26 May 2009

Ner'den baksan tutarsızlık, ner'den baksan ahmakça!



İçim sıkılıyor.. Çok değil; bir süredir..
İçtiğim sigaranın, yattığım yatağın, dinlediğim şarkının bile tadı yok..
Sağlam bi’ dayak yesem şöyle, ne bileyim 20’lik dişim falan çıksa, belki o zaman gelirim kendime diyeceğim de yok; vazgeçtim.. 20’lik diş olayı da sakat şimdi.. Nasıl geçer, ne olur da düzelir, bilemiyorum..
Reklamdaki adama bağladım iyice; Şişli-Maslak arası bir iz bırakmaktayım mütemadiyen dünyada.. Bildiğin; 'metro hattı' gibi bi’ hayat sürüyorum!
İşin kötüsü; düşündükçe daha da geriliyorum..
Şımarık!” falan diyen olursa da çok pis dalarım bu arada, belirteyim..
Alakası yok; sıkıldım işte..
Beklediğim şey bu değildi belki, "Yine zaman ayırırım" diyordum kendime, en basitinden bir hafta sonum olurdu anasını satayım.. Gerekirse, 24 saat kalkmadan bir koltukta pineklerdim.. Biri de çıkıp sormazdı “N’oluyor?” diye..
Ama yok, olmuyor..
Bir de böyle etrafta ‘sevgi kelebeği’ gibi dolananları görüyorum, iyice bozuyorum niyeti.. Bir an gelip ‘tak’ edecek canıma, gidip soracağım; “Hayırdır?” diye.. “Hayırdır ya? Nedir bu keyfin sırrı?”..
Hoş; bir bok değişmeyecek yine..
Yazmak istiyorum, okumak istiyorum, dinlemek istiyorum, sözlükte dolanmak, rasgele bir grup bulmak, albümünü indirmek, bilgisayarımı düzenlemek, yeni filmler izlemek, uyumak, çekip I-Pod’u kulağıma sahilde turlamak, kafama esti mi; gecenin bir yarısı herhangi birine uğramak, ertesi günü düşünmeden sarhoş olmak ve inatla, ısrarla, üstüne basa basa tekrarlıyorum; ‘uyumak’ istiyorum..
Yarın alarmım çalmasa, vursam kafayı zıbarsam, biliyorum;
o boktan telefon çalacak yine sabahın 9’unda.. Karşıdaki ses “Ner’desin?” diyecek..
Dilediğim gibi bi’ 'koordinat' da veremeyeceğim işin kötüsü.. Ner’den baksan tutarsızlık, ner’den baksan ahmakça!
Kavun aldığım için mutlu oldum az önce, geldim yedim bi’ güzel.. Son günlerimin en sıra dışı aktivitesidir bu arada, uyandırayım..
Böyle hayat mı olur lan?!
Avukat İpek Ertürk.. Tanıdık geliyor mu?
Gelmiyor tabii.. Bana da gelmemişti ilk okuduğumda..
2.5 sene önce intihar etmiş..
Yavaş yavaş delirdim, kimse fark etmedi” yazmış bıraktığı nota.. Çaresizlik dediğin bundan güzel özetlenemezdi herhalde.. O günden beri bi’ yumru oturdu boğazıma.. “Ne oldu, ne yaşadı da vazgeçti her şeyden?” diyorum kendi kendime, bir cevap bulamıyorum.. Hoş, onun çevresindekiler de bulamamış görüntüye bakılırsa..
Bir türlü fikir yürütemediğim konulardan biridir;
Nasıl delirir bir insan?
Oluyor demek..
Revolutionary Road’daki matematik profesörü geldi aklıma.. Aslında gelmedi de bugün ‘kepçe’ hatırlatınca filmi, bi’ bağlantı kurdum ister istemez..
Deli’ dediğin kimdir? Nedir? Niye ‘deli’ diye nitelendirilir, kime göre bu kriterler belirlenir?
Oturup, uzun uzun kafa yormak lazım aslında..
Filmdir, kurgudur falan eyvallah da, adam benden zekiydi mesela..
Neyse;
Ben de aynı yolun yolcusuyum” demek için yazmıyorum bunları.. Yemez bi’ kere, kendimi biliyorum da ne bileyim, garip geldi..
Mızmızlanıyorum kendimce ama daha kötüleri de var işte..
Daha kötüleri de var” dedin mi bir kere, kafayı boşaltıyorsun, şikayet etmeyi bırakıp uyum sağlamaya çalışıyorsun ya, belki onu kovalıyorum ben de.. Bilemiyorum..
Şeytanın Fısıldadıkları’nda da buna paralel bir bölüm vardı mesela;
…üniversite mezunu bir genç, iş hayatına başlamadan önce fal baktırmaya gitmiş. "15 sene eziyet çekeceksin" demiş falcı. "Ya sonra?" diye ümitlenmiş çocuk. "Sonra" demiş, "Alışıyorsun"..
Genç Bir İşadamına’ kitabında ne diyordu peki?
...Eski Yunan'da çalışmak zorunda olmayanlar toplumu yönetirlerdi. Aylaklık, güçlülerin kendilerini ifade ediş tarzıydı. Şimdi ise hükmedenler, çalışıyor gözükmeye ve çoğu zaman da gerçekten çok çalışmaya mecburlar. Aylaklık; güçsüzlerin ve sanatçıların "içine düştükleri" acınası bir hal, kötü bir huy ve büyük bir ayıp oldu. Oysa çok eskilerde aylaklık, hele idealleştirilmiş "Mutlak ve Mükemmel Aylaklık", Olimpos Tanrılarına has özel bir saadetti. Biz ölümlüler için ise bütün ömrümüzü şiirle, dansla, aşkla, türlü maceralar içinde, oyun oynayarak geçirmek bugün ayıptır. Hem ayıptır, hem kayıptır. Dans edeceksen, şiir yazacaksan bu işi de profesyonelce yapmalısın ki insanlar seni kabul etsinler. Kısacası yine çok çalışmalı ve köleler gibi yıllarca terlemelisin..
Görüldüğü üzere kısırdöngüye bağlamış gidiyoruz.. Ergen çocuklar gibi sistem eleştirisi yapacak değilim; sadece sıkıntıma bir sebep bulma derdindeyim ve fikrimce, yukarıdaki iki örnek durumu gayet iyi özetlemekte.. Özgürlüğümü, kişisel alanımı seviyorum ama bir zamandan sonra 'başkaları' giriyor devreye. Onlar da sevmeye başlıyorlar özgürlüğümü ve kişisel alanımı.. Sevmekle de kalmayıp 'tecavüz' ediyorlar üstelik..
Ben, ‘ben’den uzaklaşmaya başlıyorum. Bana ait olan ne varsa kamulaştırılıyor. Bu da ‘sıkıntı’ yaratıyor en nihayetinde..
Bugün için vardığım nokta budur;
elimden bir şeyleri alıyorlar, yerlerine yenilerini koyduğum sürece sorun olmuyor.. Ama ne zaman ki boşlukları doldurmakta zorlanıyorum, ‘huzursuzluk’ da o zaman başlıyor işte..
Tıpkı bugün ve yakın dünlerimde olduğu gibi..
Neyse;
gidip uyuyayım bari..

5 comments:

tierra said...
This comment has been removed by a blog administrator.
hiç said...

baz luhrman'dan everybody is free to wear sun screen armagan ediyorum sana

Vlkngcl said...

hocam twitter dan da yazdım , yazıda kendimi buldum , düşünen beyinine, yazan ellerine sağlık...

boraturkoglu said...

Her satır için ayrı ayrı yorum yapacak kadar çok yazasım geldi aslında. Her cümlede aklıma yeni bir şeyler geldi. Belki de çok kafa yormuşumdur bu konular üzerine, belki ara ara aynılarını hissetiğimden, daha iyi anlamışımdır yazılanları. Fakat şunu da söylemek lazım,günlük hayatta bu sıkıntıları hissetmek, bulara yakalanmak ne kadar kolaysa,, atlatmak da bir o kadar kolay aslında. Kimi zaman bir şarkı, kimi zaman bir insan, bazense bir yolculuk... Yaptığın işe istinaden bir cümle yazayım bari Cantona'dan: "En çok ilgimi çeken konulardan biri delilik. Normallikle delilik arasındaki sınır nerede? Bu sınırı kim çiziyor? Deli olduğunu söyleyen bir sürü insan bana normal gözüküyor.." Bu arada geçmişde neşe vardır derler ya, üni'den arkadaşın MeteHan'dan da selam ileteyim sana.Belki iyi gelir:)Pes etmemek lazım..

baris_gerceker said...

e oldu mu ama şimdi...