17 November 2008

Özgür Soylu



Balıkesir deplasmanına giderken, otobüsün içinde tartışma çıkıyor. Şoför, "İnin, meselenizi aşağıda halledin!" diyor ve otobüsü kenara çekiyor. Durdukları yer, bir benzin istasyonu. Tartışma aşağıda devam ederken, istasyon görevlileri geliyor. "Gidin başka yerde kavga edin!" ile başlayan diyalog, taraftarla görevliler arasında tartışmaya dönüşüyor. Bunun üzerine, istasyon sahibinin oğlu pompalı tüfeğini çıkartarak Karşıyaka taraftarının üzerine rastgele ateş ediyor. Dört kurşun, dört cana isabet ediyor. Canlardan üçü yaralanıyor. Kavgayı ayırmak için otobüsten inen Özgür Soylu ise karnına isabet eden kurşunla hayatını kaybediyor..

21 yaşında, takımını desteklemek için yollara düşmüş, ailesinin yolunu beklediği, dostlarının yanı başında bir genç yitip gidiyor pisi pisine..

Çıkıp şimdi diyecekler "Holigandı Özgür!"..

Değildi efendim..

Senin gibi, benim gibi bir insandı. Pompalı tüfekle öldürülmeyi hak etmeyecek kadar insandı hem de. Kanlı canlı, hayatının henüz başında, aklı fikri yerinde bir insandı..

Ama kim bilir neler anlatılacak, nasıl suçlar uydurulacak Özgür'e ve Özgür gibilere..

"İstasyonu yağmalıyorlardı vurduk!" diyecekler, "Kendimizi savunduk!" diyecekler, "Nefsi müdafaa!" diyecekler..

"Tribünden değil mi? Olsa olsa holigandır!" olacak Özgür'ün arkasından söylenen..

Biliyorum; hesabı sorulmayacak ve ateş düştüğü yeri yakacak yine..

Bizlerse, bir gün, bir başka Özgür daha yitip gittiğinde, benzer satırlar karalamaya devam edeceğiz..


"Armanı takip ettin düştün uzun yollara,
Bilseydin, yine giderdin ucunda ölüm olsa!

Efendi, delikanlı, gelmez ki hiç benzeri,
Sen Kaf-Kaf'ı bırakmadın 21 yıldan beri!

Şerefsiz kör kurşuna göğüs gersek hepimiz,
Acı çekmek ÖZGÜR'lükse, ÖZGÜR olduk hepimiz!"


Mekanın cennet olsun tanımadığım kardeşim!


ps: ultras/movement'tan bir alıntıyla nokta koymak istiyorum. Gabriele Sandri'nin ölümü üzerine yazılmış birkaç satıra bırakıyorum son sözü; "
Ultras'lar değişik renkelere aittirler. Fakat hepsi de takımlarına olan sevgileriyle, yağmur ve soğuğa rağmen 90 dakika ayakta sesleri kısılırcasına tezahürat yapmalarıyla, deplasman otobüsünde yanlarındaki arkadaşlarına duydukları güvenle, deplasmana çıkmanın verdiği heyecan ve eve dönmenin yorgunluğuyla, yolda paylaşılan bir sandviç ve son bir sigarayla birbirlerine bağlıdırlar. Bunlar belki onları dış dünyadan ayırır. Ama aynı zamanda, birbirlerine de sıkı sıkıya bağlanmalarını sağlar.."

2 comments:

alplessness said...

bir basbakan vatandas napsin kendini savunuyor derse ...

Bay C. said...

balıkesir valisi de gider saldırganları hastanede ziyaret ederse..