31 October 2009

Guardiola'yı neden seviyorum?




Real Madrid'de zor günler geçiren meslektaşı Manuel Pellegrini hakkında;

"Pellegrini, Villarreal'de nasılsa Madrid'de de öyle.. Oynattığı futboldan aynı tadı alabiliyorsunuz.. Ama insanlar, kupaların Ekim ayında kazanılacağını zannediyor.. Hayır; aksine bu oldukça zaman gerektiren bir süreç.. Kendisine dünyanın en büyük şansını diliyorum.. Çünkü o harika bir teknik direktör.."

***************************************************

"Real Madrid'i kötü gösteren Barcelona'nın üstün performansı mı?" sorusu üzerine;

"Biz kendi yaptıklarımızdan sorumluyuz, onların zaferleri ya da yenilgilerinden değil.. Aynı şekilde, Real Madrid'in kötü görünmesine sebep olduğumuzu iddia edecek kadar küstah ve kibirli de değiliz.."


28 October 2009

Eboue ve ayıları..





Kaynak: TheSpoiler

Batug.com's Season Preview 2009-10



Batug.com'u ve yazar kadrosunu, NBA ile ucundan kıyısından alaka kuran herkes zaten tanıyor.. Ancak şu son çalışmayla, standartların fersah fersah üstüne çıktıklarını söylemek lazım..

Yeni sezon öncesi, 30 ayrı yazarın kaleminden, 30 takımın değerlendirmesi.. Hem de 'online dergi' formatında.. Hem de 134 sayfa.. İçerik batug.com'dan da alıştığımız üzere fevkalade, lakin tasarımda filmi koparmışlar.. Tek kelimeyle leziz!..









Not #1: Knicks ve Thunder sayfaları özel seçim; maksat rengimiz belli olsun..

Not #2: Timberwolves ise Gökhan Özşahin'in Oscar'ı hak eden performansıyla listemize zirveden giriş yapıyor..

Not #3: Ha bi' de unutmadan; hasta gibi bir oturuşta bitirmeyin, tadı damağınızda kalıyor!

MLS Top 10



MLS'te bu sezon atılan en iyi 10 gol..
Sıralamaya itirazım olsa da gollerin hepsi arşivlik, o kesin..

Music Mega Quiz




Yukarıdaki resim, Virgin Digital'ın hazırladığı bir quiz'den ibaret..

Resimdeki objeleri, 70 farklı müzik grubuyla ilişkilendirmenizi istiyorlar.. Cevaplara bakmadan denemek isteyenler için orijinal halini koydum.. Aşağıda da cevapların yer aldığı haberi ve bulmacanın tamamlanmış halini bulabilirsiniz..

Not: Resimlere tıkla; büyüsün, kocaman olsun!




27 October 2009

Liverpool'un cevabı gecikmedi!



The Racing Rats




When the time comes
You're no longer there

Fall down to my knees

Begin my nightmare

Words spill from my drunken mouth

I just can't keep them all in

I keep up with the racing rats

And do my best to win


Slow down little one

You can't keep running away

You mustn't go outside yet

It's not your time to play

Standing at the edge of your town
With the skylight in your eyes

Reaching out to gods

The sun says it’s goodbyes


If a plane were to fall from the sky

How big a hole would it leave

In the surface of the earth


Let's pretend we never met

Let's pretend we're on our own

We live different lives

Until our covers blown

I push my hand up to the sky
Shade my eyes from the sun

As the dust settles around me

Suddenly night time has begun


If a plane were to fall from the sky

How big a hole would it leave

In the surface of the earth

The surface of the earth


Come on now

You knew you were lost

But you carried on anyway

Oh come on now

You knew you had no time

But you let the day drift away


If a plane were to fall from the sky

How big a hole would it leave

If a plane were to fall from the sky

How big a hole would it make

In the surface of the earth

The surface of the earth



Editors - The Racing Rats

26 October 2009

Requiem For a Jerk




Listen to the organ that I play for you
Since you got no choice, hear me through
You look as if you like it but you seem reserved
It's my requiem for a jerk

I wrote it in the bath on my breakfast tray
Cut my appetite for the day
I tried to raise a toast, ate this second verse
Buttered requiem for a jerk
It's an afternoon for mourners but the tears don't come
Got what you deserved, the maximum

Well I'm getting sentimental but it's too much work
What's a requiem, to a jerk

(Françoise Hardy)

Well the devil left a message -
"Go try paradise
Hell's a lot too hot
Not too nice
Try to take on god if you've got the nerve
Even I don't need stupid jerks"

(Brian Molko)

Listen to the organ that I play for you
Since you got no choice, hear me through
You look as if you like it in your wooden shirt
It's my requiem for a jerk

I wrote it in the bath on my breakfast tray
Cut my appetite for the day
On your white-washed face
Blue steel prison wall
I'll write stupid jerk

That's all..


Brian Molko, Françoise Hardy & Faultline - Requiem For a Jerk

24 October 2009

La Masía 30 yaşında!




20 Ekim 1979'da dönemin Barcelona Başkanı Josep Lluís Núñez tarafından kurulan ve kulübün altyapısına ev sahipliği yapan 'La Masía' 30 yılı geride bıraktı..

El Mundo Deportivo'nun internet sitesinde, konuyla ilgili bir anket düzenlenmiş;

"Kuruluşundan bugüne, La Masía'dan çıkmış en sembol oyuncu hangisidir?"

Josep Guardiola yüzde 49'la zirvede yer alıyor,
Puyol yüzde 26 ile ikinci sırada,
Xavi ve Messi'nin oy oranı yüzde 9,
Iniesta ve Amor ise yüzde 3'te kalmış...

**********************************************

Pep
, oyunculuk döneminde adını Barcelona tarihine kazımayı başarmıştı..

Ancak, bu anket de gösteriyor ki; teknik adamlık dönemi ve geride bıraktığı rüya gibi sezonla birlikte, kulüp tarihinin en büyük efsanesi olma yolunda uygun adımlarla ilerlemeye devam ediyor..

Bağlasan durmaz..




Soru: "Barcelona'yı nasıl durdurmayı planlıyorsunuz?"

Real Zaragoza Teknik Direktörü Marcelino: "6 ya da 7 oyuncuyu bağlamayı düşünüyorum!"


23 October 2009

Stojkovic hala formda!



Dragan Stojkovic'i hatırlarsınız;

Yugoslav futbolunun yetiştirdiği en büyük yeteneklerden biri olduğu konusunda şüphe yok.. Ayrıca, Japon futboluna gerek oyuncu gerekse de teknik direktör olarak uzun yıllar hizmet ettiğini ve bir nevi turizm elçisi olduğunu da ekleyelim..

Stojkovic, bugünlerde J-League takımlarından Nagoya Grampus Eight'i çalıştırıyor.. Sırp teknik adamın morali, Asya Şampiyonlar Ligi yarı finalinde Al-Ittihad karşısında aldıkları 6-2'lik yenilgi nedeniyle bugünlerde biraz bozuk..

Stojkovic'i buraya taşıyan olaysa geçtiğimiz hafta J-League'de, Yokohama deplasmanında yaptığı bir hareket -ya da bir vuruş mu demeliyim?-..

Maçın 6. dakikasında, oyuncusu Akira Takeuchi'nin oyundan atılmasına sinirlenen Sırp teknik adam, saha içinden yedek kulübesine doğru gönderilen topa öyle bir vuruş yaptı ki; pozisyonun devamında hakem tarafından saha dışına yollanması bile haber değerini çoktan kaybetmişti..

İşte o vuruş;


Buzzer-Beater by Khryapa!



CSKA Moskova, Maroussi deplasmanında son saniyeye 65-63 geride girdi..
Ancak, Viktor Khryapa'nın hala söyleyecek bir sözü vardı..

22 October 2009

Balataları mı?!



Yani, neresinden tutsam elimde kalıyor.. Gülmekten fırsat bulsam, anlamlandırmaya çalışacağım ama yok; o da olmuyor.. Üşenmeyip 'balata' almışlar bi' de.. Büyük fiyasko!

Not: Cemal Hünal'ın 00:24'teki surat ifadesine dikkat!

21 October 2009

Fatih Terim'in Milli Takımı



Fatih Terim'in milli takıma vedasının ardından, birkaç küçük istatistikle geçmiş dönemi irdelemek istedim..

Malum; yakın geleceğin bir fotoğrafını çekeceksek çok da geriye dönmemek ve resmi müsabakaları hesaba katmak durumundayız.. Bu sebeple, araştırmayı Dünya Kupası eleme grubu maçlarıyla sınırlı tuttuğumu belirtmem lazım..

İstatistiki verileri analiz ettiğimizde, Terim'in oynatmak istediği formasyon ve tercih ettiği oyuncularla ilgili güzel ipuçları yakalayabiliyoruz..


************************************


Büyük resimle başlayalım;

- 10 maçlık eleme grubu serüveninde toplam 52 oyuncu milli takıma davet edilmiş;

Volkan Demirel

Sinan Bolat

Rüştü Reçber

Tolga Zengin

Serdar Kulbilge

Serkan Kırıntılı

Ufuk Ceylan


Gökhan Gönül

Hakan Balta

İbrahim Kaş

Servet Çetin

Sabri Sarıoğlu

Gökhan Zan

Ceyhun Gülselam

Önder Turacı

İsmail Köybaşı

Çağlar Birinci

Uğur Boral

İbrahim Üzülmez

Eren Güngör

Sedat Bayrak

Serkan Balcı

Emre Aşık

Serdar Kurtuluş

Uğur Kavuk

Mehmet Polat


Arda Turan

Emre Belözoğlu

Kazım Kazım

Nuri Şahin

Tuncay Şanlı

Ayhan Akman

Mehmet Aurelio

Hamit Altıntop

Mehmet Topuz

Yusuf Şimşek

Caner Erkin

Mustafa Sarp

Ceyhun Eriş

Selçuk İnan

Aydın Yılmaz

Serdar Özkan

Gökdeniz Karadeniz

Mehmet Topal


Semih Şentürk

Mevlüt Erdinç

Halil Altıntop

Gökhan Ünal

Nihat Kahveci

Sercan Yıldırım

Batuhan Karadeniz

Mehmet Yıldız


- Terim, bu 52 oyuncudan 18'ine forma şansı vermemiş.. Kalan 34 isimden 29'u ilk 11 görürken, 5'i oyuna yedek kulübesinden dahil olmuş..

- Terim, 10 maçta 9 farklı 11'le sahaya çıkmış.. Sadece, İspanya maçlarında aynı 11'i sahaya sürmüş..

- 5 defa açıklanan aday kadroya, ortalama 25.8 oyuncu çağrılmış..

- 10 maçta da forma giyen tek isim Volkan Demirel olmuş.. Volkan'ı 9 maçla Hakan Balta ve Arda Turan takip etmiş.. Gökhan Gönül, Servet Çetin, İbrahim Kaş, Kazım Kazım ve Tuncay 8 maçta kadroya girerken, Emre Belözoğlu, Nuri Şahin, Ayhan Akman ve Halil Altıntop 7, Sabri Sarıoğlu ve Semih Şentürk de 6'şar defa 18'de kendine yer bulmuş..

- 11 oyuncu, sakat ya da cezalı olmadığı takdirde hep ilk 11'de sahaya çıkmış;

Volkan Demirel

Gökhan Gönül

Servet Çetin

Gökhan Zan

Hakan Balta (İçerideki Ermenistan maçı hariç)

Emre Belözoğlu

Hamit Altıntop

Mehmet Aurelio

Arda Turan

Tuncay Şanlı

Semih Şentürk (Deplasmandaki Belçika maçı hariç)


Bu 11 isim, aynı zamanda Terim'in ideal 11'ini oluşturuyor diyebiliriz.. Ancak bu 11 oyuncu, hiçbir maçta aynı anda sahada bulunmamış.. İdeale en yakın kadro, Hamit Altıntop eksiğiyle Ermenistan deplasmanında sahaya çıkmış.. En çok fire verilen maçlar ise Türkiye-Bosna Hersek ve Estonya-Türkiye.. Bu iki maçta, Gökhan Gönül, Gökhan Zan, Emre Belözoğlu, Tuncay Şanlı, Semih Şentürk ve Hamit Altıntop kadroda yer almamış..

- Çağrılan ve forma şansı bulan oyunculara baktığımızda, Terim'in ortalama 26 kişiden oluşan aday kadrosunda 20 ismin yeri garanti gibi.. Diğer 6 isimden 2'si kaleci.. Kalan 4 kişilik kontenjan için de belli oyuncular arasında tercih yapılmış..

Kaleci: Volkan Demirel

1. alternatif: Sinan Bolat ve Rüştü Reçber


Defans: Gökhan Gönül, Servet Çetin, Gökhan Zan ve Hakan Balta

1. alternatif: Sabri Sarıoğlu, İbrahim Kaş, Önder Turacı, İsmail Köybaşı ve Ceyhun Gülselam


Orta Saha: Arda Turan, Emre Belözoğlu, Tuncay Şanlı, Hamit Altıntop ve Mehmet Aurelio

1. alternatif: Ayhan Akman, Kazım Kazım, Nuri Şahin ve Yusuf Şimşek


Forvet: Semih Şentürk

1. alternatif: Nihat Kahveci, Mevlüt Erdinç, Halil Altıntop ve Sercan Yıldırım


- İdeal 11'den en çok maç kaçıran isimlere baktığımızda da ilk sırada 7 maçla Gökhan Zan'ı görüyoruz (sürpriz olmadı sanırım!).. İkinci sırada 6 maçla Hamit Altıntop yer alıyor.. Hamit'i takip eden isimler ise 5'er maçla Semih Şentürk ve Mehmet Aurelio..


************************************


Ortaya çıkan tabloya baktığımızda, 20-25 kişilik bir çekirdek ve -neredeyse- ideal bir 11 görüyoruz.. Sakatlıklar ve cezalardan arındırılmış haliyle 'doğru' bir teknik adama teslim edilecek bu kadro, ilerisi için ümit vermeye devam ediyor..

Kendi fikrimi söyleme gereği duymuyorum, zira bu konudaki en güzel öneri Ali Ece'den gelmiş bile;

Teknik Direktör: Guus Hiddink
Antrenör ve Altyapı Milli Takımlar Sorumlusu: Abdullah Avcı

Bakalım bu hayal gerçeğe dönüşebilecek mi?


20 October 2009

You are so boo-tiful!



Kaynak: musicisart

Nou Camp'ta Rus Devrimi



Gökdeniz Karadeniz, bugün Nou Camp'a çıkarken kendisini masal gibi bir gecenin beklediğini tahmin etmiş miydi acaba?

Attığı gol, an itibarıyla 'dünyanın en iyi takımı' kabul edilen Barcelona'yı yıkmakla kalmadı, aynı zamanda Rubin Kazan'a tarihinin ilk Şampiyonlar Ligi galibiyetini getirdi..

Başlık ve fotoğraf Marca'dan..

Rus basını ise Gökdeniz'in golünü şöyle özetliyor;



"Taşıdığı topla Barcelona kalesine ilerleyen Dominguez, Karadeniz'i gördü.. Karadeniz de öldürücü darbeyi vurdu!.."


Champagne Supernova



"Yurt dışında işler başka türlü yürüyor!" derken, elbette her şeyi bu saptamanın içine dahil etmiyoruz..

İnsana dair zaaflara dünyanın her köşesinde rastlamak mümkün.. Ancak, zaaflara karşılık gelen cezalar, bu topraklarda insandan insana değişirken, yurt dışında böyle bir ayrıma gidilmiyor..

Sırbistan Cumhurbaşkanı Boris Tadic (soldan ikinci), geçtiğimiz hafta içinde 'suçlu' sıfatıyla polis kayıtlarına girmeyi başardı..

Tadic'e uygulanan kanuni yaptırımın temeli anti-holigan yasalarından birini ihlal etmesine dayanıyor..

Sırbistan A Milli Futbol Takımı'nın Kızılyıldız Stadı'nda Romanya ile oynadığı Dünya Kupası grup eleme maçını takip eden Tadic, 5-0'lık galibiyeti VIP salonunda şampanya eşliğinde kutlayınca polis kayıtlarındaki yerini aldı.. Sırbistan'da yürürlükte olan yasaya göre, stadyumlarda alkol satışı ve alımı yasaklanmış durumda..

Cezai yaptırıma maruz kalan isimler arasında, Tadic'in yanı sıra Sırbistan Futbol Federasyonu üyeleri ve spor bakanı da bulunuyor..

Konuyla ilgili açıklamada bulunan Sırbistan Cumhurbaşkanı, suç teşkil eden bir fiil gerçekleştirdiğini kabul ederek, alacağı para cezasını ödeyeceğini söyledi..

Şimdi, aynı olayın Türkiye'de yaşandığını düşünelim ve soralım "N'olurdu?!"..

Cevap çok açık di' mi?

15 October 2009

Siyaset futbolun üstünde ve arada yastık yok!



Milliyetçi Rüştü, milliyetçi Arda ve Stoksiti’li Tuncay’ın basın toplantısını izlemeyenler için özettir; Ermenistan protokolü hatırlatıldığında topa girmediler oyuncularımız. ‘Siyaset değil bizim işimiz’ dediler; haklı idiler. Yeni hocanın milliyeti ile ilgili çoktan seçmeli soruda ise Arda demarke oluverdi, ‘Milliyetçi bir Türk’üm, Türk hoca tercihimdir’ dedi; öyle olduğunu öğrenmese idim pıleyoftan çıkması halinde Bosna-Hersek’e geçici vatandaş önerecektim. Arda Turanoviç mesela,’Balkan açılımı’ kapsamında.

Ben en çok Arda, Gönlümüzün Gökhanı, kartal görünümlü Nuri Şahin ve İsmail Köybaşı
için üzülüyorum dünya kupasızlığımıza çünkü. Yokuz diye izlemeyecek değiliz.

Bu gençler, Güney Afrika’da vitrin yapacaklardı ama. Biz kendileri için üzüleduralım Arda kardeşimiz içimizde milli takımın avut olmasına sevinenler olduğunu buyurmasın mı. Buyrun buradan yakın. Şerefli yenilgiler, makul hezimetler döneminde biz milli takımımızı daha çok sever idik. Tek suçlusu endüstriyel futbol değildir. Yenilgiyi kabullenememek kisvesi altında tribüne medyaya hareket çekip posta koymayı şiar ve piar edinen milli kahramanlarımız yoktu o zamanlar, meseleye buradan bakılsın.

Irkçılık futbolun en büyük tehdidi. Futbolun evrensel bütünlüğüne gölge düşürmeden, fazla konuşmadan ‘profesyonel profesyonel takılsın hayatına tatlı tatlı ...’

Yeteneklerine rağmen Türkiye’de kalıp dünyayı kendinden mahrum edecek olmasından korkarım. Reklamdaki Ardila’nın hayaliyle oynamasın. Yolu bahtı açık, gözleri hep ışıklı olsun; söz türksel ligiyse sükût la liga’dır, lütfen bunu unutmasın. Yıllar önceden ‘Ben sosyalistim abiciğim’ diyen eski Fenerli Kemalettin’i andım şimdi ben; kulakları çınlasın. Vur şerefe kardeşim, yarasın. Kederden içelim bu sefer, sarhoş olup çıkışa paparazzi çağıralım; çift kale maç yaparız. Sen Lugano olursun ben Zago, çaktırmadan çakarız!

***

Biz Güney Afrika’ya gidemiyoruz ama oradan eski bir dost bize geliyormuş. Bak şu fani ve küçük dünyaya. Muhsin Ertuğral yani Sivas’ın yeni askerinin yardımcısı Kartal’ın karaoğlanlarından Fani Madida... Ah o güzel günler ‘Müjde müjde size Madida’dan müjde size.’ Beyaz forma siyah şort göğüste ‘Beko’ günleri. Mustafa Hocam var mı önleminiz, yaklaşıyor Emil Jeko günleri. Başınızı yakar benden söylemesi. Güz gelende türksel ligi dizimizde ‘yaprak dökümü’ başlar ne de olsa.

‘Adanalı’nın reytinki düştü. Görevi süresince şık durmadığı zamanlar oldu ama Fatih Terim şık gitti; içimden bir ses ‘Laşantemi kan-taaa-re Donadoni man-taaa-re’ şarkısı eşliğinde Fatih hocaya Napoli yolu göründü diyor. Her nereye giderse gitsin şu hepimizi ürküten egosunu Bodrum’daki yatında nadasa bırakıp gitsin dilerim. Başarısızlığı üstlenip istifa ederek birilerinin kulaklarını çınlattığı için de kendi payıma teşekkür ederim. Bizimkinin Tigana ve kürdanına verdiği kadar kazanıyor diye amma doladıydık dilimize adamı; âleme vermeye gelince şapır şupur bize gelince Hakan Şükür. Yok öyle. Fatih Terim eğer İtalya’ya gider de Morinyo’ya rakip olursa âleme delikanlı neymiş göstersin, Korleone ruhu canlansın, kendisine benim yerime ‘Zzzt Erenköy’ yaparsa Inter maçı öncesi, bir ‘anti-Morinyocu’ olarak mesut olacağımı biliniz. Bu yaşına kadar ‘Nerelisin?’ sorusuna ‘Beşiktaşlı’ demeyi tercih etmiş olan mantar hemşerisinin özel ricasıdır. Terim’den boşalan koltuğa Sağlam pek yakıştırılacaktır. Siyasi futbol devreye girerse milliyetçi muhafazakârlaştırılan yalnız ve güzel ülkeme Ertuğrul yakışacaktır. Hazır Yurgen Röber takım arıyorken; o da Bursa’ya geçer işte; bu da teknik direktör rotasyonu. Benim milli takımlar için adayım Metin-Ali-Feyyaz’dır. Rıdvan-Oğuz-Aykut da olur. Rıdvan Hoca çok özler O’nsuz yapamaz ise Güntekin Onay da yeni Levent Kızıl olabilir. Şahane. Uçe’yi Hök’ten, Tomas’ı Sonk’tan, Zago’yu Ronaldo’dan ayıran Mevlam sizi bizden ayırmasın. Amin.


***

Milli hüznümüzün hatırına iğneyi kendimize çuvaldızı Materazzi’ye, batırıp Arda’nın haklı serzenişine kulak vermeli; ‘Onlar kahraman mı vatan haini mi?’ Bu kadar skor kafalı olmasak ve karar versek artık; Tuncay üç maç üst üste iyi oynar Milan’la Çelsi’yle anılır; tersi olunca ‘Ancak Stoksiti gibi küçük takımda oynar zaten’ denir; Tuncay buna alınır Nihat için ‘kuru kahveci’ manşeti atacak kadar ileri gidilir, hangi vefalı vicdan sahibi insan buna hayran olur bayılır. Denizli kâh kurt hoca kâh şans küpüdür. Yabancı futbolcu milliyetçisiyiz aslında; Güiza, Tabata olunca adın, uyum sürecine muhtaç bir yabancısındır kredin çoktur, rahat. Serdar Özkan, Uğur Boral isen yoktur sana tahammül, bavulunu topla ve hazır ol. Bal yapanlar çiçeklere konarlar, bu ülkede çiçekler çiğnenir, ağaçlar ormanlar yakılır. Başta her kura dişimize göredir, kebaptır, çilek reçelidir. Sonu genelde kabak tadıdır. Dev aynamızı Çukurcuma’da satma zamanıdır. Küçük bir ayna yeter bize; aynanın sırrı vardır, gerçeği söyler bakana ve büyük bir futbol ülkesi olmadığımız sır değildir. Sonuçta takke düşer kel görünür; bu işte Fatih Tekke’nin ahı var mıdır, Trabzonlular hattini biliyor, milli takımımız bilmiyor haddini.

***

Cikuzu döndü; her şey yolunda mı uşağum , asfaltlandi mu Maçka yollari yoksa hâlâ mu taşlidur, nerde boynu bükük bir garip görsen bilesun ki Beşiktaşlidur. Bir şarkıyız memleketin dilinde; ‘Talihin elinde oyuncak olduk.’ Keşke adı adaylık için geçenlerin siyasi geçmişleri, çapraz yan bağları olmasa da futbol bilgisinden sual etmeyeceğimiz, futbolu dilenecek kadar seven, yazacak yorumlayacak kadar bilen bir başkan adayımız olsa ahh. Ahh Nihat ah, saçların tarumar gözlerinde nem, ateşe benzerdin Beşiktaş’a mı döndün. Orada mutluydun, burada değilsin. Sen İspanya’da el üstündeyken; el bilir yol bilir sorsan Martin Yol bilirdi değerini de biz bilmeyiz. Biz ki bıraktığın gibi değiliz be Nihatcım; Beşiktaş’a ‘yıldırım’ düştü; can ve mal kaybı, yürek yangını büyük. Dertleri biz zincir yaptık birbirine ekliyoruz. Bir karar aldık biz; temizlik yapacağız, ocağı bekliyoruz. Gülüyoruz ağlanacak başkanımıza, sen de gül biraz be Nihat, takma kafana, gol dediğin elinin artığı olsun, attıklarına sayarız. Hepimiz birer yıldızız, zamanı gelir kayarız.

Çocuklar izler, dilek tutarlar pencerelerinden, çoğu Messi, kalanı Kaka olur, bizim topçumuzu düşlemekse reklamlardaki Ardila’lara düşer ve biliriz ki hayat reklamdan ziyade futbola benzer. Çok laf ettim Fatih hocaya, inceden tırsıyorum; kader diyemem ki ben kendim ettim, şakayla karışık severim seni...

Feridun Düzağaç / Radikal

14 October 2009

Prehistorik Aborijinler Bolt'a meydan okuyor!



Avustralyalı antropolog Peter McAllister, son kitabına "Bu kitabı okuyorsanız, tarihteki en kötü insan örneği olduğunuzu bilmelisiniz!" ifadesiyle başlıyor.. Gelişen teknoloji ve değişen yaşam koşullarının, fiziksel olarak insanları geriye götürdüğünü iddia eden McAllister, tarih öncesi çağlarda yaşayan insanlar ile günümüzün modern atletlerini karşılaştırıyor..

Kitapta birbirinden çarpıcı örnekler var.. 20 bin yıl önce Avustralya'da yaşayan Aborijinlere ait fosilleri inceleyen antropolog, ortalama hızda koşan bir Aborijinin, dünya rekortmeni Usain Bolt'u, 100 metre yarışında rahatlıkla geçebileceğini öne sürüyor.. McAllister, sıradan bir Aborijinin ayrıca, ciriti en az 110 metre uzağa atabileceği görüşünde.. Cirit atmada şu anki dünya rekoru ise 98.48 metre..

Cambridge Üniversitesi adına çalışan Avustralyalı bilim adamı, sadece tarih öncesi dönemden örnekler vermekle de yetinmiyor.. McAllister, Roma lejyonerlerinin, -ağırlıklarının yarısına eşit yükle- her gün 60 kilometre yürüdüğüne dikkat çekiyor.. Yunan şehir devletlerinin ise bir çırpıda, günümüzün en önemli kürekçilerini rahatlıkla geride bırakabilecek 30 bin sporcu çıkarabileceğini savunuyor..

09 October 2009

41!



-La Liga, Serie A, Ligue 1 ve Eredivisie'de ilk 6-7 haftada atılan en iyi 41 gol-

Not: Bu klip, ilk olarak 'Yenilsen de Yensen de' programında yayınlanmıştır..

08 October 2009

Pascal Nouma Compilation




Not: Bu klip, ilk olarak 'Yenilsen de Yensen de' programında yayınlanmıştır..

07 October 2009

Climbing Up The Walls



*************************
biri düştü, biri kalktı..
biri kış, biri yazdı..
biri susar, biri dinler..
biri fazla, biri azdı..

*************************

Adını söylemeye üşendiği günlerde okumuştu bu satırları.. 'Kedidir kedi!' diye diye tüketiyordu zamanı.. Dünyanın merkezine oturmuş, etrafında dönen ne varsa, alayına kayıtsızdı..
*************************

O gün de diğerlerinden farkı olmayan bir sabaha uyanmış, yatağında dönüp duruyordu..
Ve biliyordu; yataktan kalkmakla bitmiyordu hiçbir şey..

Aksine, her şey daha yeni başlıyordu..
Yatağına bir dahaki uzanışına kadar geçecek süreyi hesapladı.. Asıldı yüzü.. Uzun uzun direndi..

"Yine aynı ben olarak döneceksem buraya, şimdi kalkmanın ne anlamı var?" diye telkin etti kendini.. Yetmedi..
Yüzünü yıkamaya gittiğinde ilk tavizi vermişti bile..

Her şey, o an, yeniden, bir kez daha zamana yenik düştü.. Aynaya baktığında yüzünü göremiyordu.. Göremedikleri bununla da sınırlı değildi..


Gözlerinin etrafındaki çizgiler geldi aklına.. Aynanın önünde, iki noktayı birleştiren bir doğru aradı uzun uzun.. Bulamadı..

Hızlıca giyinip, sokağa attı kendini..

Lakin ilk golü yemişti bile ..

"Hiç kalkmayacaktım o yataktan.." diye mırıldandı.. Haklıydı..

*************************

Kehribar kokulu sokaklardan geçti..

Balkonlar, yeni sulanmış çiçeklerle doluydu..
Saksıda geçecek bir hayatın hesabını yaptı;

"O kadar az şeye ihtiyacın var ki; bir bardak su yetiyor bütün sorunları çözmene.."

ya da

"O kadar muhtaçsın ki; o bir bardak suyu getiren ellere.."

Karar vermek beklediğinden de zor oldu..

Yaşadığı hayat, ilk tespitine ne kadar da uygundu.. Ruhu ise ikinci tespitine bir o kadar uzak..

Bir şeyler yanlış gidiyordu.. Farkına varması uzun sürmedi..
*************************

Aylardır başrolünü oynadığı senaryo, aklına düşen bir çiçeğin rüzgarıyla yıkılıverdi..

Boşlukta süzülüyordu..

Şeytan tüyleri gibi havada asılı kaldı bir süre..

İstemsizce 'o şarkı' geliyordu aklına.. Hatırladıkça dikenler batıyordu göğsüne..

Yine de bu kez kararlıydı.. Teker teker söktü dikenleri göğsünden.. Her yanından kan akıyordu..

Etraf bir anda kırmızıya kesti..

Ne varsa içinde; yavaş yavaş ölmeye başladı..

Son bir kez doldurdu ciğerlerini havayla..

Yere düşerken, ikinci hayatının ilk nefesini vermişti bile..

Düne dair ne varsa; o nefesle birlikte yok oldu zihninden..

Üstünü başını temizledi, doğruldu yerinden..

*************************

O sırada biri,

eğilip, kulağına doğru fısıldadı..
*************************

I am the key to the lock in your house

That keeps your toys in the basement

And if you get too far inside

You'll only see my reflection


It's always best when the light is off

I am the pick in the ice

Do not cry out or hit the alarm

You know we're friends till we die


And either way you turn

I'll be there

Open up your skull

I'll be there

Climbing up the walls
It's always best when the light is off
It's always better on the outside

Fifteen blows to the back of your head

Fifteen blows to your mind


So lock the kids up safe tonight

Put the eyes in the cupboard

I've got the smell of a local man

Who's got the loneliest feeling


That either way he turns

I'll be there

Open up your skull

I'll be there


Climbing up the walls

Climbing up the walls

Climbing up the walls



Radiohead - Climbing Up The Walls

Football vs Basketball





Not: Bu klip, ilk olarak 'Yenilsen de Yensen de' programında yayınlanmıştır..

06 October 2009

Aşkımızın Meyvesi Aytek













***Bas üstüne, büyüsün..

Rhineland




Life, life is all right on the rhine
No, but I know, but I know
I would have no where to go
No, but there's nowhere to go, to go

Beirut - Rhineland (Heartland)

The art of creation is older than the art of killing!

Kaynak: Miss B. ve BiziBozmaz

04 October 2009

Havuz problemi!



"Abdi İpekçi Spor Salonu'nda düzenlenecek kısa kulvar yüzme şampiyonasında..."

Nasıl? Kulağa ilginç geliyor değil mi?

Ancak şaşırmanıza gerek yok, zira Avrupa Kısa Kulvar Yüzme Şampiyonası'nın adresi Abdi İpekçi Spor Salonu olacak.. En azından planlar bu yönde..

Şampiyona 10-13 Aralık tarihleri arasında düzenlenecek.. Hazırlıkların ise 20 Kasım'da başlaması ve bu süreçte birkaç ufak (!) problemin giderilmesi bekleniyor..

Öncelikle, Abdi İpekçi Spor Salonu'na havuz kurulmalı.. Organizasyonu almış olabiliriz; hatta yer olarak Abdi İpekçi Spor Salonu'nu göstermiş de olabiliriz ancak bu, o tesiste havuz olmadığı gerçeğini maalesef değiştirmiyor..



Devam edelim;

Biri 500 diğeri 375 metrekarelik, toplam 1750 metreküp hacimli havuzları kurduğumuzda, parkelerin zarar görüp görmeyeceğini bilmiyoruz..

Tıpkı, kurulan havuzlardan yükselecek buhar nedeniyle bozulması beklenen 900 bin TL'lik skorbordu nasıl koruyacağımızı bilmediğimiz gibi..

Bitmedi..

Havuzların altına konulacak 25'er metrelik beton blokları salona sokmak için, blokları taşıyan tırların içeriye girmesi gerekiyor.. Ancak Abdi İpekçi'nin kapıları, tır geçişine uygun değil..

Hadi, kapıları da kırdık;

bu kez "Fenerbahçe ve Efes Pilsen'in hazırlıkların yapılacağı döneme denk gelen Euroleague maçlarını nerede oynatacağız?" sorusu giriyor devreye..

2010 Dünya Basketbol Şampiyonası hazırlıkları kapsamında yapılan tadilat için harcanan 1 milyon TL'yi de eklediğimizde fatura ağır..

Tahsilatın nasıl yapılacağı ise şimdilik belirsizliğini koruyor..

01 October 2009

Şeref golü!



Sabahın 06:15'inde sebepsiz yere uyanmak: 0-1

Tekrar uyumaya yeltenirken, kulağın yanından sorti yapan sivrisinekle irkilip, geri dönüşü olmayan yola girmek: 0-2

Sivrisineği öldürmek için 20 dakika heba etmek, lakin sonuç alamamak: 0-3

Uykunun çoook uzaklara kaçması: 0-4

Kös kös mutfağa gidip çay koymak, yanına bir paket rulokat iliştirmek, bilgisayar başına oturmak, küfrede küfrede yediğin rulokatın bittiğini zannedip pakedini atmaya hazırlanmak, son anda bir ağırlık hissetmek, pakedi hafifçe sallayıp kontrol etmek, ardından içindeki kutuyu yavaş yavaş çekmek...

ve son bölmede, unuttuğun 'rulokat'ı fark etmek: 1-4