06 February 2008

'Shaq'a mı bu?




Miami'ye, Steve Kerr'ün heykelini dikseler yeridir. Tez zamanda 36 yaşına basacak Shaquille O'Neal'ı, Shawn Marion+Marcus Banks karşılığında Phoenix Suns'a postaladılar ve işin Phoenix kanadındaki imza Steve Kerr'e ait..

Nash ve arkadaşlarının yanına, önümüzdeki iki yıl boyunca ödenecek 40 milyon dolar karşılığında iki adet yorgun diz getiren Suns yönetiminde sular ne zaman kaynamaya başlar bilemiyorum ama "Bu bizi daha iyi bir takım yapacak" diyen koç Mike D'Antoni'den, gizliden gizliye sağlam bir beddua aldıkları kesin. Zira Shaq'ın gelişi, yıllar içerisinde oturttuğu small-ball sisteminde radikal değişikliklere gitmesini gerektiriyor. Bu sistemin parçaları arasındaki en önemli tamamlayıcılardan biri olan Marion'ın kaybedilmesi başlı başına bu makina düzenine ihanetken, bir de karşılığında bu sistemin en son ihtiyaç duyacağı oyunculardan birinin, 36 yaşında, hem de kontratının bitimine iki sene kala kadroya dahil edilmesinin altında yatan nedeni bulmaya çalışıyorum hala..

Neyse, gelelim bu ani gelişmenin öyküsüne; Marion sezon başında takımdan ayrılmak istediğini belirtmişti Suns yönetimine ve Amare Stoudemire ile aralarının bozuk olduğu söyleniyordu. Birkaç sezondur normal sezonda esen Suns'ta, işler play-off zamanı iyi gitmiyor, takım final yolunda bir yerlerde tıkanıyordu. Kimileri bu sistemin oyuncuları normal sezonda yorduğunu ve play-off temposuna girildiğinde vücutlarının iflas ettiğini söylüyor, kimileri de iyi geri koşan takımlara karşı yarı saha basketbolundaki üretkenlik zaaflarından dolayı sıkıntı yaşadıklarını savunuyordu. İlk seçeneği elemine etmek için sistemi değiştirmek, diğeri için pota altında oyunu domine edebilecek, aynı zamanda da pas yeteneğine sahip bir oyuncu bulmak gerekiyordu. Bu sezon tepetaklak giden Miami ise trade piyasasında bir mucize kovalamaktaydı şu aralar. Ellerinde birçok döküntü, bunların yanında da Wade, Shaq ve Haslem mevcuttu. Wade'i vermek takımı satmaya eşdeğer olduğundan, Haslem seçeneğine yönelebilirlerdi belki ancak o da underrated bir oyuncu olduğundan karşılığında kimi alırlarsa alsınlar büyük bir fark yaratmayacaktı. Geriye bir tek Shaq kalıyordu bu durumda. O da sakatlıklarla boğuşuyor ve bir türlü katkı sağlayamıyordu, en basit ifadeyle piyasası yoktu. Taa ki Suns devreye girene kadar..

Steve Kerr, takımla ilgili eleştirileri haklı bulup da iki ayrı muhtemel sorunu tek potada eritecek bir çözüm olarak Shaq isminde karar kıldığında, Miami'deki kimsenin buna itirazı olduğunu tahmin etmiyorum. Geriye bir tek 'The Diesel'ın sakatlığıyla ilgili şüpheler kalıyordu. Onu da Phoenix'teki kontrollerle birlikte giderdiler ve sezonun en çarpıcı takaslarından birine imza atıldı..

Bu hamle kime ne getirir, kimden ne götürür bilmem ama Steve Kerr, ne yaptığının farkında olduğunu söyleyip, bu takımın zamanında -Kurt Thomas varken- Shaq'la oynayacaklarına benzer bir basketbol oynadığını iddia etse de ben işlerin o kadar toz pembe olacağına inanmıyorum şahsen. Bir kere, takımın en iyi bire bir savunmacısını kaybettiler ki zorlandıkları alanlardan biri de buydu. Shaq'ın gelişi takım savunmasına katkıda bulunacaktır elbette ama Suns gibi tempoyu seven bir takımın, istatistiksel olarak daha az sete set hücuma ve takım savunması gerektirecek pozisyonlara maruz kaldığı bilinen bir gerçek, dolayısıyla bu takımın savunma karakterine uygun olan isim Marion'dı, Shaq değil. Ayrıca Kerr, ihtiyaçları olanın; hızlı hücumu başlatacak ribauntlar olduğunu söylerken, Shaq'ın da bunu gayet rahat başarabileceğini eklemiş. Yalnız unuttuğu bir şey var ki gönderdikleri Marion, bu takımın en çok ribaunt alan adamı..

Heat açısından bakacak olursak; takasın benim nazarımda ağır basan tarafı olduklarını söyleyebilirim ancak Marion'ın da yeni takımında, Nash güdümlü istatistiklerine ulaşamayacağı ayrı bir gerçek. Kendi pozisyonunu hazırlayabilen bir oyuncu değil ve beslenmeye ihtiyacı var, bu servisleri ona Heat'te kim sağlar bilemem. Ayrıca, kendisine en uygun basketbolu oynayan Suns'ın ardından, "Topu Wade'e ver, seyret!" anlayışındaki yeni takımına ayak uydurmakta zorlanacaktır. Yine de kabus gibi bir sezon geçiren Heat'e katkıda bulunacağı söylenebilir..

Shaquille O'Neal gerçek anlamda büyük oyuncudur, basketbolunu bir kenara koyup baktığımda da hayranlıkla takip ettiğim bir karaktere sahiptir. Ama söz konusu böyle bir takas olduğunda, şartlara ve karşılığında verilen oyunculara bakıp, "Ne alaka?!" diyesi geliyor insanın..

Tabii bu takasın, bir de oyuncular ve koçlar tarafından nasıl değerlendirildiğine bakmak gerekiyor. En ilginç demecin Raja Bell'den geldiğini söyleyerek başlayabiliriz mesela; "Bana uyar, Los Angeles'a gittiğimizde taraftarların bir numaralı düşmanı ben olmayacağım artık" derken, Kobe'yle yaşadığı sürtüşmelerin de etkisiyle yükseldiği "sevilmeyen adam" mertebesinden, Shaq'ın gelişiyle kurtulacağını düşünüyor ancak Staples Center'a ilk ayak basışında bu fikrini ona yedireceklerini tahmin ediyorum. 'Post-Marion' dönemde pivotluktan, esas pozisyonu 4 numaraya kayacak olan Amare Stoudemire, "O bir şampiyonluk daha istiyor ve birlikte bu yolda yürüyebiliriz" derken, kendisiyle konuştuğunu ve Shaq'ın bir an önce oynamak için sabırsızlandığını iddia ediyor. Pat Riley ise 'Big Daddy'i çok sevdiğini, aralarında bir problem olmadığını söylerken, yeniden yapılanmaya gittiklerini, bu yüzden de yolları ayırmak zorunda kaldıklarını vurguluyor..

Özetle; şu an her kafadan bir ses çıkıyor ve suların biraz durulması lazım. Ben hala Suns'ın Marion'a karşılık daha iyi bir tercih yapabileceğini savunsam da olmuş-bitmiş bir olay üzerine daha fazla kafa yormaya gerek yok. Hesabın geri kalanı parkede tamamlanacak nasıl olsa. İzleyip, görelim..

No comments: