19 June 2009

It's no good!



Gonna take my time
I have all the time in the world
To make you mine
It is written in the stars above
The gods decree
You'll be right here by my side
Right next to me
You can run but you cannot hide

Don't say you want me
Don't say you need me
Don't say you love me
It's understood
Don't say you're happy
Out there without me
I know you can't be
'Cause it's no good

I'll be fine
I'll be waiting patiently
Till you see the signs
And come running to my open arms
When will you realize
Do we have to wait 'till our worlds collide
Open up your eyes
You can't turn back the tide

Don't say you want me
Don't say you need me
Don't say you love me
It's understood
Don't say you're happy
Out there without me
I know you can't be
'Cause it's no good

Gonna to take my time
I have all the time in the world
To make you mine
It is written in the stars above

Don't say you want me
Don't say you need me
Don't say you love me
It's understood
Don't say you're happy
Out there without me
I know you can't be
'Cause it's no good

Depeche Mode - It's No Good

***

Giderek yükselen ritme kendini kaptırmış gidiyordu.. Diğerleri ise -ki onlar için 'yakınlarım' ifadesini kullanırdı- mezarının başında, artık bir anlam ifade etmeyen bedeniyle son defa selamlaşmaktaydı.. Yukarıdan bakınca gördükleri hoşuna gitmedi belki ama içini huzur kapladı; bu kez yalan söylemeyecekti.. Yalanlardan vazgeçtiği için değil, nasıl olsa sesini duyuramayacağı için.. O an bulutlara yaklaştığını hissetti.. İyi bir hayat bırakmıştı arkasında.. En ufak bir pişmanlık dahi duymuyordu dönüp bakınca.. "İyi iş çıkarmışım!" diye düşündü..

Kapıda görevliler tarafından karşılandı.. Küçük bir odaya geçtiler.. Önündeki ekrandan kare kare hayatı akıyordu.. Son rötuşlar yapılıyordu.. Cenaze görüntüleri de eklenince başka bir odaya geçildi.. Bir cd'nin içinde hayatını teslim ettiler eline.. "Görüntülerin altına müzik döşemedik, onu da sen seçeceksin" dediler, kafası karıştı.. Yaşarken, "Hayatının fon müziği ne olmalı?" sorusunu içeren birçok anket doldurmuştu ama bu seferki basit bir anketten ibaret değildi.. İlk uyarı hemen geldi; "Çabuk ol, daha arşive yükleyeceğiz!".. Acele etmesi gerekiyordu..

O an, gözü başka bir ekrana ilişti.. En yakın arkadaşıydı gördüğü.. Bir an korktu.. "Yoksa o da mı?!" diye endişeye düştü.. Ama korkulacak bir şey yoktu.. 'Emeği geçenler' bölümü için görüntü topluyorlardı.. Hayatından kaç kişi geçtiyse, her birinin tek kare görüntüsünü alıyorlardı ve sıra en yakın arkadaşındaydı.. Rahatladı..

Rahatlığı, dikkatini başka bir noktaya yönlendirdi.. Arkadan cılız bir ses geliyordu.. En yakın arkadaşının oturduğu odadan.. Biraz daha inceledi.. Müziği açmış, elindeki fotoğrafa bakar halde, yatağında uzanıyordu.. Fotoğrafta kim vardı göremiyordu belki ama kendisi olduğundan emindi..

İlginç bir ilişkiydi aralarındaki.. Karşı cinsten ilk arkadaşı değildi lakin ilk dostu olduğu kesindi.. Çok yakın olmadılar hiçbir zaman.. Zaman onların hanesine işlemedi çoğunlukla.. Uzaktılar.. Yine de sabaha karşı aranabilecek iki kişi varsa ikisinin de hayatında, biri mutlaka diğeriydi..

"Acele et, hadi!" dediklerini duydu, kulak vermedi.. Başka bir şey dinliyordu.. En yakın arkadaşının odasından yükselen sesi;

"don't say you're happy,
out there without me,
I know you can't be,
'cause it's no good
"

"Bu olsun" dedi belli belirsiz bir sesle..

Gitme vakti gelmişti.. Müziği ekledikleri cd'yi kopyalayıp eline tutuşturdular.. Odadan çıktı, yürümeye başladı.. "Hoşçakal!" dediler arkasından ve eklediler: "Sahip olduğun tek şey o, dikkat et!"

Gülümsedi...

Ve kendini, açılan kapıdan boşluğa bıraktı..

No comments: