19 February 2008

Kral çıplak!




Liverpool
'a can-ı gönülden bağlı bir futbolsever değilim açıkçası. Ama bu, hele ki Şampiyonlar Ligi söz konusuysa kendilerine destek vermediğim anlamına gelmiyor tabii ki. Gerek kültürleri, gerekse de kulüp profilleriyle birçok takımın önüne yazabilirim isimlerini. Inter'i ise oldum olası sevemedim. Yıllardır Juventus ve Milan'ın, hatta zaman zaman Roma'nın gölgesinde kalan, bunun getirdiği psikolojik baskıyı göğüsleyemeyen ve asla 'büyük takım' sıfatını taşıyamayan bir camia olarak yer ettiler gözümde..

Bütün bu şartlar birleştiğinde, Şampiyonlar Ligi'nde çeyrek final öncesi turun ilk randevusunda rengimi seçmem zor olmadı diyebilirim. Hatta, iki takımın Anfield Road'da sahne alacağı maç öncesinde, gerçek İngilizlerin, sahte İtalyanlara güzel bir ders vereceğini umuyordum ki yanıltmadıkları için de teşekkürü ayrıca bir borç bilirim..

Maça beklendiği gibi baskın başlayan taraf Liverpool'du ama Inter'in bu sezon tek mağlubiyetini aldığı Fenerbahçe karşılaşmasındaki defans hattından tek bir isim bile Anfield Road'da sahaya sürülen geri dörtlüde yer almayınca, 'Kırmızılar'ın atak varyasyonları kısıtlanıyordu haliyle. Benitez, bu sıkıntıyı aşabilmek amacıyla bu sezon pek de ilk 11'de yer vermediği Ryan Babel'i sahaya sürmüş olsa da Inter, en geç kendi 18'inin önünde rakibinin gazını almayı başarıyordu bir şekilde. Tabii Marco Materazzi, 30. dakikada Inter adına olumlu sayılabilecek bu senaryoyu bozana kadar..

Fernando Torres'i ters bir topta arkasına kaçıran Materazzi, biraz da ağır sayılabilecek bir karar sonrası çift sarı karttan oyun dışına gönderildiğinde, satranç tahtasındaki taşların da yeri bir hayli oynadı haliyle. Bu dakikadan itibaren, maç tam anlamıyla tek kaleye döndü. Farklı bir kurguya bürünen İtalyan savunması, sağlı-sollu gelen 'Ada sakinleri' karşısında oldukça zor anlar yaşamaktaydı ancak kilit bir türlü açılmıyordu işte..

Bütün bu serüven 85. dakikaya kadar aynı tekdüzelikte devam etti lakin bu dakikada sahneye çıkan Kuyt, skor terazisinde Liverpool hanesine ilk taşı koymayı başardı. 'Kaptan' da Kuyt'un hemen ardından, dakikalar 90'ı gösterirken yaptığı vuruşla turun kapısını ardına kadar açmış oldu..

Şahsen, Inter'in bu skorun altından kalkabileceğine inanmıyorum. Ama üzerine konuştuğumuz konu futbol olunca, ettiğimiz kelama 'kesinlik' katmamak gerektiği de malum.. Neyse, maçın hikayesi budur özetle, fakat burada ara verip bir-iki yorum yapmak istiyorum..

Öncelikle
Benitez'in, maçın başından sonuna dek tek bir olumlu orta girişiminde bulunamayan Finnan'a nasıl tahammül edebildiğini anlamış değilim. Halbuki, 'post red card' dönemde Inter savunmasının solunu teslim alan Maxwell, Liverpool'un sağ kanattan yaptığı bindirmelerde etkisiz kalırken, 'Kırmızılar'a birçok kanat organizasyonu imkanı tanıyordu. Ancak bu hamlelerin her biri, 'gününde olmayan' diyerek geçiştireceğim Finnan'ın ayağında geçersiz kılınıyordu. Bu yüzden, Pennant'ın oyuna girişinde -hem Peter Crouch da sahadaki yerini almışken- İspanyol teknik adamın biraz geç davrandığını düşünüyorum. Tek bir pozisyona bakarak ahkam kesmek saçma, kabul ediyorum ama ilk golün -hedef şaşmış olsa da- Pennant'ın ortasıyla geldiğini hatırlatmak isterim. İkinci golde de efektif alanın sağ taraf olduğunu söyleyebiliriz belki ama Gerrard'ın vuruşuna haksızlık etmek istemiyorum açıkçası..

Bir diğer nokta; Inter'in oynadığı oyundan artık gerçekten sıkıldığımı farketmiş olmam. Tamam, ligde bilmem kaç maçtır kaybetmiyorlar, sezondaki tek yenilgilerini defans hattını evde bıraktıkları Fenerbahçe maçında aldılar, bu maçta da 60 dakikayı 10 kişiyle oynadılar, falan filan. Ama bir takımın, hele ki Serie A gibi bir ligde açık ara şampiyonluğa koşan bir takımın, hücum çeşitliliği tek bir adamın ayağına bırakılmamalı, bunu kabul edemiyorum. Ibrahimovic'in bireysel yetenekleriyle, sihri alınmış İtalya Ligi'nde bir yere gelinebiliyor belki. Ama iş Şampiyonlar Ligi boyutuna taşındığında, her sene olduğu gibi bu sene de 'Kral çıplak!', kimse kusura bakmasın..

Liverpool resmi sitesindeki maç özetinde, karşılaşma güzel bir biçimde anlatılmış. Gerrard'ın golündeki iki kelimelik ifade ise aslında bütün bu tabloyu başarıyla özetlemekte;

85 mins : GOAL! Dirk Kuyt: Pennant's cross eventually comes to Kuyt who hits a bouncing shot beyond Julio Cesar
88 mins : Anfield has gone wild. What a turnaround for Dirk Kuyt

89 mins : GOAL! Steven Gerrard: Steven Gerrard doubles Liverpool's advantage with a deflected shot from distance. Totally deserved
..

http://www.liverpoolfc.tv/match/last_match/match_report/index.htm

hint:
Fenerbahçe maçı, sol bek, Materazzi'nin kırmızı kartı, Maxwell, Chivu..

No comments: