11 June 2009

Kelebek Ronaldo



Dünyadaki her şeyin, belli bir döngü içinde kendilerine biçilen rolü oynadığını düşünelim.. Ve her birinin, -bir şekilde- bir diğerine etki ettiğini.. Hatta, somutlaştıralım biraz;

Panama’da bir köpeğin üstüne pire sıçrar.. Haliyle, veteriner yolu gözükür.. Yolda, Panama’ya tatile gelmiş olan ve köpeklerden korkan bir İtalyan, pireli dostumuzla karşı karşıya gelmemek için yolun diğer tarafına geçmek ister.. Bu sırada kendisine araba çarpar ve ölür.. Cenazesini almak için, yakınlarından biri Panama’ya gitmek ister.. Havaalanına son anda yetişir.. Check-in sırasında görevliyle kavga eder.. O sırada İstanbul’a gelmek üzere havaalanında olan bir Türk kavgayı ayırmak ister.. Ancak, İtalyan’ın darbesiyle hastanelik olur ve uçağı kaçırır.. İstanbul’da kendisini almak için bekleyen arkadaşına, ertesi sabah geleceğini söyler.. Arkadaşı, bir sonraki gün tekrar havaalanına gitmek için yola çıkar.. Normalde market alışverişine kendisi gitmektedir, ancak o gün, bu görev çocuğuna kalır.. Markete gitmek için evden çıkan çocuktan bir daha haber alınamaz.. Çünkü kaçırılmıştır.. Çocuğu elinde bulunduranlar, aileden fidye talep eder.. Maddi durumu yerinde olmayan baba, suçluluk duygusuyla kirli yollardan bir çözüm bulmak ister.. Soymak için gittiği bankada, güvenlikle çatışmaya girer.. O sırada hesap açtırmak için bankada bulunan ben de çapraz ateş altında kalıp, hayatımı kaybederim..

***

İstesek, daha uzatırız ama bu kadarı da yeterli sanırım.. Aynısını futbola ve transfer piyasasına uygulayalım şimdi de..



Real Madrid
, Cristiano Ronaldo transferini bitirdi sayılır, iş sadece imzaya kaldı.. Bu demek oluyor ki; Manchester United, Ronaldo’nun yerini başka bir oyuncuyla dolduracak.. Şimdi bir senaryo yazalım kendimize göre;

Alex Ferguson, Ronaldo’dan boşalan yeri Franck Ribery’yle doldurmak istesin.. Bunun için Bayern Münih’e 40 milyon euro ödesin.. Kalan paranın bir bölümüyle de Carlos Tevez’i takımda tutsun.. Böylece, Tevez’i isteyen Liverpool, rotayı David Villa’ya çevirsin.. 30 milyona, Villa Anfield’a gelsin.. Kaka’nın ardından Ronaldo’yu da alan Real Madrid, ofansif orta saha pozisyonundaki fazlalık nedeniyle Van der Vaart ve Sneijder’i gözden çıkarsın.. Hatta Sneijder’i Inter alsın.. Sneijder’i alan Inter, Real Madrid’in transfer hamlesine karşılık vermek isteyen Barcelona’ya Ibrahimovic’i satsın.. Karşılığında para+Eto’o formülü uygulansın.. Barcelona bununla da yetinmesin, Tevez’in gelmemesine bozulan Javier Mascherano’yu da renklerine bağlasın.. Mascherano gelince, Yaya Toure de Arsenal’a satılsın.. Arsenal daha sonra, Real Madrid’in gözden çıkardığı Van der Vaart’ı da Londra’ya getirsin.. Kayserili Wenger, harcadığı parayı çıkarmak için Adebayor’u Milan’a satsın.. Adebayor’u alan Milan, Edin Dzeko’dan vazgeçsin.. O da Adebayor’u kaybeden Arsenal’a gelsin.. Manchester City ve Chelsea de bütün bu olan-biteni şaşkınlıkla izlesin..

Mümkün mü? Zor.. İmkansız mı? Değil..

Aslında tek bir gerçek var ortada;

transfer sezonu bu kadar hareketli geçiyorsa, sebebi büyük takımların kesenin ağzını açmış olmaları.. Karnı doyanlar da parayı harcayacak bir yer bulacak elbet.. Bu belki Mehmet Topal, bu belki Miralem Sulejmani, bu belki Alan Dzagoev olacak..

***

Dzagoev’i Manchester City alsın mesela.. O da gitsin, ilk Manchester derbisinde Tevez’i sakatlasın.. Hafta içinde Real Madrid’le Şampiyonlar Ligi’nde karşılaşan Manchester United, Tevez’in yerine Nani'yi oynatsın.. İki çirkef Portekizli maçta birbirine girsin, Ronaldo Nani’yi dövsün.. Bunu gören Nemanja Vidic, arkadaşının intikamını almak için bir sonraki pozisyonda Ronaldo'ya çift dalsın.. Real Madrid de kendi başlattığı oyunda, Ronaldo'nun uzun süreli sakatlığıyla devre dışı kalsın..

Bitti..

1 comment:

hakancelep said...

neredeyse hepsi tutmuş gibi :)