06 February 2009

Milli Denklem



Nasıl ki; şu an Bundesliga’da forma giyen Tunay Torun, Mahir Sağlık ve Ümit Korkmaz gibi futbolcular Türk basınında yer bulmuyorsa, Mesut Özil’in de Almanya U-17 ve U-19’da oynarken adını anan yoktu bu memlekette.. Bugün Mesut’u ‘vatan haini’ ilan edenlerin, Eren Derdiyok ve Gökhan İnler isimlerine aşinalığının, Euro 2008’deki İsviçre maçına dayandığını düşününce, hiç de garip gelmiyor bu tablo..

-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Türkiye-Mesut Özil ilişkisine bir göz atalım;

Fatih Terim, Özil’le ilgili açıklamalarında, oyuncuyla ilgilendiklerini ancak ailesinden ters cevap aldıklarını söylemişti.. Oğuz Çetin’in ‘iddia’sına göre de bundan 2 yıl önce (2006 gibi) Özil’in ailesiyle irtibata geçilmiş ancak Mesut’un babasından gelen talepler (forma garantisi vs.) üzerine konuşma farklı bir boyut kazanmış ve hakarete varan bir sonla noktalanmıştı (ki 18 yaşındaki Mesut o dönemde, Schalke’de yeni yeni forma giymeye başlamıştı)..

Almanya-Mesut Özil ilişkisi nasıldı peki?

Joachim Löw (kendi açıklamasına göre), Mesut’la bizzat görüşüp, Alman Milli Takımı için davette bulundu.. Nedense(!), Mesut’un babasının ‘forma garantisi vs.’ gibi garip talepleri olmamıştı bu sefer..

Genç oyuncu, tercihini netleştirmesiyle birlikte 11 Şubat'ta Almanya'nın Norveç'e karşı oynayacağı hazırlık karşılaşması için 21 kişilik kadroya çağrıldı..

Zaten 2006 yılında Kicker’e verdiği röportajda da Almanya’nın elini çabuk tuttuğundan bahsediyordu..

-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Mesut’un kararına ilişkin açıklaması şu şekilde: “Bundan sonra Alman Milli Takımı’nda şans bulmaya çalışacağım.. Benim için çok zor bir karar oldu.. Ailem ve birçok arkadaşım Türk asıllı.. Ama ailem üç jenerasyondur Almanya’da yaşıyor.. Genç takımlarda oynadığım zamandan beri, burada bir şansım olacağını düşünüyordum.. Doğru kararı verdiğime inanıyorum.. Bu yaz Avrupa U-21 Şampiyonası’nda Alman Milli Takımı’yla başarılar kazanmak istiyorum.. Önümün açık olduğu görüşündeyim.. Zihinsel olarak beni yoran bu karardan sonra, artık konsantrasyonumu bütünüyle kulübüm Werder Bremen’e vermem lazım”..

-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Aslına bakılırsa, Türkiye’nin (sadece milli takım değil, medya bazında da) Mesut’a olan ilgisi, Bremen’de sezon başında gösterdiği yüksek performansın ardından artmaya başladı.. Bayern Münih’e ve Hoffenheim’a (2) sol çaprazdan attığı gollerden (Hagi’nin Athletic Bilbao’ya Şampiyonlar Ligi’nde attığı son dakika golüne benzer biçimde) sonra, Mesut’un adı daha fazla duyulmaya, milli takım tercihi daha fazla sorgulanmaya başladı..

Mesut açısından baktığımızda; dilini dahi bilmediği Türkiye’nin ‘başarıya karşılık ilgi gösterme’ tutumuyla, doğup büyüdüğü ve altyapı düzeylerinde formasını giydiği Almanya’nın yaklaşımını kıyaslamak çok da zor olmasa gerek.. Verdiği karar, hayli ‘öngörülebilir’ aslında..

Ayrıca, Bundesliga’da forma giyen gurbetçi oyuncuların, Türk Milli Takımı’yla uyumu da son döneme baktığımızda oldukça sıkıntılı.. İstikrarlı performans sergileyen tek isim Hamit Altıntop.. Nuri Şahin bir var, bir yok.. Yıldıray Baştürk ve Halil Altıntop, neredeyse aday kadroya dahi çağrılmıyor.. Serdar Taşçı ise Almanya’yı tercih edenlerden.. Malik Fathi’nin durumu ayrı bir garip.. Fatih Terim, Fathi’nin Almanya tercihine istinaden yaptığı açıklamada “Ben onu Arap sanmıştım!” şeklinde ilginç bir ifade kullanmıştı.. Bu şartlar ve örnekler altında, Türkiye’nin gutbetçi oyunculara ne düzeyde ilgi gösterdiğini kestirmek güç değil.. Bunu Mesut da düşünmüştür büyük ihtimalle.. Sonuçta, daha çok istendiği yeri seçti (Werder Bremen’in resmi sitesinde bile manşetten verilmiş haber).. Bu kararından ötürü Mesut’u suçlamak, hele hele ‘vatan haini’ damgası yapıştırmak için ‘kör milliyetçilik’ de yetersiz kalıyor.. “Ne verdiniz ki ne istiyorsunuz?” diye sorarlar adama..

No comments: