15 January 2008

Soğuk bir günden arda kalan..




"Paylaşmayı bilmeyen çocuklar değildik aslında. Kalamış’tan beklentimiz, bir tatlı huzurdan öteye geçmedi hiçbir zaman. Bir od yakıp, bir oh çekmekti cümlemizi cezbeden, hepsi o…

Hoş, nereden bilecektik; her yeni güne, sırtımızda 'kayıp kuşak' yaftasıyla "Merhaba!" diyeceğimizi ve gün, yerini yavaş yavaş geceye bırakırken, o kuru kalabalığın içinde, yapayalnız bir halde, dudağımızda 'Son Sardunyalar', kendi dört duvarlarımıza döneceğimizi…

Hiç kalabalık olmadık ki biz. Yanlışlarımızı da sahiplenemedik bir türlü. Çizgileri nasıl kalın çektiysek, hayatı da 'biz ve geri kalanlar' olarak yaşadık hep…

Bireysellikte uzmandık, zira toplum içinde alıklaşmamız da bundan sebepti. Çok istedik kalabalık olmayı lakin bir türlü soyunamadık yalnızlığımızdan. Aşina değildik ya diğerlerine, korktuk hayli…

Şimdi ise en sol şeritte, depoyu yarılamış, son sürat ilerlemekteyiz. Önümüzdeki duvarların ürkekliği ise ceplerimizde saklı…

Kimimiz bu duvarlarda paramparça olacak ve biz dönüp, bir ufak ağıt yakacağız ardından. Özümsemediğimiz için, unutmak kolay olacak. Bir sonraki duvara kadar tabii…

Ölümü beklemek ne zor değil mi? Yoksa zor olan arkanda seni hatırlayacak birilerinin olmadığını bilmek mi?

Eyvallah, her cevap kolay bulunmuyor, esas olan yaşayarak öğrenmek ama içten içe de isterdik hani iz bırakabilmiş olmayı…

Öylece gelip geçmek zoruma gidiyor"

No comments: