06 December 2008

Gabriel Batistuta



Gabriel Omar Batistuta ve Dennis Bergkamp..

İlk günden bu yana yazmak için bekliyorum ikisi hakkında da. Bazen karalıyorum bir şeyler, eksik geliyor, vazgeçiyorum. Bir türlü içime sinmiyor..

Ama bugün, alakasız bir yerde denk geldiğim Batistuta görüntülerinden sonra, inadıma bir son vermeye karar verdim..

Fark ettim; ne yazsam, ne söylesem az kalacak. Dün de az kaldı, bugün de az kalıyor, yarın da az kalacak ve hiçbir zaman içime sinmeyecek..

O yüzden, bir yanı eksik kalan bu sayfaları doldurmak için ilk adımı 'Batigol' diyerek atıyorum..

Üzerine çok fazla konuşmayı anlamlı bulmuyorum. Kelimelerle anlatabileceğimi ise hiç sanmıyorum..

"Forvetin topa vurabileni makbuldür!" diyebiliyorsam bugün, Batistuta'dır beni bu tespite iten. Fiorentina sevgimin nedeni Fatih Terim değil birçokları gibi. Daha öncelere dayanıyor, yalnız ve sadece Batistuta'ya diyelim hatta..

Nou Camp'daki 'sus' işaretinden, Roma formasıyla Fiorentina'ya attığı gol sonrası gözünden süzülen yaşlardan çok daha fazla şey ifade ediyor benim için..

İki şeyden vazgeçti bugüne kadar; önce Fiorentina, sonra futboldan..

Ve ben ikisinde de -tıpkı Roma Olimpiyat Stadı'nda onun da yaptığı gibi- gözlerimden süzülenlere engel olamadım..

Bir daha, bir futbolcuyu bu kadar sever miyim bilmiyorum. Tek bildiğim; "En iyisi kimdi?" diye sorduklarında, hala ve inatla "Gabriel Batistuta!" dediğim..


1 comment:

dododiego said...

Maradona der ki'maçın ilk yarısının ortalarına gelmiştik,pek etkili olamıyorduk,topu batistuta'ya 2 kere atabildim ve 2-0 öndeydik.'kaleyi tutturma yüzdesi olarak açık ara öndedir sanıyorum:)her topta kaleyi bulabiliodu.izlemesi en keyifli forvetti:)yazman iyi olmuş:)teşekkürler