, “Ya onlardansınızdır ya da onlardan nefret edersiniz” diyerek özetliyor.. Yapılan bir araştırma da bunu doğrular nitelikte.. Araştırmaya göre, -her ne kadar 10 milyon Bayern taraftarı iddialarına ters düşse de- Almanların %92’sinin Bavyera ekibinden nefret ettiği iddia ediliyor.. Sonuç bölümünde verilen mesaj ise yoğun ironi içermekte; “Nüfusun %8’i sizinle dost olmak ya da sizlerden biri gibi görünmek isteyebilir.. Ancak bunun nedeni, başka bir arkadaş bulamamalarıdır



-
Ünlü Alman müzik grubu ‘Die Toten Hosen’, ‘Bayern’ isimli şarkısında, toplumun geneline yayılan bu nefreti çok net bir biçimde ifade ediyor;

Kesinlikle emin olduğum bir şey var ki;
Asla Bayern’e gitmeyeceğim

20 yaşındaki bir süper yetenek olsam da
Real Madrid ve Manchester United kapımı çalsa da
Milli takımda oynasam ve kendimi bütünüyle hazır hissetsem de
Uli Hoeness kapımda yatsa da
Kalbimi onlara açmayacağım

Bayern’in adamları gibi karakterimden ödün vermeyeceğim
Anlatmak istediğim;
Bayern’e karşı değilim, ama onlar gibi olmak istemiyorum

Hayat böyle daha güzel değil mi?
Bayern’e giderek kendi kuyumu kazamam

Çok şey yaşasam
Ve beni zor bir gelecek beklese de

Asla Bayern’e gitmeyeceğim
İnsanın ne kadar bozuk bir ailesi olmalı ki
Gidip böyle bir kulübe imza atsın

Biz Bayern’e asla gitmeyeceğiz


*** Çeviri '3 aşağı-5 yukarı' formatında.. İdare edin..


Porto vs '3 Büyükler'



Dünya futbolunda, bugünlerde paranın hükmü geçiyor..

Bu, Avrupa’dan tutun Güney Amerika’ya, Asya’dan Afrika’nın ücra köşelerine kadar neredeyse herkesin kabullendiği bir gerçek artık..

Kulüplerin git gide şirket yapısına büründüğü futbol dünyasında, düzene uymayanların yaşama şansı kalmıyor.. Tabii, her iş kolunda olduğu gibi burada da farklı seçenekler sizi bekliyor..

Harcayan bir kulüp olabilirsiniz, ancak bunun için geniş bir pazarlama ağına sahip, güçlü bir marka olmanız gerekiyor..

Ya da üreten bir kulüp olmayı seçip, yetiştirdiklerinizle ayakta kalmaya çalışabilirsiniz.. Tıpkı Porto’nun yaptığı gibi..

Portekiz’in Avrupa’daki en büyük markası olarak kabul edilen Porto bugün, -sayısı iki elin parmaklarını geçmeyecek Real Madrid, Chelsea, Manchester United gibi devler bir yana- doğru bir model arayışındaki kulüpler için en uygun örnek belki de..

Son 5 yıla baktığımızda, Portekiz temsilcisinin en az '1 milyon euro' bonservis bedeli kazanarak yollarını ayırdığı futbolcu sayısının 26 olduğunu görüyoruz..

Elde edilen gelir ise 315 milyon euro..

Yani; her sene ortalama 5 futbolcuyla yollarını ayıran Porto, sezon başına 63 milyon euro gelir elde ediyor.. Başka bir şekilde özetleyecek olursak; Dragao’ya veda eden her futbolcu, kulübün kasasına yaklaşık 13 milyon euro bırakıyor..

Bu 5 sene içinde kimler ayrılmış bir de ona bakalım;;

2007’de, 31.5 milyon euro karşılığında Manchester United’a transfer olan Anderson rekoru elinde bulunduruyor.. Brezilyalıyı, 30’ar milyon euro’yla Pepe ve Ricardo Carvalho takip ediyor.. Listede, 20 milyon euro ve üzeri bonservis bedeliyle ayrılan 5 isim daha var.. Quaresma, Lisandro Lopez, Deco, Bosingwa ve Paolo Ferreira..

Bu süreçte Porto’nun yaptığı harcama ise 93 milyon euro.. 18 milyon euro karşılığında Marsilya yolunu tutan Lucho Gonzalez de 10 milyon euro ve üzeri bonservis bedeli ödedikleri tek isim.. İthalat-ihracat dengesindeki bu eşsiz düzen, 5 yıllık süreçte 222 milyon euro artı veren bir transfer bilançosu anlamına geliyor..

Porto, oyuncu satmaktan kesinlikle çekinmiyor.. Aksine, yetiştirdiği ya da transfer ettiği futbolcuları 2-3 sene içinde parlatıp, Avrupa devlerine servis ediyor..



Peki, bizde işler nasıl yürüyor?

Oyuncu satmayı zaaf olarak gören '3 Büyükler'in son 5 yıllık bakiyesine baktığımızda, 130 milyon euro’yu aşkın bir zararla karşılaşıyoruz..

Listede başı çeken, yaklaşık 51 milyon euro eksi veren Beşiktaş.. Siyah-Beyazlıları 48 milyon euro ile Fenerbahçe takip ediyor.. Galatasaray’ın da oyuncu alım-satımındaki zararı 32 milyon euro civarında..

Porto’nun 5 yıl içindeki karıyla, '3 Büyükler'in toplam zararını kıyasladığımızda ortaya çıkan rakam ise 350 milyon euro’yu aşıyor..

Yani bir başka deyişle; yanlış transfer politikaları, ülke ekonomileri arasında 350 milyon euro’luk bir fark oluşturuyor..

Peki, bu fark sportif anlamda nasıl bir karşılık buluyor?

Son 4 sezonu şampiyon kapatan Porto, Şampiyonlar Ligi’nde 3 kez gruptan çıkma başarısı gösterip, 1 kez çeyrek final oynuyor.. '3 Büyükler' ise aynı dönemde çeyrek finali sadece 1 kez görebiliyor..

Sonuca baktığımızda, '3 Büyükler'i hem mali anlamda, hem de sportif açıdan fersah fersah geride bırakmış bir modelle karşılaşıyoruz..

Doğru bir incelemeyle, '3 Büyükler'in Porto’dan ilham almaları hala mümkün.. Kaçan treni yakalamak için, trenden el sallayanların neler yaptığını görmek ve buna göre hareket etmek yeterli belki de..

Ancak bunun için, belli algıların değişmesi ve toplu bir bilinçlenme süreci gerekiyor.. Ki dürüst olmak gerekirse, işin zor kısmı da tam olarak burada başlıyor..

19 July 2009

Killer Queen



She keeps Möet et Chandon

In her pretty cabinet
"Let them eat cake" she says
Just like Marie Antoinette
A built-in remedy
For Khrûschchèv and Kennedy
At anytime an invitation
You can't decline

Caviar and cigarettes
Well versed in etiquette
Extraordinarily nice

She's a Killer Queen
Gunpowder and gelatine
Dynamite with a laser beam
Guaranteed to blow your mind (Anytime)

Recommended at the price
Insatiable an appetite
Wanna try?

To avoid complications
She never kept the same address
In conversation
She spoke just like a baroness
Met a man from China
Went down to Geisha Minah

But then again incidentally
If you're that way inclined

Perfume came naturally from Paris (naturally)
For cars she couldn't care less
Fastidious and precise

She's a Killer Queen
Gunpowder and gelatine
Dynamite with a laser beam
Guaranteed to blow your mind (Anytime)

Drop of a hat she's as willing as
Playful as a pussy cat
Then momentarily out of action
Temporarily out of gas
To absolutely drive you wild, wild...
She's all out to get you

She's a Killer Queen
Gunpowder and gelatine
Dynamite with a laser beam
Guaranteed to blow your mind (Anytime)

Recommended at the price
Insatiable an appetite
Wanna try?
You wanna try...

Queen - Killer Queen


***
İddia ediyorum; her sabah bir doz bu şarkıdan alanın sırtı yere gelmez, yüzünden tebessüm, karnından kelebekler eksilmez.. Placebo gibi, mutluluk çubuğu gibi bi' şey şerefsizim..

18 July 2009

Colour



I'm alone with you so far
It doesn't matter where you are
I want to wash up on your shore
More beauty then i've seen before no secret lover
Will ever take the place of you
Colour me blue
As you
I want to see you yesterday
The little things in your way
It's in your eyes i realize
The parallels of our disguise
No single other
Can understand my point of view
Colour me blue
As you
Colour me blue
As you
With you now i've come to find
That my love for you was blind
Was it the depths of your sea
That pulled me from you
Or you from me
I want to see you yesterday
The little things in your way
Your happiness and sorrow too
They only come in shades of blue
But no other colour
Could give off quite a hue
Colour me blue
As you
Colour me blue
As you
Colour me blue
As you
Colour me blue

Soulstice - Colour

San Fermin'den manzaralar..

















Kaynak: BigPicture


07 July 2009

It's time to say goodbye!


Rebbie Jackson, Janet Jackson, Randy Jackson, Tito Jackson, Marlon Jackson, Jackie Jackson, Jermaine Jackson



Paris Michael Katherine: “I just want to say ever since I was born, Daddy has been the best father you can ever imagine. And I just wanted to say I love him so much”






Bükreş, Romanya


Port-au-Prince, Haiti

****************************************************


Lay your head where my heart used to be
Hold the earth above me
Lay down in the green grass
Remember when you loved me

Come closer don't be shy
Stand beneath a rainy sky
The moon is over the rise
Think of me as a train goes by

Clear the thistles and brambles
Whistle 'Didn't He Ramble'
Now there's a bubble of me
And it's floating in thee

Stand in the shade of me
Things are now made of me
The weather vane will say
It smells like rain today

God took the stars and he tossed them
Can't tell the birds from the blossoms
You'll never be free of me
He'll make a tree from me

Don't say good bye to me
Describe the sky to me
And if the sky falls, mark my words
We'll catch mocking birds

Lay your head where my heart used to be
Hold the earth above me
Lay down in the green grass
Remember when you loved me

Cibelle - Green Grass


***
'Veda' için en uygunu bu sanki.. Hem belki, yeşil çimenlerin altından seslendiğini de duyarız bir gün, kim bilir?!..

We Are People



We can remember
Swimmin' in december
Headin' for the city lights
In nine' seven' -five

We share at each other
Nearer than farther
The scent of lemon
Drips from your eyes

We are the people that rule the world
A force running in every boy and girl
All rejoicing in the world
Take me now
We can try

We lived an adventure
Love in the summer
Followed the sun 'til night
Reminiscing other times of life

For each every other
The feeling was stronger
The shock hit eleven
We got lost in our eyes

I care too well when I think you’re gonna leave but I know I try
Are you gonna leave me now
Can’t you be believin' now

Can you remember the human life
It was still where we’d energize
Lie in the sand and visualize
Like it's '75 again

We are the people that rule the world
A force running in every boy and girl
All rejoicing in the world
Take me now
We can try

I'm in love with everything about you
You know everything about me
We know everything about us

Empire of The Sun - We Are People


***
Son zamanlarda dinlediğim en sağlam 3-5 şarkıdan biri olabilir.. Sözler ayrı, vokal ayrı, müzik ayrı güzel.. '5-pekiyi!' veriyorum, kıyağım olsun.. Hadi bakalım..

15!



Videoyu blog'a koyamadığım için linkini veriyorum ve ardından sadede geliyorum;

En başta söylemem gerekir ki 3:19'da çıkan adam hala tektir benim için.. Roger Federer 20. Grand Slam'ini de alsa bu değişmeyecek..

Bi' tarafta Andre Agassi, Boris Becker, Stefan Edberg, Jim Courier, Patrick Rafter, Gustavo Kuerten, Marcelo Rios, Goran Ivanisevic, Yevgeny Kafelnikov, Carlos Moya ve Marat Safin gibi isimlerle aynı dönemde oynamış Pete Sampras duruyor.. Diğer tarafta ise tek büyük rakibi Rafael Nadal olan Federer.. Karşılaştırmak bile istemiyorum..

Ne Lleyton Hewitt, ne Andy Roddick, ne Novak Djokovic (en azından şimdilik), ne de Juan Carlos Ferrero.. Hiçbiri yukarıdaki isimlerle yarışacak düzeyde değiller.. Federer'in en büyük şansı (kişisel görüştür; tıpkı yazının bütünü gibi), erkekler tenisinin kalite açısından düşüşte olduğu bir döneme denk gelmiş olması.. Ve kim ne derse desin, bu görüşlerimin arkasında durmaya devam edeceğim..


Ancak, bütün bunları bir kenara bırakırsak; sevmesem de kendisine büyük bir saygı duyuyorum.. Ne olursa olsun 15 Grand Slam şampiyonluğu kazanmış birinden bahsediyoruz.. Ben de bu vesileyle kutlamış olayım kendisini..

Öptüm gözlerinden Roger!

Kaynak: ATP

01 July 2009

Murray



Andy Murray'nin çıplak fotoğrafları için, videoyu aç, 01:45'e gel..


*** şaka len şaka, aç izle işte, top sektiriyor pek güzel..

Kaynak: Off The Post