17 April 2008

Michael Jordan vs. Sheen's

Michael Jordan'la, Charlie Sheen ve babası Martin Sheen arasındaki, basketbol temalı bir yarışma.. İlginç olan ise her ne kadar tam da eşit şartlarda gerçekleşmemiş olsa da Sheen ailesinin bu kapışmadan galip ayrılması..

Bu arada, 'klişe spor basını terimleri'nden birini kullanacak olursak; Charlie Sheen'in bu yarışmadaki performansıyla NBA takımlarına göz kırptığını söylemek mümkün..


Macar Sirki

Macaristan'ın efsane olarak kabul edilen, Sandor Kocsis'li, Ferenc Puskas'lı kadrosunun futbol dünyasında devrim yaratmasının üzerinden yarım asır geçti. Bu yarım asırlık sürecin ardından ortaya çıkan tabloya bakacak olursak, günümüzde 'Macaristan' ve 'futbol' kelimelerinin anlamlı bir bütün oluşturduğunu ifade etmek hayli güç..

Uluslararası arenada değeri olan tek bir isme sahipler; Zoltan Gera. O da Avrupa'nın herhangi bir üst düzey liginin, hiç de üst düzey olmayan bir takımında forma giyebilecek, standartların ne altında, ne üstünde kapasiteye sahip bir futbolcu desem, sanırım ne demek istediğimi daha iyi anlatmış olurum..

Yine de futbol otoriteleri Macaristan futbolu konusunda benim kadar karamsar değil. En azından, iyi bir jenerasyon yakaladıkları ve henüz 20 yaş sınırının altında bulunan bu jenerasyonla ilerleyen yıllarda belirli başarılara imza atabilecekleri yönünde görüşler mevcut. Bu görüşleri destekleyen bir veri olarak; Liverpool'un geçtiğimiz yıl 18 yaşındaki Krisztian Nemeth ve 17 yaşındaki Andras Simon'u kadrosuna katması örnek gösterilebilir mesela. Ancak Macar futbolundaki yarım asırlık çarpıcı düşüşe baktığımızda, bunun tek bir jenerasyonla toparlanabilecek bir durum olduğuna inanmıyorum açıkçası. Hatta bunun için oldukça sağlam kaynaklarım olduğunu da söyleyebilirim..

Aşağıdaki videoları ilk izlediğimde bir futbol sahası içerisinde yaşanabilecek en absürd olaylara denk geldiğimi düşünürken, hepsinin de Macaristan Ligi'nde geçiyor olması biraz olsun kafamı bulandırmadı değil..

Budapeşte'de ikamet eden ve futbola gönül vermiş herhangi bir insanın, bu görüntüler karşısında futboldan soğumama gibi bir şansı olduğunu sanmıyorum ve bu; tamamen bilimsel gözlemden uzak kişisel tespitlerimin sonuna gelirken, Türkiye'deki futbola lanet okuduğum için suçlu olduğumu kabul ediyor, eldekiyle yetinmenin de bir maharet olduğunun altını çiziyorum..

İşte, ortalama bir Macar futbolseverin her hafta maruz kaldığı zulümlerden birkaçı;



Ujpest-Dunaferr maçı.. Skor 1-1'ken Ujpest'li oyuncunun -hiçbir şekilde açıklama getiremediğim- müdahalesiyle Dunaferr 2-1'lik üstünlüğü yakalıyor..



Debrecen'le Fehervar arasındaki bu kupa mücadelesinin ilk ayağı 2-1 Fehervar üstünlüğüyle sonuçlanmış. İkinci maçta Debrecen 2-1 önde ve 86. dakikada penaltı kazanıyor. Buraya kadar bir sorun yok, ancak bundan sonrası bir Fehervar taraftarı için cinnet sebebi olarak değerlendirilebilir..



Maç kimler arasında oynanmakta bilmiyorum. Ancak gol sevinci sırasında, golü atan futbolcuyu karşılayan ve kucaklamak isteyen şahsın başına gelenlerin ve ardından bir kişinin bile dönüp kendisiyle ilgilenmemesinin nasıl bir izahı var, çözemedim..

ps: Bu arada, Macaristan futboluna değinmişken Macar file bekçisi Gabor Kiraly ve artık onunla özdeşleşen 'gri pijama altı'nı özlediğimi fark ettim, belirtmeden geçemeyeceğim..

03 April 2008

Murphy's Rules

First rule: If anything can go wrong, it will..

Rudy Gay'in Knicks potasına bıraktığı (!) basketi gördükten sonra bu sözü biraz revize etmek gerekiyor sanırım;

If Knicks go wrong, everything go wrong!



ps: Murphy's Rules ile ilgili daha detaylı bilgi için;

http://www.murphys-laws.com/murphy/murphy-laws.html

Sık yanaklarını!

Bir çocuk bu kadar sevimli olmamalı..



ps: Bana bu veledin aynısını garanti edenle yarın evlenirim, çok net..