11 May 2009

Time of Your Life



'Dookie' albümünü Emre'nin elinde gördüğümde ilkokul bitmek üzereydi.. Kaba bir hesapla 15 yıl olmuş Green Day ile tanışalı..

'Basket Case' ve 'When I Come Around' ile başladı her şey..

İlkokul bitti; Çarşı'yı, 'Ağaçlı Yol' ile aldatır oldum.. Ben ergenlikle boğuşurken, Green Day de boş durmuyordu.. Takvimler 1997'yi gösterdi; 'Nimrod' doğdu..



'Hitchin' a Ride' girdi önce.. "Güzel!" dedim, devam ettim..

İlerledikçe hayal kırıklığım artmaya başladı..

Sonlara yaklaşmışken 4 nota çalındı kulağıma, bir 'es' peşinden, belli belirsiz bir "Fuck!", tekrar giriş ve zaman durdu..

'Time of Your Life' ile böyle tanıştım..

Zaman ilerledi; bir şarkıya, belki de gereğinden fazla anlam yüklemeye başladım.. Bilmiyorum; yazarken benim kadar irdelemişler miydi acaba sözleri?

İşin garibi sözleri de anlamıyordum.. Almanca ile boğuşurken, İngilizce kasmaya başladım.. Redhouse'lar telef oldu uğruna ama bir şekilde kırdım şifreyi.. 'Ezberlediğim ilk yabancı sözlü şarkı' olarak tarih sayfalarında yerini ayırdım..

'Elinden gelenin en iyisini yap bu sınavda, sorgulama, bu bir soru değil, zamanla öğrendiğim bir ders..' diyordu Billie Joe.. "Beklenmedik bir şey, ama sonunda düzelecek, umarım hayatının anı olur.." temennisiyle devam ediyordu..

Belki bilerek, belki bilmeyerek 12-13 yıldır 'sorgulamak' dışında harfiyen uydum kurallara.. Oluruna bırakmaya, dert etmemeye, çok sevinmemeye, sadece denemeye çalıştım..

"Getirdikleri, götürdüklerinden çok oldu.." diyorum, ve evet; subjektifim..

Hayatımla, seçtiğim insanlarla, yaşadıklarımla doldurdum içini.. Çok değil, iki kişi gelir hala aklıma dinlerken, iki kişinin sesleri yansır kulağıma, iki kişinin silüetleri belirir gözlerimin önünde.. Hissettiklerimi hatırlarım, geçmişe dönerim; odamı, büyüdüğüm sokakları gezerim.. Yanımda olmayanlarla yüz yüze gelir, bugünkü benden eskisini çıkarırım.. Kalanları inceler, ruhuma ne zaman saplandıklarını bulmaya çalışırım..

Yıllardır süregelen bir döngü bu.. Bazen, sırf bu yüzden dinlemiyor ve kaçıyorum.. Şarkıda da dediği gibi; "...still frames in my mind"... Yüzleşmek, hatırlamak yıpratıcı olabiliyor zaman zaman..

Bazen de sabit ve samimi bir gülümseme oturuyor yüzüme..

Ya uzanıp keyfini çıkarıyorum, ya da böyle; gecenin bir vakti, sigara-kahve eşliğinde yazmaya başlıyorum..




Another turning point
a fork stuck in the road
time grabs you by the wrist
directs you where to go
so make the best of this test
and don't ask why
it's not a question
but a lesson I learned in time

It's something unpredictable
but in the end it's right
I hope you had the time of your life

So take the photographs
and still frames in your mind
hang it on a shelf of good health and good time
tattoos of memories and dead skin on trial
for what it's worth
it was worth all the while

It's something unpredictable
but in the end it's right
I hope you had the time of your life

Green Day - Time of Your Life

1 comment:

hiç said...

unpredictable but in the end it's right.

işte oyle oldu tum hikayeler de.. uzatmadan, sıkmadan, içine dökerek, napalım boyle oldu dedik.