21 July 2009

Porto vs '3 Büyükler'



Dünya futbolunda, bugünlerde paranın hükmü geçiyor..

Bu, Avrupa’dan tutun Güney Amerika’ya, Asya’dan Afrika’nın ücra köşelerine kadar neredeyse herkesin kabullendiği bir gerçek artık..

Kulüplerin git gide şirket yapısına büründüğü futbol dünyasında, düzene uymayanların yaşama şansı kalmıyor.. Tabii, her iş kolunda olduğu gibi burada da farklı seçenekler sizi bekliyor..

Harcayan bir kulüp olabilirsiniz, ancak bunun için geniş bir pazarlama ağına sahip, güçlü bir marka olmanız gerekiyor..

Ya da üreten bir kulüp olmayı seçip, yetiştirdiklerinizle ayakta kalmaya çalışabilirsiniz.. Tıpkı Porto’nun yaptığı gibi..

Portekiz’in Avrupa’daki en büyük markası olarak kabul edilen Porto bugün, -sayısı iki elin parmaklarını geçmeyecek Real Madrid, Chelsea, Manchester United gibi devler bir yana- doğru bir model arayışındaki kulüpler için en uygun örnek belki de..

Son 5 yıla baktığımızda, Portekiz temsilcisinin en az '1 milyon euro' bonservis bedeli kazanarak yollarını ayırdığı futbolcu sayısının 26 olduğunu görüyoruz..

Elde edilen gelir ise 315 milyon euro..

Yani; her sene ortalama 5 futbolcuyla yollarını ayıran Porto, sezon başına 63 milyon euro gelir elde ediyor.. Başka bir şekilde özetleyecek olursak; Dragao’ya veda eden her futbolcu, kulübün kasasına yaklaşık 13 milyon euro bırakıyor..

Bu 5 sene içinde kimler ayrılmış bir de ona bakalım;;

2007’de, 31.5 milyon euro karşılığında Manchester United’a transfer olan Anderson rekoru elinde bulunduruyor.. Brezilyalıyı, 30’ar milyon euro’yla Pepe ve Ricardo Carvalho takip ediyor.. Listede, 20 milyon euro ve üzeri bonservis bedeliyle ayrılan 5 isim daha var.. Quaresma, Lisandro Lopez, Deco, Bosingwa ve Paolo Ferreira..

Bu süreçte Porto’nun yaptığı harcama ise 93 milyon euro.. 18 milyon euro karşılığında Marsilya yolunu tutan Lucho Gonzalez de 10 milyon euro ve üzeri bonservis bedeli ödedikleri tek isim.. İthalat-ihracat dengesindeki bu eşsiz düzen, 5 yıllık süreçte 222 milyon euro artı veren bir transfer bilançosu anlamına geliyor..

Porto, oyuncu satmaktan kesinlikle çekinmiyor.. Aksine, yetiştirdiği ya da transfer ettiği futbolcuları 2-3 sene içinde parlatıp, Avrupa devlerine servis ediyor..



Peki, bizde işler nasıl yürüyor?

Oyuncu satmayı zaaf olarak gören '3 Büyükler'in son 5 yıllık bakiyesine baktığımızda, 130 milyon euro’yu aşkın bir zararla karşılaşıyoruz..

Listede başı çeken, yaklaşık 51 milyon euro eksi veren Beşiktaş.. Siyah-Beyazlıları 48 milyon euro ile Fenerbahçe takip ediyor.. Galatasaray’ın da oyuncu alım-satımındaki zararı 32 milyon euro civarında..

Porto’nun 5 yıl içindeki karıyla, '3 Büyükler'in toplam zararını kıyasladığımızda ortaya çıkan rakam ise 350 milyon euro’yu aşıyor..

Yani bir başka deyişle; yanlış transfer politikaları, ülke ekonomileri arasında 350 milyon euro’luk bir fark oluşturuyor..

Peki, bu fark sportif anlamda nasıl bir karşılık buluyor?

Son 4 sezonu şampiyon kapatan Porto, Şampiyonlar Ligi’nde 3 kez gruptan çıkma başarısı gösterip, 1 kez çeyrek final oynuyor.. '3 Büyükler' ise aynı dönemde çeyrek finali sadece 1 kez görebiliyor..

Sonuca baktığımızda, '3 Büyükler'i hem mali anlamda, hem de sportif açıdan fersah fersah geride bırakmış bir modelle karşılaşıyoruz..

Doğru bir incelemeyle, '3 Büyükler'in Porto’dan ilham almaları hala mümkün.. Kaçan treni yakalamak için, trenden el sallayanların neler yaptığını görmek ve buna göre hareket etmek yeterli belki de..

Ancak bunun için, belli algıların değişmesi ve toplu bir bilinçlenme süreci gerekiyor.. Ki dürüst olmak gerekirse, işin zor kısmı da tam olarak burada başlıyor..

No comments: