19 September 2009

Milos Teodosic




"Bizim '87 jenerasyonunun kabusu kimdir?!" diye sorsak, alacağımız cevap o kadar net ki; Sırbistan!

2003'te U-16 turnuvası finalinde Madrid'de açılıyor hesap.. 2005'te Belgrad'daki U-18 finalinde şişiyor.. 2006'da, U-20 finalinde, hem de İzmir'de kapanıyor..

Sonuncusuna bizzat şahit olmuş bir insan evladıyım.. Ersan İlyasova, Cenk Akyol, Hakan Demirel, Oğuz Savaş, Semih Erden, Cemal Nalga, Can Altıntığ gibi kağıt üzerinde bir hayli anlamlı isimlerden oluşan kadronun, finalde Milenko Tepic önderliğindeki Sırplara ezilişini an be an takip etmişliğim var..

Peki, kimler yer alıyordu İzmir'deki Sırp takımında?

O dönemler kendi jenerasyonunun 'altın çocuğu' olarak gösterilen Nemanja Aleksandrov yoktu mesela.. Ama Partizan'da parlayıp Pana'ya giden Nikola Pekovic vardı.. Bir de takımın yıldızı Milenko Tepic ile Novica Velickovic ve Ivan Paunic..

"Şu son üçlü bir yerlerden tanıdık geliyor mu?!" sorusunu aklımızda tutup, devam edelim..

2003 ve 2005'teki kadroda olup da 2006'da yer almayan, ancak takip eden sene Slovenya'daki U-20 turnuvasında, finalde İspanya'yı 87-78 deviren takımda, attığı 22 sayıyla 'MVP' seçilen oyuncu kimdi peki?!





Cevap:
Üstteki fotoğrafta
, Sırbistan bayrağının arkasında ayakta duran Milos Teodosic..

O Teodosic, Slovenya'daki turnuvadan iki yıl sonra; yani bugün, komutasındaki eski silah arkadaşları Tepic, Velickovic ve Paunic ile birlikte, Sırp takımını Eurobasket 2009'da finale taşımayı başardı..

Yarı finalde, Slovenya'yı tek başına yıktı desek yeridir..

İstatistik kağıdına düşenler;

Maç boyunca: 32 sayı-3 ribaunt-4 asist ve 2 top çalma
Son çeyrek: 16 sayı-1 asist-2 top çalma
Uzatma bölümü: 8 sayı-2 ribaunt

Turnuva istatistikleri ise;

15.3 sayı-2.9 ribaunt-5.6 asist-1.4 top çalma

Bir de istatistik kağıdına yansımayanlar var tabii..

Mesela; en kritik anlarda sorumluluk almaktan çekinmemesi, hayati atışlarda ellerinin titrememesi, yakaladığı her 'match up' avantajını değerlendirmesi ya da uzatmanın bitimine 02:35 kala, Samo Udrih'in serbest atışları sırasında arkadaşlarını yüreklendirip, takımına liderlik etmesi gibi..

Açık konuşuyorum; bir an Alexander Djordjevic'in, Sarunas Jasikevicius'un, Antoine Rigaudeau'nun en iyi dönemlerini izliyormuşum hissine kapıldım..

Kesin olan şu ki;
Teodosic, İspanya ile oynayacakları final maçına kadar sergilediği performansla, turnuvanın açık ara en iyi point guard'ı konumunda..

3-4 yıldır gelişimini takip ettiğiniz bir oyuncunun geldiği bu noktayı görmek ise -tıpkı reklamlarda olduğu gibi- 'paha biçilemez'!

Yarın, 2007'de Slovenya'da yaptığını tekrarlamak için çıkacak sahaya.. Karşısında
alt jenerasyonlardan Ricky Rubio, üst jenerasyonlardan Carlos Cabezas ve U-20 finalindeki rakibi Sergio Llull olacak.. Dileğim; iki yıl önceki tablonun tekrarlanması.. Yani; kupa Sırbistan'ın, gümüş madalya İspanya ve Llull'un, 'MVP' ödülü ise Teodosic'in..

'Özel seyircisi olduğum adamlar' topluluğuna eklenen son halkayı, sevgi ve saygıyla selamlıyorum!..


Not: Bir selam da Türkiye maçından önce, Teodosic için "Gerçek bir point guard değil!" diyen basketbol bilgini Ümit Avcı'ya!

No comments: