13 February 2008

Kidd to Mavericks!




Uzunca bir süredir dillendirilen takas nihayet gerçekleşti ve NBA'in en iyi oyun kurucusunun yeni adresi belli oldu; Dallas Mavericks!


Önce bir gelenler-gidenler dengesini oturtalım, üzerine konuşuruz daha sonra nasıl olsa..

Mavericks -> Nets : Devin Harris, Jerry Stackhouse, DeSagana Diop, Devean George, Maurice Ager,
3 milyon dolar + iki adet birinci tur draft hakkı

Nets -> Mavericks : Jason Kidd, Malik Allen

ps: Ayrıca ayrı bir takas olarak; Nets, Antoine WrightMavericks'e gönderirken, karşılığında bir adet ikinci tur draft hakkı aldı..



* * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * *


Öncelikle şunu söylemeliyim ki; ne Pau Gasol'ün Lakers'a, ne de Shaquille O'Neal'ın Suns'a geçişinin, güç dengelerinde bu denli majör bir oynamaya neden olduğuna inanmıyorum. Bu ligde, şu andaki form durumlarını ya da kapasitelerini göz önüne aldığımızda, bu iki oyuncudan her biri için en az on adet benzer kalibrede bir isim yakalamak hayli mümkün. Ancak söz konusu Jason Kidd olduğunda, en azından suyun bana ait olan tarafında, işler bambaşka bir hale bürünüyor..

Daha da açık izah etmek gerekirse; NBA şu anda, Kidd'in point guard pozisyonu için ihtiva ettiği anlamı taşıyabilen, hiç değilse bu anlama yaklaşabilen sadece iki oyuncuya sahip; Steve Nash ve Chris Paul..

Nash, yıllardır zaten Kidd'le karşılaştırılıyor ve iki MVP ödülüyle de kimilerinin gönlünde bir adım daha ötede yer alıyor. Yine de böyle bir çekişmede oyunu Kidd'den yana kullanacak bir birey olarak, ikili arasında karşılaştırma yapmanın bir sonuç getireceğine inanmıyorum. Farklı özelliklere sahipler ve bu özellikler onları pozisyonları için vazgeçilmez kılıyor. Chris Paul'e gelecek olursak; iki oyuncuya da tam olarak benzemiyor aslında. Nash kadar skor üretebilirken, Kidd kadar overall bir performans sergileyebiliyor. İkilinin bir karışımı diyebiliriz belki de. Ancak bahsedilen seviyeye gelmesi için önünde uzun bir yol var. Bu yolu kısa sürede aşacağını düşünüyorum fakat dediğim gibi; henüz bir Kidd değil..

İşte böylesine bir ortamda, pozisyonunda ligin en iyisi olarak gösterilebilecek bir isim, hem de ligin en iddialı takımlarından birine geçiş yapıyorsa, bu geçiş, neresinden bakarsanız bakın, hangi kriterleri kabul ederseniz edin, NBA'de 'sezonun takası' unvanını da beraberinde getirecektir, getirmelidir de..

Takası Mavericks yönünden incelediğimizde; 'defending champion' Spurs, Kobe-Gasol ikilisinin sürükleyeceği Lakers, Shaq takviyeli Suns, çıkıştaki bir Hornets, Melo-Iverson ortaklığında ilerleyen Nuggets ve geçtiğimiz sezon kendilerine adeta kabus yaşatan Warriors karşısında bir adım öne fırlamak adına yapabilecekleri en iyi takviyeyi yaptılar diyebilirim. Kidd'in yerini aldığı Devin Harris'i de ayrıca beğenirim lakin oyun kurucu pozisyonunda takımını şampiyonluğa kadar taşıyabilir mi tam olarak emin değilim, en azından şimdilik. Bundan iki-üç sene sonrasında ligin parmakla gösterilen oyuncularından biri olma potansiyeline sahip, kabul ediyorum. Ancak, Mavericks'in böyle bir zamanı var mı, o konuda şüpheliyim. Dolayısıyla; Jason Kidd'i Dallas'a getirmek, tek kelimeyle 'büyük' bir iştir. Tabii bu hamlenin getirilerinin, bir tek saha içinde görülmeyeceğinden de emin olabilirsiniz. Gerek pazarlama anlamında, gerekse de medya farkındalığı açısından Mavericks'in büyük bir sıçrama yapacağı inancındayım. Öyle ki; bu takasın Dallas'taki emlak fiyatlarına bile etkisi olacağını iddia ediyorum, düşünün yani (tamam, bu abartı oldu biraz)..

Neyse; bu, işin kulüpler boyutu. Oyuncular açısından bakacak olursak; Dirk Nowitzki'nin, iki sene önce Heat'e kaybettikleri finalden beri aldığı eleştirilerin haddi hesabı yok. Gerçek bir 'winner' olmadığı ve lider ruhu taşımadığı defalarca gazete sütunlarında ve internet köşelerinde karalandı, durdu. İşte tam da bu yüzden, Kidd'in gelişine en çok sevinen ismin kendisi olduğunu düşünüyorum. Daha önceleri Kenyon Martin, Richard Jefferson ve Vince Carter gibi oyuncuların ya isimlerini duyurmasında ya da kaybettikleri saygıyı geri kazanmasında birinci dereceden etkiye sahip olan Kidd, özellikle ikili oyunları başarıyla oynayabilen bir Nowitzki'nin üzerinde ne derece olumlu bir etki yapacaktır kestiremiyorum açıkçası. Kestiremiyorum derken; durumun pozitif olacağına inancım sonsuz fakat bunun sınırlarını şu an için kafamda çizemiyorum. Nowitzki'den ayrı olarak bir de işin Josh Howard boyutu var elbette. Howard'ın son iki sezonda yaptığı çıkışı göz önüne aldığımızda, yeni besin kaynağı Kidd'le gelebileceği nokta herkesi şaşırtabilir, şimdiden söyleyeyim..

Kısacası; Kidd-Jones (Wright)-Howard-Nowitzki-Dampier ilk beşi ve kenardan Terry takviyesiyle Mavs'in, en azından kağıt üzerinde en büyük şampiyonluk adayı olduğunu söylemek, hiç de tutarsız bir demeç olmayacaktır..

Gelelim Nets cephesine..

Kidd'in New Jersey'de mutlu olmadığı ve takasını istediği zaten bilinen bir gerçekti. Bu yüzden kendisiyle yolların ayrılmasını yadırgamıyorum. Sonuçta, Nets'in 2007-2008 sezonu ve takip eden bir-iki sezon içerisinde öyle ahım şahım bir hedefi olmadığı ortada. Peki, bu takas yapabileceklerinin en iyisi miydi? Esas soru bu..

Öncelikle Kidd'in boşalttığı koltuğa gelecek vaat eden bir isim koymak şarttı. Bunu ya Kidd'e karşılık genç ve potansiyelli bir point guard alarak yapacaklardı ya da Marcus Williams'ı ilk beşe yerleştirip, takımın diğer eksiklerini kapatacaklar, hatta belki de kontrat süresinin sonuna gelmiş oyuncuları takıma kazandırıp, önümüzdeki sezonlarda free agent piyasasına eli kuvvetli bir şekilde gireceklerdi. Devin Harris tercihiyle, ilk yolu seçtiklerini gösteriyorlar ki bu hamleyle yanlış bir işe imza attıklarına inanmıyorum. Harris, daha önce de belirttiğim gibi geleceği olan bir isim ve birkaç sezon içerisinde oyununu çok daha yukarı kademelere taşıyabilecek potansiyele sahip. Yanında gelenlere baktığımızda; Stackhouse'un, takımda Kidd'in gidişiyle ortaya çıkan lider ve tecrübeli oyuncu eksiğini, kontratının bitimine kadar kapatabilmesi muhtemel. Diop da Krstic, Boone ve Sean Williams'tan oluşan pota altına, savunma direncinin yanı sıra sertlik ve beraberinde çeşitlilik getirecektir. Ager ve George'un ise efektif bir oyun ortaya koyacağına inanmıyorum. Mavericks'in normal sezon derecelerinde başa güreşeceğini varsaydığımızda, alınan iki adet birinci tur draft hakkının da bir sürpriz olmadığı sürece, kilit bir ismi kadroya katma konusunda yardımcı olacağını sanmıyorum (Tabii, bu haklar Mavericks'e, farklı takaslar ve dolayısıyla farklı takımlardan geldiyse işler değişebilir ancak bu konuda bir bilgim yok henüz). Yine de genel bir bakışla, -Jones ve Diop'un da kontratlarının son senesinde olduğunu ve bunun yıl sonunda salary yönünden Nets'e avantaj sağlayacağını hesaba katacak olursak- söz konusu takasın Nets açısından da olumlu olduğunu söyleyebiliriz..

Harris-Carter-Jefferson-Krstic-Boone ilk beşi şu an için bir anlam ifade etmiyor olabilir fakat önümüzdeki bir-iki yıl içerisinde girişecekleri hamlelerle bu senaryoyu tersine çevirebilmeleri mümkün. En azından takımın iskeletini gençler oluşturuyor ve yeniden yapılanma sürecinde ihtiyaç duyacakları da tam olarak bu potansiyelli gençlerden ibaret..

Özetle; takasın artılarını ve eksilerini değerlendirdiğimizde çıkan sonuç, iki ayrı cephenin de hedefleri doğrultusunda mantıklı bir hamlede bulunmuş oldukları. Bütün bu anlatılanlar dışında, takasın başka boyutları ve ortaya çıkardığı farklı etkiler de olacak elbet. Kidd'in kariyerine başladığı yere dönüyor olması (kendisi Mavs'in '94 draft'ı 1. tur 2. sıra seçimiydi), iki kere çok yaklaştığı ancak bir adım gerisinde kaldığı şampiyonluk yüzüğüne artık daha makul bir yakınlıkta bulunması, Mark Cuban'ın yıllardır ektiğini, bu sene hiç olmadığı kadar iddialı bir halde toplayabilme ihtimaline erişmesi, Nowitzki'nin liderlik stresinden sıyrılıp, oyununa konsantre olma şansı yakalaması bunlardan sadece birkaçı..

Elbette bütün bu senaryolar, sonu belirsiz bir halde zaman girdabında salınmakta şu an. Fakat içimden bir ses, Kidd'in ilk göz ağrısı Mavericks formasıyla o girdabın bir köşesinde kendine eşsiz bir yer edineceğini fısıldıyor.
Fazla subjektif bir yazı oldu farkındayım ama şampiyonluk yüzüğünün, onu en çok hak eden parmaklara geçme zamanının geldiğini düşünüyorum, bundan gayrısı da pek umrumda değil açıkçası..

No comments: