12 June 2014

47 Ayın Sultanı

































Brezilya
Ev sahibi Brezilya, başrolde olduğu A Grubu'nda Hırvatistan, Meksika ve Kamerun ile mücadele edecek. 2010 Dünya Kupası'na çeyrek finaldeki Hollanda mağlubiyeti ile veda eden takım, 2002'de kupayı kaldıran Luiz Felipe Scolari'ye emanet edildi. Geçen yıl düzenlenen Konfederasyon Kupası'nda oynadığı her maçtan galip ayrılan ve finalde İspanya'yı 3-0 gibi net bir skorla mağlup eden Brezilya, ev sahibi olduğu için direkt katılım göstereceği turnuva öncesinde oynadığı son dokuz hazırlık maçını da kazanmayı başardı. Aynı şekilde evinde oynadığı son 37 maçta yenilgi yüzü görmeyen takım, Dünya Kupası'nda da bu istatistiği sürdürmek isteyecek. Futbol kamuoyundaki genel Brezilya algısının tersine, bu takımın en güçlü hattı olarak savunması ön plana çıkıyor. Alves-Thiago Silva-David Luiz-Marcelo dörtlüsü, kağıt üzerinde kupanın en iyi defans hattı olabilir. Buna karşılık, önceki kupalarda Romario ve Ronaldo gibi forvetlerin sürüklediği hücum hattında benzer kalitede bir oyuncuya sahip değiller. Fred'in 9 numaradaki varlığı 2010'da Luis Fabiano ile yaşadıkları hayal kırıklığıyla birlikte soru işaretlerini beraberinde getirse de yardımcıları Neymar ve Hulk, bu soru işaretlerini silmek için ellerinden geleni yapacak. Orta sahada da başta Oscar ve Paulinho olmak üzere Ramires, Fernandinho, Willian ve Luiz Gustavo gibi oyuncular Scolari'nin en büyük kozları olacak. Turnuva öncesinde ev sahibi avantajıyla birlikte en büyük favori olarak gösterilen takımın nereye kadar ilerleyebileceğini ise bu genç kadronun sahaya yansıtacağı futbol olgunluğu belirleyecek. Zira 19'u ilk kez Dünya Kupası'nda mücadele edecek 23 futbolcunun yaşayacağı olası bir dağınıklık, 1950'de evindeki finalde Uruguay'a yenilerek kupayı kaybeden takımın yaşattığı hayal kırıklığının bir benzerine neden olabilir.

Hırvatistan
Hırvatistan, Brezilya ile birlikte A Grubu’nun favorisi. Açılış maçında ev sahibi ile mücadele edecek Hırvatlar, Avrupa elemelerinde play-off'ta İzlanda'yı geçerek kupa bileti almaya hak kazandı. Eleme grubunda oynadığı son dört maçtan sadece bir beraberlik çıkarabilen takımda play-off öncesi teknik direktör Igor Stimac'la yollar ayrılırken, yerini 41 yaşındaki Niko Kovac aldı. İzlanda'yı elemeyi başaran Kovac her ne kadar iyi bir sınav vermiş olsa da bu, Hırvatistan'ın Dünya Kupası'na sadece iki resmi maçlık tecrübesi olan bir teknik adamla katılacağı gerçeğini değiştirmiyor. Kovac, bu yüzden takımın tecrübeli isimlerden mümkün olduğunca yardım almak zorunda. Srna, Lovren, Corluka gibi isimlerin ön plana çıktığı savunma hattı kağıt üzerinde güven veriyor. Orta sahada ise özellikle Real Madrid'li Modric ve Sevilla'da harika bir sezonu geride bırakan Rakitic'le birlikte, Inter'in genç yeteneği Kovacic'in performansı belirleyici rol oynayacak. Forvet hattındaki en önemli silahı Mandzukic'ten cezası nedeniyle Brezilya karşısında faydalanamayacak Hırvatların Eduardo ve Olic'ten alacağı verimin düzeyi de hayli önemli. 1998'de dünya üçüncüsü olan efsane kadronun başarısını tekrarlamak için Güney Amerika yolunu tutacak takım, ağabeyleri kadar başarılı olur mu bilinmez ama en azından gruptan çıkmak için ellerinden geleni yapacakları kesin.

Meksika
Meksika olaylı bir eleme grubu macerasının ardından play-off'ta Yeni Zelanda'yı eleyerek adını Brezilya yolcuları arasına yazdırmayı başardı. Elemelere 2010'dan bu yana takımın başında bulunan Jose Manuel De La Torre ile başladılar. Elemelerin 4. turunda ilk altı maçta bir galibiyet, beş beraberlik aldıktan sonra sahasında Honduras'a yenilen takımda Torres'in görevine son verildi. Yerini 2012'de olimpiyat altını kazanan takımı çalıştıran Luis Fernando Tena aldı. Tena, görevde kaldığı dört günü Amerika Birleşik Devletleri yenilgisiyle kapattıktan sonra bu kez sıra Victor Vucetich'e geçti. O da ilk maçında Panama'yı yenmesine rağmen grubun son maçında Kosta Rika'ya yenilince görevden alındı ve play-off'a kalan takımın başına Miguel Herrera getirildi. Herrera'nın ilk icraatı, Avrupalı yıldızları takımdan kesmek oldu. Yeni Zelanda maçlarında sadece yerel ligde forma giyen oyunculara şans veren Herrera'nın takımı, 5-1 ve 4-2'lik galibiyetlerle kupa vizesi almaya hak kazandı. Kalesini Fransa ligi tecrübeli Guillermo Ochoa'nın koruduğu Meksika'nın savunma hattındaki en önemli isim 35 yaşındaki Rafael Marquez. Orta sahada Leverkusen'li Guardado, Villarreal'li Giovani dos Santos ve Porto'lu Hector Herrera'nın başrol üstleneceği ‘El Tri’nin forvet hattı da 2012 olimpiyat oyunlarında altın madalya kazanan takımın forveti Oribe Peralta ile Manchester United'lı Javier Hernandez'den oluşacak. Son beş kupada da ilk turu geçmeyi başaran takımın amacı, aynı başarıyı tekrar edebilmek.

Kamerun
Kamerun, Türkiye'de forma giyen altı futbolcuyla bu alanda başı çekiyor. Chedjou, Webo, Dany, Itandje, Enoh ve Ndjock ile Türk futbolseverlerin kendini en yakın hissedeceği takımlardan biri olacak Kamerun, Afrika elemelerinde Tunus'u eleyerek Brezilya vizesi almaya hak kazandı. Alman Volker Finke yönetimindeki takım, son hazırlık maçında Almanya ile 2-2 berabere kalarak kupa öncesinde iyi sinyaller verse de grubun en az şans verilen takımı olarak gösteriliyor. Savunmada Galatasaraylı Chedjou ile Marsilya'lı Nkoulou'nun yeri garanti. Tottenham'lı Benoit Assou-Ekotto, Granada'lı Allan Nyom ve Lyon'lu Henri Bedimo da dikkat çeken diğer isimler. Orta sahada Barcelona'lı Alex Song, Schalke'li Joel Matip, Sevilla’lı Stephane Mbia ve Rennes'li Jean Makoun ön plana çıkarken, takımın tartışmasız en büyük yıldızı, aynı zamanda en önemli gol ayağı olan Samuel Eto'o. Afrika futbolunun yetiştirdiği en büyük isimler arasında yer alan Eto'o, kariyerinin belki de son büyük turnuvasında takımını en azından bir üst tura taşıyabilmek için mücadele edecek.

































İspanya
2010'da Güney Afrika'da Dünya Kupası'nı havaya kaldıran ispanya, kupayı kıtası dışında kazanan tek Avrupa takımı olmayı başarmıştı. İspanyollar, bununla birlikte son iki Avrupa Şampiyonası'nda da zafere ulaştılar ve üst üste üç büyük uluslararası kupayı kazanarak bir ilke imza attılar. Halihazırda dünyanın en iyisi olarak gösterilen takım, Brezilya'ya da en büyük favorilerden biri olarak geliyor. Öyle ki; değil yedekler, 23 kişilik kadroya giremeyen Llorente, Navas, Negredo, Thiago Alcantara, Diego Lopez, Arbeloa, Iturraspe, Moreno, Carvajal gibi yıldızlardan oluşacak bir kadro bile kupadaki çoğu takımı alt edebilecek kadar iyi isimlere sahip. Vicente Del Bosque yönetimindeki takım, Avrupa elemelerinde Fransa'nın da yer aldığı grubu 8 maçta 6 galibiyet, 2 beraberlikle lider tamamlayıp doğrudan kupa bileti almaya hak kazandı. Kupa öncesinde oynadığı son iki hazırlık karşılaşmasında İtalya'yı 1-0, Bolivya'yı da 2-0'la geçen İspanya için soru işareti oluşturabilecek tek nokta, kadronun kilit isimlerinin futbol hayatlarının son dönemine gelmiş olmaları. Xavi, Casillas, Villa, Xabi Alonso gibi oyuncular, muhtemelen kariyerlerinin son kupasına çıkacaklar. Buna karşılık, başta Diego Costa olmak üzere Koke ve Azpilicueta gibi yeni yüzleri kadroya dahil etmiş durumdalar. Kaleyi son üç Dünya Kupası'nda olduğu gibi Casillas koruyacak. Savunmada Pique-Ramos'un yeri garanti. Beklerde Azpilicueta, Alba, Juanfran gibi seçenekler var. Orta sahada ise turnuvanın en alternatifli ve kaliteli kadrosuna sahipler. Del Bosque'yi en zorlayacak konu da muhtemelen Xavi, Fabregas, Silva, Iniesta, Xabi Alonso, Mata, Busquets, Cazorla gibi isimler arasında yapacağı tercih olacak. Forvet hattında ise Torres'le birlikte, Atletico Madrid'de harika bir sezon geçiren Diego Costa ön plana çıkıyor. Milli maç tecrübesi bazında ortalama 60 maç ile kupada başı çeken İspanyolların, üst üste dördüncü turnuvalarını kazanacak potansiyele sahip oldukları kesin. Ancak, geçen yıl Konfederasyon Kupası finalinde 3-0 boyun eğdikleri Brezilya başta olmak üzere birçok zorlu rakip, buna izin vermemek için ellerinden geleni yapacaklar.

Hollanda
Dünya Kupası elemelerinde Türkiye ile aynı grupta yer alan Hollanda 10 maçta 9 galibiyet, 1 beraberlikle grubu lider tamamlayıp kupaya doğrudan katılım hakkı elde etse de beklentiler, bu kusursuza yakın performansın karşılığını vermiyor. 2010 Dünya Kupası finalinde beklentileri aşıp finale yükselen ve Robben karşı karşıya pozisyonda Casillas'ı alt edemeyince İspanya'yı devirip tarihindeki ilk Dünya Kupası'nı kazanma fırsatını tepen takım, Brezilya'ya da beklentileri aşmak için gelecek. Kupanın en genç kadrolarından birine sahip Hollanda, bunun için ilk etapta 2010'da finalde yenildiği İspanya veya Güney Amerika elemelerindeki performansıyla göz dolduran Şili'den birini geçmek zorunda. Hazırlık maçlarında Gana ve Galler'i mağlup eden ve Ekvador'la berabere kalan takımın başında, kupa sonunda Manchester United'ın başına geçecek Louis Van Gaal yer alıyor. Gruptaki ilk maçlarını İspanya ile oynamalarını fırsat olarak gören Van Gaal "Bu, kapasitemizi görmemiz içisinden iyi bir sınav" derken, gruptaki her takımın puan kaybı yaşayacağı görüşünde. Kupa öncesindeki röportajlarında kalede Cillessen, Krul ve Vorm üçlüsünden hangisini oynatacağına henüz karar vermediğini açıklayan teknik adam, benzer bir sıkıntıyı savunma hattında da yaşıyor. Rakibe göre tercih yapabileceğini açıklayan Van Gaal'in eli, orta saha ve forvet hattında ise daha güçlü. De Jong, Robben, Sneijder, Lens ve Van Persie'nin forma şansına kesin gözüyle bakılırken, bu isimlere Clasie, De Guzman, Huntelaar ve Kuyt'ın eşlik etmesi bekleniyor.

Şili
İkinci tur için son kupanın finalistleriyle mücadele edecek Şili, zoru başarmak için sahaya çıkacak. İlk maçta grubun en zayıf takımı olarak gösterilen Avustralya ile karşılaşacak takım, galip geldiği takdirde şansını Hollanda ile oynayacağı son maça taşımayı garantileyebilir. Güney Amerika elemelerini Arjantin ve Kolombiya'nın arkasında üçüncü sırada tamamlayan Şili, elemeler ve hazırlık maçları dahil olmak üzere son 10 maçında 8 galibiyet, 1 beraberlik, 1 de yenilgi aldı. O tek yenilginin kupanın favorilerinden Almanya'ya karşı tek golle alındığı düşünüldüğünde, Güney Amerika elemelerinin en golcü ikinci takımının Brezilya'da rakiplerine tatsız sürprizler yaşatması muhtemel görünüyor. Rakiplerin adlarının büyüklüğüne rağmen hücum futbollarından taviz vermeyeceklerini söyleyen teknik direktör Jorge Sampaoli, Marcelo Bielsa'dan aldığı mirası devam ettirme gayretinde. Başarılı olmak için topu İspanya'ya olabildiğince az bırakmak ve Hollanda'nın hızlı ataklarına fırsat vermeden hücum etmek zorunda olduklarını söyleyen Sampaoli, bu uğurda Juventus'lu Arturo Vidal ve Barcelona'lı Alexis Sanchez'in üstün performanslarına ihtiyaç duyacak. Kalede Real Sociedad'lı Claudio Bravo'ya görev verecek teknik adamın diğer kozları ise Juventus'lu Isla, Cardiff City'li Medel, Basel'li Diaz, Wigan'lı Beausejour, Palmeiras'lı Jorge Valdivia ve Valencia'lı Eduardo Vargas olacak.

Avustralya
1974 Dünya Kupası'nda boy gösterdikten sonra en büyük arenaya çıkmak için 32 yıl bekleyen ve son iki Dünya Kupası'na katılma başarısı gösteren Avustralya, Brezilya'ya düşük beklentilerle gidiyor. Asya elemelerini Japonya'nın ardından ikinci sırada tamamlayıp kupaya doğrudan katılma hakkı elde eden takım, altın jenerasyonundaki isimlerin futbola birer birer veda etmesiyle eski gücünden uzak görünüyor. 2006'da ikinci tur gören kadrodan Viduka'nın, 2010'daki kadrodan da Kewell'ın yerini dolduramayan Avustralya kupanın en genç takımlarından biri ve Cezayir'in ardından milli maç tecrübesi en az ekip konumunda. Teknik direktör Ante Postecoglou da öncelikli amacının elindeki yeni jenerasyona iyi bir deneyim kazandırmak ve İspanya, Hollanda, Şili gibi zorlu rakiplere karşı oynamalarını fırsata dönüştürüp tecrübe edinmek olduğunu söylüyor. Postecoglou'nun güvendiği futbolcuların başlarında kariyerlerinin son demlerini yaşayan Tim Cahill ve Mark Bresciano geliyor. Türk futbolseverlerin yakından tanıdığı Mile Jedinak ve James Troisi de Avustralya'nın başarısı için ter dökecek isimler arasında yer alıyor.

































Kolombiya
Bir Güney Amerika, bir Afrika, bir Avrupa ve bir Asya takımına ev sahipliği yapacak C Grubu, kupanın kağıt üzerinde en denk mücadelelerine sahne olacak. Grubun baş aktörü, küçük bir farkla da olsa Kolombiya gibi gözüküyor. En büyük handikapları ise takımın yıldızı Radamel Falcao'nun sakatlığı nedeniyle kupayı kaçıracak olması. Güney Amerika elemelerinde iyi bir grafik çizen takım, Arjantin'in ardından ikinci sırayı aldı. Hücum hattındaki yıldızlarıyla dikkat çeken Kolombiya, bir yandan da elemelerin en az gol yiyen takımıydı. 2006 Dünya Kupası'nda Arjantin'i çalıştıran teknik direktör Jose Pekerman, tercih ettiği 4-4-2 dizilişinden Falcao'nun yokluğuna rağmen vazgeçmeyecek gibi görünüyor. Elinde Porto'lu Jackson Martinez, La Liga'da bu sezon 14 gol kaydeden Sevilla'lı Carlos Bacca ve milli takım performansıyla dikkat çeken eski Trabzonsporlu Teofilo Gutierrez bulunan Pekerman'ın bu üçlüden hangi ikisine ilk 11'de şans vereceği şimdilik belirsizliğini koruyor. Falcao'suz kadronun en dikkat çeken ismi ise Monaco'daki 10 gol, 14 asistlik performansıyla göz dolduran James Rodriguez. Orta sahada Inter'li Freddy Guarin ve Fiorentına'lı Juan Cuadrado gibi yıldızlara sahip Kolombiya'nın Porto'lu genç yeteneği Juan Quintero da kupada parlaması muhtemel isimler arasında. Milan'lı Cristian Zapata, Atalanta'lı Mario Yepes, West Ham'lı Pablo Armero ve PSV'li Santiago Arias da Pekerman'ın savunma hattını oluşturuyor. Kolombiya'nın kalesini ise Nice forması giyen David Ospina koruyor. Ospina'nın arkasında forma şansı bekleyecek 43 yaşındaki eski Galatasaraylı Faryd Mondragon da kupada forma giyecek 736 futbolcunun en yaşlısı olarak dikkat çekiyor.

Fildişi Sahili
Didier Drogba ve arkadaşları üst üste üçüncü kez katıldıkları Dünya Kupası'nda bu kez şeytanın bacağını kırmak istiyor. 2006'da Arjantin, Hollanda ve Sırbistan'ın yer aldığı gruba düşen Fildişi Sahili, üç maç sonunda üçüncü sırayı alıp evine dönmüştü. 2010'da Brezilya, Portekiz ve Kuzey Kore ile eşleşen Afrika temsilcisi, bu kez Brezilya ve Portekiz'in arkasında yer almış ve kupaya veda etmişti. İki şanssız kura ve iki hayal kırıklığını takiben 2014 hazırlıklarına başlayan takım, elemelerde grubunu lider tamamlarken play-off turunda da Senegal'i saf dışı bırakmayı başardı. Altın jenerasyonu iyice yaşlanan Fildişi Sahili, Drogba, Kolo Toure, Zokora, Boka gibi isimlerden muhtemelen son kez faydalanabileceği kupada ikinci turu görmek için elinden geleni yapacak. 2013 Afrika Uluslar Kupası'ndaki hayal kırıklığını unutturmak isteyecek Sabri Lamouchi yönetimindeki takımın kalesini Lokeren'li Boubacar Barry koruyor. Liderliğini Kolo Toure'nin üstlendiği savunma hattında Trabzonsporlu Bamba ve Çaykur Rizesporlu Viera ile birlikte, Toulouse'lu Serge Aurier ve Stuttgart'lı Arthur Boka yer alıyor. Orta sahanın ve takımın dümeni Yaya Toure'ye emanet. Bu sezon Manchester City'yle Premier Lig şampiyonluğu yaşayan Toure'nin performansı, Afrika temsilcisinin kaderini belirleyecek. Didier Drogba ise takımın tartışmasız lideri. Galatasaray'daki 1.5 yıllık kariyerini noktalayan Drogba ile birlikte Roma'lı Gervinho, Lille'li Salomon Kalou ve Swansea'li Bony de teknik direktör Lamouchi'den şans bekleyecek isimler arasında.

Yunanistan
2004 Avrupa şampiyonluğuyla hafızalara kazınan Yunanistan, kura şansıyla da dikkat çekiyor. Eleme grubunda Bosna Hersek, Slovakya, Litvanya, Letonya ve Lihtenştayn'la mücadele eden takım averajla Bosna Hersek'in ardından ikinci sırayı yer alırken, play-off'ta Romanya'yı saf dışı bırakıp adını Brezilya yolcuları arasına yazdırmayı başardı. Altın jenerasyonundan sadece iki oyuncuyu; Katsouranis ve Karagounis'i kadrosunda bulunduran Yunanistan, teknik direktör Fernando Santos yönetiminde özdeşleştiği savunma futbolunu uygulamaya devam ediyor. Elemelerde 10 maçta sadece 4 gol yiyen ve 8 galibiyetinden beşini 1-0'lık skorla alan takım, C Grubu'nda da Kolombiya, Fildişi Sahili ve Japonya'nın arasından sıyrılmaya çalışacak. Takımın kalesini bu sezon Granada'da fazla forma şansı bulamayan Karnezis koruyor. Savunmanın lideri Borussia Dortmund'lu Sokratis. Roma'lı Torosidis'in forma şansına kesin gözüyle bakılırken, teknik direktör Santos diğer tercihlerini çoğunluğu Olympiakos'ta forma giyen isimler arasından yapacak. Orta sahada deneyimli Karagounis ve Katsouranis'in yanı sıra geçen sezon Kayserispor forması giyen Tziolis ve Genoa'lı Fetfatzidis dikkat çekiyor. Savunma futboluyla özdeşleşen Yunanistan'ın kağıt üzerindeki en güçlü hattı ise forveti. Forma şansı en yüksek isimler Olympiakos'taki başarılı performansının ardından Fulham'ın yolunu tutan Kostas Mitroglou, Celtic'li Georgios Samaras ve elemelerde 4 gol kaydeden PAOK'lu Dimitris Salpingidis. Konyasporlu Gekas da fırsat bulduğu takdirde rakip savunmalar için önemli bir tehdit olacak.

Japonya
Dört kıtadan dört takımın yer aldığı C Grubu'nda Asya'yı temsil edecek Japonya elemelerde Avustralya, Ürdün, Umman ve Irak'ın yer aldığı grubu lider olarak tamamladı ve adını Brezilya yolcuları arasına yazdırmayı başardı. Teknik direktörlüğünü Alberto Zaccheroni'nin üstlendiği Japonlar, kupa öncesi hazırlık maçlarında Güney Kıbrıs, Kosta Rika ve Zambiya gibi nispeten zayıf rakiplerle karşılaşsalar da toplam 8 gol attıkları üç maçtan da galip ayrıldılar. Son dört Dünya Kupası'nda da boy gösteren takım iki kez gruptan çıkmayı başarırken, 2002'de Türkiye'ye, 2010'da da Paraguay'a elenmekten kurtulamamıştı. Kalesini Standard Liege'li Eiji Kawashima'nın koruyacağı Japonya'da savunmanın ortasında Southampton'lı Yoshida ile birlikte tecrübeli Konno'nun oynaması bekleniyor. Turnuvanın en iyi bek ikililerinden birine sahip takımda savunmanın solu Inter'li Nagatomo'ya, sağı ise Schalke'li Uchida'ya emanet. Orta sahasındaki yaratıcı isimlerle dikkat çeken Japonya'da, Milan'lı Keisuke Honda ve Manchester United'lı Shinji Kagawa takımın liderliğini üstlenecek. Takımın gol yollarındaki en etkili silahı ise Mainz forması giyen Shinji Okazaki olacak.

































İngiltere
İngiltere, belki de tarihinde ilk kez bir kupaya bu kadar düşük beklentilerle ve kendini bilerek geliyor. Teknik direktör Roy Hodgson da bu durumdan memnun olacak ki "Algı konusunda şanslıyız, en azından herkes bu kez zorlu bir grupta olduğumuzu biliyor. Bu bizim için avantaj" diyor. Hodgson'ın öğrencileri, elemele gruplarını lider tamamladılar. Hazırlık maçlarında Peru galibiyetiyle dikkat çeken İngiltere, ardından Ekvador ve Honduras'la berabere kalarak kupa öncesi soru işaretleri yaratsa da eldeki kadro her şeye rağmen kupanın en zorlu grubundan çıkabilecek düzeyde. Kalede Joe Hart'ın yeri garanti. Savunmanın ortasında bu kez bir Terry'leri ya da Ferdinand'ları yok ama Cahill-Jagielka ikilisi de uyumlu bir görüntü çiziyor. Sol bek Leighton Baines Everton'da harika bir sezonu geride bıraktı. Sağda Glen Johnson, şampiyonluk umudunu son haftaya kadar koruyan Liverpool'un direkt oyuncularından biriydi. Orta sahada muhtemelen son Dünya Kupası maceralarını yaşayacak Gerrard-Lampard ikilisiyle birlikte Wilshere, Henderson, Sterling, Lallana, Oxlade-Chamberlain, Milner, Barkley gibi seçenekler var. Forvet hattında da dört sene öncesine göre daha olgun bir Rooney ile Liverpool'da harika bir sezon geçiren Sturridge'e sahipler. İngiltere, penaltılardaki şanssızlığını yenmek için de şimdiden önlem almış durumda. Bugüne kadar Dünya Kupası'nda normal sürelerde kazandığı 8 penaltıyı da gole çeviren, buna karşın seri penaltılarda 14'te 7 isabet sağlayıp üç seri penaltı sonunda da sahadan mağlup ayrılan İngilizler, spor psikoloğu Steve Peters'tan yardım alıyorlar. Tabii, 2012 Londra'da da Britanyalı bisikletçilerle çalışan Peters'ın yardımlarından faydalanabilmek için önce gruptan çıkmak zorundalar. Başarırlar mı bilinmez ama ister grubu lider tamamlansınlar, ister üç maç sonunda kupaya veda etsinler, kimsenin büyük bir şaşkınlık yaşamayacağı kesin.

İtalya
Toplam 7 Dünya Kupası ile başı çeken D Grubu'nun en kariyerli takımı 4 kupalı İtalya. Çok değil, iki kupa önce zafere ulaşan taraf olmayı başaran İtalyanlar bir sonraki kupada Paraguay, Slovakya ve Yeni Zelanda'nın yer aldığı grubu sonuncu bitirerek herkesi şaşırttılar. İnişli-çıkışlı grafikleri, beklenmedik şekilde final oynadıkları Euro 2012 ve üçüncü oldukları Konfederasyon Kupası ile devam etti. Takip eden süreçte oynadığı son 11 hazırlık maçında sadece iki galibiyet alan takım, son sınavlarından birinde Lüksemburg'la berabere kalınca soru işaretleri de beraberinde geldi. Brezilya'da ne yapacaklarını kestirmek zor ama Cesare Prandelli yönetimindeki takımın her türlü başarıya ulaşabilecek potansiyelde olduğunu eklemek gerekiyor. İtalya kalesi yine Buffon'a emanet. 37 yaşındaki kaleci, forma giydiği takdirde beşinci kez Dünya Kupası'nda boy gösterecek ve Meksikalı Antonio Carbajal ile Alman Lothar Matthaeus'un rekoruna ortak olacak. Savunmada Chiellini, Barzagli, Bonucci gibi sağlam alternatiflere sahipler. Orta sahada İrlanda ile oynanan hazırlık maçında ayağı kırılan Montolivo'nun eksikliği hissedilecek ama ellerinde Verratti, De Rossi ve takımın saha içi liderliğini de üstlenen Pirlo var. Forvette ise Rossi'nin yokluğunda Balotelli'ye bağımlı durumdalar. Balotelli'nin gol attığı hiçbir maçı kaybetmeyen İtalya'nın hücumdaki diğer kozları ise Cassano ve Cerci ile birlikte Fluminense ile oynanan son hazırlık maçının yıldızları Immobile-Insigne ikilisi olacak.

Uruguay
64 yıl önce tarihe "Maracanazo" (Maracana darbesi) olarak geçen finalde Brezilya'yı 2-1 yenip kupaya uzanan ve ev sahibi ülkeye tarihinin en büyük travmasını yaşatan Uruguay, bu kupada İtalya ve İngiltere'nin arasından sıyrılmak için mücadele edecek. Son Dünya Kupası'nda Suarez'in 120. dakikada eliyle çizgiden çıkardığı topun devamında Gyan'ın kaçırdığı penaltı ve Uruguay'ın seri penaltılar sonunda yarı finale yükselişi, bugün bile herkesin aklında. Ancak, 2010'u üçüncü tamamlayan takımın bu kez aynı başarıya ulaşmasına pek ihtimal verilmiyor. Zira Güney Amerika elemelerini son maçlardaki atağıyla ancak beşinci sırada tamamlayabilen Uruguay, kupa biletini play-off sonunda Ürdün'ü eleyerek aldı. Bununla birlikte, kadrosunda büyük bir değişime gitmeyen takım, Arjantin'in ardından kupanın en yaşlı ikinci ekibi. Teknik direktör Oscar Tabarez de kupada görev yapacak meslektaşları içinde en uzun süredir görevinin başında olan isim. Tabarez, takımda çok fazla değişikliğe gitmemesini ve yaşlanan oyunculardan vazgeçmemesini "Uruguay futbolu, kadrosunu rahatça değiştirebilecek sayıda üst seviye yıldıza sahip değil. Oyun açısından da öyle; çok fazla opsiyonumuz yok. İşinize yarayan şeyi bulduğunuzda, fazla kurcalamamanız gerekir" sözleriyle savunuyor. Kalesini Galatasaraylı Muslera'nın koruduğu Uruguay'ın savunma hattının lideri Atletico Madrid'de rüya gibi bir sezonu geride bırakan ve La Liga şampiyonluğunu getiren gole imza atan Diego Godin. Eski Fenerbahçeli Lugano, Benfica'lı Maxi Pereira, Juventus'lu Caceres ve Porto'lu Fucile savunmada Godin'e eşlik ediyor. Orta sahada Rios, Gargano, Cristian Rodriguez ve Gaston Ramirez öne çıkan isimler. Takımın en büyük yıldızı, ilk maça yetişeceği açıklanan Luis Suarez. Liverpool'da harika bir sezonu geride bırakan Suarez'in partneri de PSG'li Cavani olacak. Son kupanın yıldızlarından Diego Forlan'ın ise yedekten gelerek bu ikiliyi desteklemesi bekleniyor.

Kosta Rika
İtalya, İngiltere, Uruguay'ın olduğu bir grupta gözünü Kosta Rika'ya döndüren pek kimse yok. Buna karşın, Kuzey Amerika-Karayipler grubunu Amerika Birleşik Devletleri'nin ardından ikinci sırada tamamlayıp kupaya direkt katılım hakkı kazanan Kosta Rika iyi bir savunma takımı olarak dikkat çekiyor. Elemelerde oynadığı son 10 maçta sadece 7 gol yiyen takımın teknik direktörü Jorge Luis Pinto grubun zorluğuna rağmen ellerinden geleni yapacaklarını söylüyor. "İyi tarafından bakmak gerekirse, yapabildiğimiz en iyi şey savunma. Oyuncu bazında değil, takım halinde savunma futbolu oynuyoruz. Taktik disiplinimiz kuvvetli ve Rooney, Balotelli, Suarez gibi oyuncuları marke etme konusunda kendimize güveniyoruz" diyen Kolombiyalı teknik adamın en güvendiği isim ise Levante formasıyla iyi bir sezon geçiren ve elemelerde birçok maçta kalesini gole kapatan Keylor Navas. 2002 Dünya Kupası'nda kadroda yer alan Paulo Wanchope'un yardımcı antrenörlük görevini üstlendiği takımın en önemli yıldızları ise PSV'li Bryan Ruiz ile Olympiakos'ta iyi bir sezonu geride bırakan Joel Campbell. İki önemli ismi; Saborio ve Oviedo'dan sakatlıkları nedeniyle faydalanamayacak takım, tarihinde galibiyeti bulunmayan üç takıma karşı sürpriz yapabilir mi bilinmez ama işlerinin bir hayli zor, hatta neredeyse imkansız olduğunu söylemek mümkün.

































Fransa
Dünya Kupası'na en büyük yıldızından mahrum gelen takımlardan biri de Fransa oldu. Diğerlerinin aksine, bunu kupanın başlamasına yaklaşık bir hafta kala öğrendiler. 23 kişilik kadroya ismi yazılan Franck Ribery, bel bölgesindeki sakatlığı atlatamayınca Brezilya defterini açmadan kapattı. Ribery'nin kadrodaki yerini Southampton'lı Morgan Schneiderlin ile dolduran Fransa'nın, en önemli yıldızının saha içindeki yerini nasıl ve kimle dolduracağı şimdilik belirsizliğini koruyor. Avrupa elemelerinde İspanya ile aynı gruba düşme talihsizliğini yaşayan takım, grubunu ikinci sırada tamamlayıp play-off biletini cebine koydu. Ukrayna ile eşleşen Fransızlar, deplasmandaki ilk maçtan 2-0'lık şok bir yenilgiyle ayrılıp kupa ümitlerini hayli zora soksa da ikinci maçı 3-0 kazandı ve adını kupa yolcuları arasına yazdırdı. Fransa'da kupa öncesinde en çok tartışılan konulardan biri de teknik direktör Didier Deschamps'ın kadro seçimleri oldu. Samir Nasri, Eric Abidal ve Gael Clichy gibi isimlere yer vermeyen Deschamps, başta sosyal medyadan kendisine yüklenen Nasri'nin kız arkadaşı olmak üzere birçokları tarafından eleştirildi. Genç oyunculara fırsat veren Fransız teknik adamın belirlediği 23 kişilik kadro, Cezayir ve Avustralya'nın ardından Brezilya'ya en az milli maç tecrübesiyle giden üçüncü takım konumunda. Kalesini Tottenham'lı Hugo Lloris'in koruyacağı Fransa'da savunmanın ortasında Sakho, Varane, Koscielny, Mangala gibi denk seçenekler bulunuyor. Sol bekte Evra'nın forma giymesi kesin gibi. Sağda da Debuchy, Sagna'nın bir adım önünde görünüyor. Orta sahada Blaise Matuidi, Yohan Cabaye ve Juventus'un genç süper yıldız adayı Paul Pogba ön plana çıkarken, forvet hattında Karim Benzema ve Olivier Giroud ilk seçenekler. Ribery'nin yerine forma şansı bulması beklenen Real Sociedad'lı Antoine Griezmann da kupanın gizli yıldız adaylarından biri.

İsviçre
Türkiye'yi eleyerek gittiği 2006 Dünya Kupası'nda grubunu lider bitiren ve ikinci turda Ukrayna'ya 0-0 biten 120 dakika sonunda penaltılarla elenen İsviçre, gol yemeden Dünya Kupası'na veda eden ilk takım olmayı başarmıştı. 2010'a da daha sonra şampiyonluğa ulaşacak İspanya'yı yenerek başlayan takım, ardından Şili'ye yenilmiş, son maçta da Honduras'la berabere kalıp evine dönmüştü. İki kupada da zoru başaran İsviçre, Brezilya'da Fransa ile birlikte favori gösterildiği grupta bu kez benzer bir sürpriz yaşamak istemiyor. Avrupa elemelerinde İzlanda, Slovenya, Norveç, Arnavutluk ve Güney Kıbrıs'ın yer aldığı grubu lider tamamlayan ve kupa biletine hak kazanan takım, Ottmar Hitzfeld yönetimindeki genç kadrosuyla sürpriz adaylarından biri olarak gösteriliyor. Kupanın en genç dördüncü takımı olan İsviçre, aynı zamanda Premier Lig'de oyuncusu bulunmayan dört takımdan biri. Tartışmalara neden olan göçmen yasasıyla birlikte yabancılara sınırlamalar getiren ülkenin Dünya Kupası'ndaki en önemli kozları ise göçmen çocukları olacak. Kalede Wolfsburg'dan Diego Benaglio'nun yeri garanti. Beklerde Lichtsteiner ve Ricardo Rodriguez'in forma giymesi bekleniyor. Savunmanın ortası için de Djourou, Senderos, Schar gibi alternatiflere sahipler. Orta sahada Napoli'li Behrami-Dzemaili-Gökhan İnler üçlüsüne sahip Hitzfeld'in en büyük kozu ise Bayern Münih'li Xherdan Shaqiri. İleri uçta ise Nürnberg'de 33 maçta 17 gole imza atan ve hazırlık maçlarındaki formuyla dikkat çeken Drmic'in yeri garanti gibi görünüyor. Freiburg'lu Ahmed Mehmedi ve Real Sociedad'lı Haris Seferovic de Hırvat asıllı forvet ile forma mücadelesi verecek diğer isimler.

Ekvador
2006 Dünya Kupası'nda Almanya, Polonya ve Kosta Rika ile mücadele ettiği grubu ikinci sırada tamamlayan Ekvador, ikinci turda İngiltere'ye tek golle mağlup olarak kupaya veda etmişti. 2010'u boş geçen takımın Brezilya kadrosunda 2006 tecrübesini yaşamış sadece beş isim bulunuyor. Güney Amerika elemelerini Arjantin, Kolombiya ve Şili'nin ardından dördüncü sırada tamamlayan Ekvador, elemelerin en az gol yiyen takımı olmayı başarmıştı. Reinaldo Rueda'nın öğrencileri iç sahada oynadığı 8 maçta 7 galibiyet, 1 beraberlik alırken, deplasmanda 8 maçta 3 beraberlik ve 5 mağlubiyetle aynı başarıyı sergileyemedi. Hazırlık maçlarında Hollanda ve İngiltere ile berabere kalıp Meksika'ya yenilen Ekvador, kupa öncesinde iyi sinyaller vermese de oturmuş kadrosuyla ikinci tur şansını sonuna kadar zorlayacak gibi görünüyor. Bireysel hataları nedeniyle elemelerde kaleyi Alexander Dominguez'e kaptıran Maximo Banguera, kupa öncesi eldivenlerini geri aldı. Savunmada Guagua, Paredes, Erazo, Ayovi dörtlüsünün yeri garanti gibi. Orta sahada iki deneyimli isim; Segundo Castillo ve Edison Mendez'in yanı sıra takımın yıldızı Antonio Valencia var. Bu üçlüye Dinamo Moskova'lı Christian Noboa'nın eşlik etmesi bekleniyor. Rueda'nın forvet hattındaki ilk tercihi ise Jefferson Montero olacak.

Honduras
Honduras, 28 yıl aradan sonra Güney Afrika'da boy gösterdiği Dünya Kupası arenasına üst üste ikinci kez Brezilya'da çıkacak. Kuzey Amerika-Karayipler elemelerinde Amerika Birleşik Devletleri ve Kosta Rika'nın ardından üçüncü sırayı alan takım, 2006 Dünya Kupası'nda Ekvador'u çalıştıran Kolombiyalı Luis Suarez'e emanet. Suarez, Fransa'nın favori olduğu grupta eski takımı Ekvador ve 2010'da Honduras'la aynı grupta yer alan İsviçre önünde sürpriz arayacak. Noel valladeres, kalede Suarez'in ilk tercihi. Savunma hattında Beckeles, Izaguirre, Figueroa, Bernardez dörtlüsünün forma giymesi bekleniyor. Orta sahada İngiltere'de forma giyen Espinoza ve Palacios ile birlikte Marvin Chavez'in yeri garanti gibi. Anderlecht'li genç yıldız adayı Andy Najar da bu üçlüyü tamamlaması beklenen isimlerden biri olarak ön plana çıkıyor. Honduras hücumlarını sonlandıracak isimse elemelerde 9 gol kaydeden Jerry Bengtson olacak. Kağıt üstünde E Grubu'nun en zayıf takımı olan Honduras ikinci turu görür mü bilmiyoruz ama kesin olan bir şey var ki; ilk amaçları, 2010 Dünya Kupası'ndaki şanssızlıklarını kırıp gol atabilmek olacak.

































Arjantin
Diego Armando Maradona, 1986 yılında, Meksika'da, 25 yaşında, 10 numaralı forması ve kaptanlık pazubandını taşıdığı Arjantin'le Dünya Kupası'nda zafere ulaştı. Lionel Messi, 2014 yılında, Brezilya'da, 26 yaşında, 10 numaralı forması ve kaptanlık pazubandını taşıdığı Arjantin'le Dünya Kupası'nda... Bu cümlenin sonu henüz yazılmadı ama kesin olan tek şey; Messi Brezilya'ya Maradona olmak ve bir anlamda 'tanrı' mertebesine ulaşmak için gidiyor. Brezilya'nın olmadığı Güney Amerika elemelerini lider tamamlayan ve en golcü takım olan Arjantin'in başında 60 yaşındaki Alejandro Sabella var. Kupanın en yaşlı takımı unvanını elinde bulunduran Arjantin'in kadrosunda, buna karşın 30 yaşının üstünde sadece beş futbolcu bulunuyor ve beşi de ilk 11 adayı değil. Bu açıdan bakınca, kariyerlerinin en olgun dönemlerini geçiren 26-29 yaş arası yıldızlarıyla Arjantin kupanın en büyük favorilerinden biri konumunda. Kalede Monaco'da bu sezon sadece üç lig maçında forma giyen Sergio Romero, milli maç tecrübesiyle Andujar'ın bir adım önünde. Savunmanın kenarlarında Pablo Zabaleta ve Sporting Lizbon'lu Marcos Rojo'nun yeri garanti gibi. Savunmanın ortasında da Benfica'lı Ezequiel Garay'ın yanında Napoli'li Federico Fernandez'in oynaması bekleniyor. Orta üçlüde Mascherano ve Di Maria'nın yanında kimin forma giyeceği meçhul. Adaylar arasında Gago, Banega, Enzo Perez ve Biglia gibi isimler var. Arjantin, forvet hattında ise kupanın en iyi alternatiflerine sahip. Messi-Agüero-Higuain üçlüsünün ilk 11'de forma giymesi beklenirken, Ezequiel Lavezzi ve Rodrigo Palacio yedekten bu üçlüyü destekleyecek. Son iki Dünya Kupası'na çeyrek finalde Almanya mağlubiyetiyle veda eden Arjantin'in nihai amacı ezeli rakibi Brezilya'nın evinde kupayı kaldırmak. Başarırlarsa Messi de gelmiş geçmiş en iyi futbolcu listelerinde adını Maradona'nın yanına daha büyük harflerle yazdırmış olacak.

Bosna Hersek
22 yıllık geçmişi olan Bosna Hersek, tarihinde ilk kez Dünya Kupası'nda mücadele edecek. Çoğu savaş görmüş ya da savaştan kaçmış çocuklardan oluşan takım eleme grubunda Yunanistan'ı averajla geride bırakıp ilk sırayı alırken, Litvanya ile oynadıkları son maçta aldıkları galibiyet bütün ülkeyi sokaklara döktü. Ve şimdi, belki de içinde kupa heyecanını en çok hisseden takım olarak Brezilya'ya gidiyorlar. Türk futbolseverlerin yakından tanıdığı Saffet Susiç'in çalıştırdığı Bosna Hersek kadrosu, çoğunluğu başta Bundesliga olmak üzere Avrupa'nın önemli liglerinde top koşturan futbolculardan oluşuyor. Türkiye'de forma giyen Vranjes, Medunjanin, Hajroviç, İbriçiç ve Visca da Susiç'in kozları arasında. Bosna Hersek'in kalesini Stoke City'de forma giyen Asmir Begoviç koruyacak. Savunmanın liderliğini Leverkusen'li Emir Spahiç'te. Yanında Ermin Bıçakçiç, solunda Schalke'li Kolasinaç, sağında Freiburg'lu Mensur Mujdza olacak. Orta sahada takımın beyni Roma'lı Miralem Pjaniç'e Misimoviç, Hajroviç, Salihoviç, Luliç gibi isimler eşlik edecek. Hücum hattında ise takımın en büyük yıldızı Edin Dzeko'nun yanında Stuttgart'lı Vedad İbiseviç forma giyecek. Kupanın sürpriz adaylarından biri olarak gösterilen Bosna Hersek için Brezilya'da olmak bile yeterince büyüleyici bir deneyim. En büyük hedefleri ise 1998'de ilk kupasında yarı final gören Hırvatistan'ın başarısını tekrarlayabilmek.

Nijerya
1994 Dünya Kupası'nda 1990 Kamerun takımı etkisi yaratan Nijerya'nın altın jenerasyonu, 1996'da boynuna taktığı olimpiyat altınıyla misyonunu tamamladı. Amunıke'li, Amokachi'li, Finidi'li, Uche'li, Kanu'lu, Ikpeba'lı, Yekini'li altın jenerasyonun devamındaki Oliseh'li, Taribo West'li, Okocha'lı kadro 1998 Dünya Kupası'nda gruptan çıkıp ikinci turda Danimarka'ya elendi. 2002'de ise sonuncu oldular. Nijerya efsanesi de o kupayla birlikte sona erdi. 2006'yı boş geçtiler, 2010'da yine grup sonunculuğunda kaldılar ve belki daha kötüsü; artık eski Nijerya takımlarındaki zevk veren, heyecan yaratan yıldızlara sahip değiller.Teknik direktör Stephen Keshi yönetiminde biraz olsun toparlanan takım, 2013'te Afrika Uluslar Kupası'nda şampiyonluğa ulaştı. Bu Keshi'yi Mısırlı El-Gohary ile birlikte hem oyuncu hem teknik adam olarak bu kupayı kazanan iki isimden biri yaptı. Ancak takıma dönersek; Afrika'nın en büyüğü olmalarına rağmen, kupa öncesi Nijerya'ya dair beklentiler hayli düşük. Hazırlık maçlarında galibiyet alamayan takımın kalesini Lille'de iyi bir sezonu geride bırakan Vincent Enyeama koruyor. Savunmada eski Fenerbahçeli Joseph Yobo, Çaykur Rizesporlu Oboabona ve Celtic'li Efe Ambrose öne çıkan isimler. Takımın lideri Chelsea'li Mikel Obi'nin orta sahadaki partneri Lazio'lu Onazi. Almeria'lı Ramon Azeez de forma şansı bekleyen isimler arasında. Nijerya'nın en önemli gol ayağı ise Fenerbahçeli Emenike olacak. Destekçileri ise Liverpool'lu Victor Moses ve CSKA Moskova'lı Ahmed Musa. Afrika şampiyonunun nihai hedefi 16 yıl ve katıldıkları iki kupa sonrasında gruptan çıkabilmek. Bu amaca ulaşmak için, Bosna Hersek'le oynayacakları maç kendileri adına hayati önem taşıyor.

İran
Herkes onları 1998 Dünya Kupası'nda Amerika Birleşik Devletleri ile oynadıkları grup maçından hatırlıyor. Kupa tarihinin en önemli buluşmalarından birinde rakibini 2-1 yenen takım, gruptan çıkmayı başaramadı ama ülkeye dönüşlerinde kahraman gibi karşılandı. Sonraki kupada yer almayan İran, 2006'da gruptan çıkamadı ve elendi. 2010'a vize alamayan Asya ekibi, 2014'te bir kez daha en büyük futbol sahnesinde boy gösterecek. Ancak bu kez Ali Daei ya da Mahdavikia gibi ikonlara sahip değiller ve işleri hayli zor görünüyor. Elemelerde sekiz maçta 8 gol atabilmesine karşın sadece 2 gol yiyen İran, beş galibiyetinin dördünü 1-0'lık sonuçla aldı. Hazırlık maçlarında da benzer bir görüntü sergileyen takım, oynadığı dört maçta ikisi golsüz, biri 1-1 olmak üzere üç beraberlik alırken, son olarak Trinidad Tobago'yu 2-0 yenerek kupa öncesi moral buldu. Kadrosundaki isimlerin çoğu yerel ligde oynayan İran'ın saha içindeki lideri, La Liga tecrübeli Javad Nekounam olacak. Fulham'lı Aşkan Dejagah ve Charlton'da forma giyen "Gucci" lakaplı Goçannejad ise takımın en potansiyelli ve gole dönük isimleri olarak dikkat çekiyor.

































Almanya
2006'da Jürgen Klinsmann yönetiminde kendi evlerinde düzenledikleri kupayla futbol sahnesine çıkan yeni Alman jenerasyonu, yarı finalde daha sonra şampiyonluğa ulaşacak İtalya'ya boyun eğmişti. İki yıl sonra Klinsmann'dan bayrağı devralan Joachim Löw'le Avrupa Şampiyonası finaline yükselen takım, bu kez hükümranlığının ilk ilanını veren İspanya'ya takıldı. Aynı İspanya, iki sene sonra 2010 Dünya Kupası'nda da Almanların kabusu oldu. Yarı finalde Puyol'un tek golüyle kupanın dışına itildiler. Vazgeçmeyen Almanlar üstüne koya koya yollarına devam ettiler. Ancak Euro 2012'de de altı yıl önceki hayal kırıklıklarının sahibi İtalya, Almanlara bir kez daha yarı finalde geçit vermedi. Son dört büyük kupada en az yarı final gören Almanya, Akdeniz ülkelerinin hışmından kaçamadı belki ama yakaladıkları muhteşem jenerasyon her kupa öncesi yeni meyveleriyle kadroyu beslemeye ve favori konumlarını korumaya devam ediyor. Löw'ün öğrencileri, bu kupaya da kusursuzdan biraz kötü bir performansla geliyorlar. İsveç, Avusturya, İrlanda gibi takımların yer aldığı eleme grubunu 10 maçta 9 galibiyet, 1 beraberlikle tamamlayan ve 10 maçın 9'unda en az üç gol atmayı başaran Almanya, Brezilya'da da ev sahibinin ve İspanya'nın ardından en çok şans verilen takım. Hazırlık maçlarında Polonya ve Kamerun'a karşı alınan beraberlikler küçük soru işaretleri yaratsa da Ermenistan karşısındaki 6-1'lik galibiyet hafızaları tazelemeyi başardı. Almanlar için kupa öncesindeki tek sorun, büyük umut bağladıkları Marco Reus'un sakatlanarak kadrodan çıkarılması oldu. Dünya Kupası tarihi gol krallığında Ronaldo'yu yakalamak için sadece bir gole ihtiyaç duyan ama yaşlı bir Klose'ye bağımlı hücum hattı için değerli bir alternatif olan Reus'un yokluğunun Löw'ü farklı arayışlara yönlendireceği kesin. Kaleyi Manuel Neuer'e emanet eden teknik adam, savunmanın ortasında Mertesacker-Hummels ikilisine görev verecek. Beklerin kim olacağı ise Löw'ün Guardiola'nın Bayern'inde orta saha görevini üstlenen Philipp Lahm'ı defans-orta saha hatlarından hangisinde kullanacağına karar vermesiyle netleşecek. Orta sahada Khedira, Schweinsteiger ve Mesut Özil'in yerleri garanti gibi görünüyor. Kroos, Götze ve Draxler de forma bekleyen isimler arasında. Forvet hattında Klose ilk alternatif gibi görünse de Thomas Müller, Lukas Podolski ve Andre Schürrle de Löw'ün seçenekleri arasında. Katıldığı 17 Dünya Kupası'nın 16'sında çeyrek final gören Almanlar, gruptaki ilk maçlarında, Portekiz karşısında tarihlerinin 100. Dünya Kupası maçına çıkıp rekor kıracaklar. Rekorla başlayacak yolun sonunda nereye kadar gideceklerini ise zaman gösterecek.

ABD
2006'da Almanya'yı çalıştıran Jürgen Klinsmann, 2014'te Amerika Birleşik Devletleri'nin başında eski takımına ve halefi Joachim Löw'e karşı mücadele edecek. Kupa öncesinde kadro tercihleriyle eleştirilen teknik adam üç yıldır görevinin başında ve Almanya-Portekiz gibi devlerin arasında ikinci tur bileti kovalayacak. Landon Donovan'ı takımdan keserek büyük tepki gören Klinsmann, sahaya süreceği takımın "Donovan'dan daha iyi 23 oyuncumuz varsa kupayı alabilecek kadar da güçlü olmamız lazım" gibi pankartlara cevap verebilmesini bekleyecek. Elinde Premier Lig etiketli Tim Howard, Brad Guzan gibi kaleciler bulunan teknik adam savunmada da yine Premier Lig tecrübeli Geoff Cameron'la birlikte Omar Gonzalez ve Matt Besler'e görev verebilir. Beklerde Hoffenheim'lı Fabian Johnson'ın yanı sıra, hücumdan devşirilen DaMarcus Beasley gibi seçenekler var. Orta sahada takım organizasyonunu Michael Bradley üstlenecek. Destekçileri de Graham Zusi ve Beşiktaşlı Jermaine Jones olacak. Hücum hattında Jozy Altidore ve Clint Dempsey'nin yeri garanti gibi. Bayern Münih'li genç yıldız adayı Julian Green de fırsat bulduğu takdirde kendini gösterebilir. En iyi derecesini 2002'de çeyrek finale kalarak elde eden Amerikalılar, bu turnuvaya düşük beklentilerle geliyorlar. Ancak, Almanya-Portekiz ikilisinden birine çelme takabildikleri takdirde çapraz gruptan gelecek denk rakiplerden birini alt edip aynı başarıyı tekrarlama ihtimalleri de yok değil.

Gana
2010 Dünya Kupası çeyrek finalinde Uruguay'la oynadıkları maçın 120. dakikasında, kupa tarihinde yarı finale yükselen ilk Afrika takımı olmaya çok yaklaşmışlardı. Dominic Adiyiah'ın altıpas içindeki karambolde kafasıyla ağlara doğru gönderdiği top, çizgi üstünde Luis Suarez'in ellerine takıldı. Ama bir şansları daha vardı. Hakem penaltı noktasını gösterdi, Suarez'i oyun dışına gönderdi. Asamoah Gyan, o sıralarda eline aldığı maç topunu penaltı noktasına dikmiş, hakemin düdüğünü bekliyordu. Gyan gerildi ve toptan uzaklaştı, beklediği düdük çaldığında topa doğru koşmaya başladı. Artık bir ülkenin, hatta bir kıtanın umutları sağ ayağına hapsolmuş durumdaydı. Gyan topa vurdu, vurduğu toptan çıkan sesi, üst direkten gelen ses takip etti. Arada geçen zamanda sanki bütün dünya susmuştu. Gyan yıkıldı, Gana yıkıldı, Afrika yıkıldı. Maç penaltılara gidiyordu. Bu bir film olsa Gana yine penaltılarda da olsa mutlu sona ulaşabilirdi ama gerçek hayat, elindeki fırsatı tepenlere o kadar hoşgörülü davranmıyor. Bunu öğrenmek için bir kıtanın ve ekranları başında milyonlarca insanın kahrolması gerekmiyordu belki ama Gyan artık, 1994'te kaçırdığı penaltıyla hatırlanan Baggio'nun hemen yanında, tarih sayfalarında yerini almış durumda. Gyan ve arkadaşları Brezilya'ya aradan geçen dört senenin belki de her birinde hatırladıkları bu ânı silmek için geliyorlar. Dünya Kupası'na dair hatırladıkları son şey artık o penaltı olmasın diye, ilk maçın ilk düdüğüne kadar bekleyecekler ve düdük çaldıktan sonra o kötü izleri ellerinden geldiğince silebilmek için mücadele edecekler. 2012'de görev başı yapan teknik direktör James Kwesi Appiah yönetimindeki takım, elemelerde grubunu lider bitirmiş ve play-off'ta Mısır'ı ilk maçta 6-1 dağıttıktan sonra kupa biletini almaya hak kazanmıştı. Gana, hazırlık maçlarında da iyi bir görüntü çizdi. Hollanda'ya tek golle kaybeden takım, son maçında Güney Kore'yi 4-0 mağlup etmeyi başardı. Savunmada Jonathan Mensah, John Boye gibi Fransa ligi tecrübeli isimler bulunan Gana'nın orta sahası ise İtalya ağırlıklı. Teknik direktör Appiah'ın elinde Milan'lı Essien ve Muntari, Juventus'lu Asamoah ve Schalke'li Kevin-Prince Boateng gibi seçenekler var. Hücum hattında ise Gyan'ın yanında Marsilya'lı Andre Ayew ilk tercih gibi görünürken, Valenciennes'den Abdul Majeed Waris de dikkat çeken isimler arasında.

Portekiz
Köklü bir futbol geleneğine sahip Portekiz, bu kupaya Cristiano Ronaldo'nun takımı olarak geliyor ama bunda suç Portekiz  futbolunun değil. Zira Şampiyonlar Ligi kupasını havaya kaldıran Ronaldo öyle bir sezon geçirdi ki; bireysel performansıyla bütün takım arkadaşlarını gölgede bırakmayı başardı. Paolo Bento yönetimindeki takım, elemelerde Rusya'nın arkasında ikinci sırayı alıp play-off'ta İsveç ile eşleştiğinde Ronaldo'nun sekiz maçta üçü Kuzey İrlanda'ya olmak üzere toplam 4 golü vardı. Ancak, İbrahimoviç-Ronaldo düellosuna dönen eşleşmede takımının iki maçta attığı dört golün altına imzasını koyan Ronaldo, adeta tek başına koca bir ülkeyi Dünya Kupası'na taşıdı. Görevini yapan süper yıldız, sakatlığı nedeniyle ilk grup maçını kaçırabilir. Bu yüzden, Portekizlilerin dileği teknik direktörlerinin aradan geçen sürede Ronaldo'suz bir başarı formülünü bulabilmiş olması. Bento bunu başarır mı bilinmez ama kupa öncesinde oynadığı iki hazırlık maçında sadece bir gol atabilen, onu da ikinci maçın son dakikasında Fenerbahçeli Bruno Alves'in kafasından bulan Portekiz'in bu konuda pek de ümit vermediği kesin. Savunmaya öncelik veren takımın kalesini Rui Patricio koruyor. Savunmanın ortasında Pepe ve Alves'in yerleri garanti. Sollarında Coentrao, sağlarında Valencia'lı Joao Pereira var. Orta sahada Moutinho-Veloso ikilisini Sporting Lizbon'da harika bir sezonu geride bırakan genç yetenek William Carvalho tamamlıyor. Hücumda Ronaldo'nun partnerliğini ise Nani, Postiga ve Beşiktaşlı Almeida gibi isimlerden ikisi üstlenecek. Portekiz'in kardeş ülke Brezilya'da ne kadar ilerleyebileceğine ise Bento'dan çok, Ronaldo'nun performansı belirleyecek.

































Rusya
Son iki Dünya Kupası'na katılamayan Rusya, 2018'de evinde düzenleyeceği kupa öncesinde Brezilya'da boy gösterecek. Dört sene sonrası için ne kadar fikir verebilecekleri meçhul, zira turnuvanın en yaşlı kadrolarından birine sahipler ve başta savunma hattındakiler olmak üzere kadrodaki isimlerin büyük bir kısmının dört sene sonraki takımda yer alması beklenmiyor. Rusya'nın en dikkat çekici özelliği ise kupaya tamamı yerel ligde forma giyen futbolculardan oluşan bir kadroyla katılan tek takım olması. Son dönemde Guus Hiddink ve Dick Advocaat gibi tecrübeli isimlere emanet edilen takımın dümeninde, 2012'den bu yana dünyanın en iyilerinden biri kabul edilen Fabio Capello var. İtalyan teknik adam yönetiminde iyi bir eleme grubu performansı sergileyen Rusya, grubu Portekiz'in önünde lider tamamlayı başardı ve adını kupa yolcuları arasına yazdırdı. Oynadığı 10 maçta 5 gol yiyen takım, sadece bir gol yediği üç hazırlık maçında da savunmasıyla dikkat çekti. Kalesini CSKA Moskova'lı Igor Akinfeev'in koruduğu rusya'nın savunmasında da yine CSKA'dan Ignasevıch-Berezutskı ikilisiyle birlikte, Kombarov ve Eshchenko öne çıkıyor. En büyük handikapları ise orta saha bölgesinde. Kaptan Shirokov turnuvaya kısa bir süre kala sakatlığı nedeniyle kadrodan çıkarıldı. Shirokov'un yokluğunda Glushakov, Denisov, Samedov, Shatov, Faizulin gibi isimler sorumluluğu üstlenecek. Takımın en önemli yıldızı ise belli bir seviyeyi koruyan ama beklenen patlamayı bir türlü gerçekleştiremeyen Alan Dzagoev. Hazırlık maçlarının formda ismi Zhirkov da Euro 2008 performansını tekrarlamak istiyor. Capello'nun ileri uçtaki ilk tercihi ise Spartak Moskova'da sezonu 22 maçta 10 golle tamamlayan 23 yaşındaki Aleksandr Kokorin. Tecrübeli Kerzhakov da ihtiyaç duyulduğu anlarda sahaya sürülecek isimlerin başında geliyor. Rusya'nın bu kupadaki ilk amacı gruptan çıkabilmek ve kendi evinde düzenleyeceği kupa öncesinde beklentileri yükseltebilmek. Capello ise Brezilya'ya, dört sene önce Güney Afrika'da İngiltere ile yaşadığı hayal kırıklığının izlerini silmek için gidiyor.

Belçika
1986 Dünya Kupası'nda elde ettiği dördüncülüğün ardından takip eden dört kupada da boy göstermeyi başaran ancak ikinci turdan ötesini göremeyen Belçika, Scifo'lu, Wilmots'lu, Gerets'li, Preud'homme'lu, Luc Nilis'li kadrolarının devamını getiremedi. 2000'lerin başında dünya futbol sahnesinden uzaklaşan ülke, buna karşın aradan geçen sürede boş durmadığını yetiştirdiği yeni altın jenerasyonla kanıtlıyor. Kupanın en genç üçüncü takımı olan Belçika, mevcut kadrosu ve alttan gelen yetenekleriyle birlikte gelecek 10-15 sene boyunca futbol sahnesinin baş aktörlerinden biri olacak. Bu jenerasyon, ilk sınavını ise Brezilya'da verecek. 2012'den beri görevde olan teknik direktör Marc Wilmots da bu kadroyla birlikte büyümek isteyen bir teknik adam. Wilmots elemelerde Hırvatistan, Sırbistan, İskoçya, Galler ve Makedonya ile mücadele ettikleri zorlu gruptan takımını 9 puan farkla lider çıkarmayı başardı. İçeride-dışarıda neredeyse her maçını kazanan takım, kupaya da en büyük sürpriz adayı olarak geliyor. Hazırlık maçlarında Lüksemburg, İsveç ve Tunus'u mağlup eden Belçika'nın kalesini Atletico Madrid'de harika bir sezonu geride bırakan Thibaut Courtois koruyacak. Takımla ilgili en büyük soru işareti ise defans hattına dair. Kaptan Vincent Kompany dışındaki neredeyse her isim, kulüp takımında vasat ya da kötü bir sezonu geride bıraktı. Vertonghen Tottenham'da sezonun yarısını oynamadı, Vermaelen-Van Buyten-Alderweireld üçlüsünün toplam lig maçı sayısı ise 38. Benzer bir problem, orta saha için de geçerli. Zenit'te istikrarlı bir sezonu geride bırakan Witsel'i bir kenara koyalım, Kevin de Bruyne-Fellaini ikilisi sezonun yarısını oturarak geçirdi. Alternatifleri Dembele, Chadli ve Defour da parlak bir performans sergilemediler. Belçika tüm bu sorunlara karşın, hücum hattındaki yıldızlarıyla rakiplerinin gözünü korkutmayı başarıyor. Ataklara yön veren isim, dünyanın en iyi futbolcularından biri olarak gösterilen Eden Hazard. Chelsea'li süper yıldıza Everton'lı Mirallas ve Napoli'li Mertens eşlik edecek. Kupa öncesi milli takım tercihini Belçika'dan yana kullanan Manchester United'ın genç yeteneği Adnan Januzaj da fırsat bulduğu takdirde, takımına yardımcı olmaya çalışacak. Aston Villa'lı Benteke'nin sakatlığı, Wilmots'un hücumdaki kozlarını azalttı. Ancak, Everton'da harika bir sezon geçiren ve kupanın yıldız adaylarından biri olarak gösterilen Romelu Lukaku da tek başına Belçika'yı taşıyabilecek kapasiteye sahip. 'Kırmızı Şeytanlar', Brezilya'ya büyük beklentilerle gidiyor. Gruptan çıktıkları takdirde Almanya-Portekiz ikilisinden biriyle eşleşmeleri muhtemel. Bu eşleşmeden üstün ayrılırlarsa beklentileri karşılamış olacaklar. Aksi bir durumda ise bu genç kadro, bir sonraki kupaya kadar eleştirileri göğüslemek zorunda kalacak.

Güney Kore
Son yedi Dünya Kupası'nda da boy gösteren ve Brezilya'da üst üste sekizinci kez en büyük sahnede yer alacak Güney Kore, 2002'de Japonya ile birlikte düzenlediği kupada tarihinin en başarılı derecesini elde etmişti. Guus Hiddink yönetimindeki takım, İspanya ve İtalya gibi devleri yenerek yükseldiği yarı finalde Almanya'ya boyun eğmiş ve üçüncülük maçında Türkiye'ye yenilerek turnuvayı dördüncü sırada tamamlamıştı. O kupada oyuncusu ve taraftarıyla herkesin sempatisini toplayan takım, saha içinde aldığı skorlar bir yana, saha dışındaki tavrıyla da rakiplerinin gözünde saygı duyulan bir ekip konumunda. Güney Kore, bu duruşunu Brezilya'da da koruyacak gibi görünüyor. Asya elemelerinde 4. tur grubunda İran'ın ardından ikinci sırayı alan takım, Dünya Kupası'na doğrudan katılma hakkı kazandı. Ülkenin futbol efsaneleri arasında yer alan 45 yaşındaki Hong Myung Bo'nun çalıştırdığı Güney Kore, kupada çoğunluğu 2012 olimpiyat oyunlarında üçüncü olan kadroda yer alan futbolcularla mücadele edecek. Takımın en önemli yıldızları ise sezonu Sunderland'de geçiren Ki Seung-Yueng ile birlikte, hücumlara yön verecek Mainz'lı Koo Ja Cheol, Arsenal'ın Watford'a kiraladığı Park Chu Young ve Bayer Leverkusen'li Son Heung Min olacak. Hazırlık maçlarında Tunus ve Gana'ya mağlup olan ve gol atamayan Güney Kore, bu performansıyla Belçika ve Rusya'nın gerisinde gözükse de ilk maçta Rusya'dan alacakları bir puan, tabloyu olumlu anlamda değiştirebilir.

Cezayir
2010 Güney Afrika'da, 24 yıl sonra mücadele ettiği Dünya Kupası'nda imza bırakamadan elenen Cezayir üst üste ikinci kez en büyük sahnede boy göstermeye geliyor. Bu kez, dört sene öncesine göre daha potansiyelli ve daha iddialılar. Tecrübeli Vahid Halilodziç yönetimindeki takım, Afrika elemelerinde grubunu lider tamamladıktan sonra play-off'ta Burkina Faso ile eşleşti. İlk maçı deplasmanda 3-2 kaybeden Cezayir, rövanştan Bougherra'nın golüyle galip ayrıldı ve adını Brezilya yolcuları arasına yazdırmayı başardı. Takımın kalesini Rais M'Bolhi'nin koruması bekleniyor ama Zemmamouche de Halilodziç'ten formayı kapabilir. Savunmada Bougherra ve Medjani öne çıkan isimler. Orta sahada Tottenham'lı Bentaleb ve Inter'li Taider gibi genç yeteneklere sahip Cezayir'in saha içi kumandanı ise Valencia'da 45 maçta 7 gol-10 asistlik performansıyla dikkat çeken Sofiane Feghouli. Boşnak teknik adamın ileri uçta görev vermesi beklenen isimler ise Sporting Lizbon'da sezonun ikinci yarısındaki performansıyla dikkat çeken İslam Slimani ile Dinamo Zagreb'li Hilal Soudani. Porto'lu Ghilas da yedekten katkı verebilecek isimler arasında. Cezayir, kağıt üzerinde grubun en zayıf takımı gibi görünse de her türlü sürprizi yapabilecek potansiyele sahip. Bunu da kanıtlamak için ellerinden geleni yapacaklar.