15 April 2009

Everybody Knows (by Leonard Cohen)



everybody knows that the dice are loaded - (herkes bilir; zarların hileli oldugunu)
everybody rolls with their fingers crossed - (herkes parmaklarını çapraz yapar yuvarlarken)
everybody knows that the war is over - (herkes bilir; savaşın bittiğini)
everybody knows the good guys lost - (herkes bilir; iyi adamların kaybettiğini)
everybody knows the fight was fixed - (herkes bilir; dövüşün ayarlanmış olduğunu)
the poor stay poor, the rich get rich - (fakirler fakir kalır; zenginler zenginleşir)
that's how it goes - (bu böyle gider)
everybody knows - (herkes bilir)

everybody knows that the boat is leaking - (herkes bilir; geminin su aldığını)
everybody knows that the captain lied - (herkes bilir; kaptanın yalan söylediğini)
everybody got this broken feeling - (herkeste bu incinmiş duygular)
like their father or their dog just died - (tıpkı babaları ya da köpekleri ölmüş gibi)

everybody talking to their pockets - (herkes parasından bahseder)
everybody wants a box of chocolates - (herkes bir kutu çikolata ister)
and a long stem rose - (ve uzun tek bir gül)
everybody knows - (herkes bilir)

everybody knows that you love me baby - (herkes bilir; beni sevdiğini bebeğim)
everybody knows that you really do - (herkes bilir; gerçekten sevdiğini)
everybody knows that you've been faithful - (ve herkes bilir ki; sâdıktın)
ah give or take a night or two - (ha bir akşam eksik; ha bir akşam fazla)
everybody knows you've been discreet - (herkes bilir ki; ketumdun da)
but there were so many people you just had to meet - (ama tanıman gereken o kadar insan vardı ki)
without your clothes - (elbiselerin olmadan)
and everybody knows - (herkes bunu bilir)

everybody knows, everybody knows - (herkes bilir, herkes bilir)
that's how it goes - (bu böyle gider)
everybody knows - (herkes bilir)

everybody knows, everybody knows - (herkes bilir, herkes bilir)
that's how it goes - (bu böyle gider)
everybody knows - (herkes bilir)

and everybody knows that it's now or never - (ve herkes bilir; ya şimdi ya hiç)
everybody knows that it's me or you - (herkes bilir; ya sen ya da ben)
and everybody knows that you live forever - (ve herkes bilir ki; sen sonsuza kadar yaşayacaksın)
ah when you've done a line or two - (bir iki ‘line’ aldığında)
everybody knows the deal is rotten - (herkes bilir; anlaşmanın acımasız olduğunu)
old black joe's still pickin' cotton - (yaşlı siyah joe hala pamuk topluyor)
for your ribbons and bows - (senin kurdelelerin ve omuzlukların için)
and everybody knows - (ve herkes bilir)

and everybody knows that the plague is coming - (ve herkes bilir; salgının yaklaştığını)
everybody knows that it's moving fast - (herkes bilir; hızla ilerlediğini)
everybody knows that the naked man and woman - (herkes bilir; çıplak adam ve kadının)
are just a shining artifact of the past - (sadece geçmişin parlayan kalıntıları olduğunu)
everybody knows the scene is dead - (herkes bilir; sahnenin kapandığını)
but there's gonna be a meter on your bed - (ama yatağında bir sayaç olacak)
that will disclose - (işte o kapanmayacak)
what everybody knows - (ne olduğunu herkes bilir)

and everybody knows that you're in trouble - (ve herkes bilir; sıkıntıda olduğunu)
everybody knows what you've been through - (herkes bilir; neler yaşadığını)
from the bloody cross on top of calvary - (calvary’nin üstündeki kanlı çarmıhtan)
to the beach of malibu - (malibu sahillerine)
everybody knows it's coming apart - (herkes bilir; parçalara ayrıldığını)
take one last look at this sacred heart - (kutsanmış kalbine son bir kez daha bak)
before it blows - (patlamadan önce)
and everybody knows - (ve herkes bilir)

everybody knows, everybody knows - (herkes bilir, herkes bilir)
that's how it goes - (bu böyle gider)
everybody knows - (herkes bilir)

everybody knows, everybody knows - (herkes bilir, herkes bilir)
that's how it goes - (bu böyle gider)
everybody knows - (herkes bilir)

Not: Rufus Wainwright yorumu için; tıkla!

No comments: